Değerli hocamız Ali Özdemir’in bir yazısı dikkatimizi çekti, asalında kimsenin pek üstünde durmadığı ama perde arkasında küresel piyasa oyunlarının bulunduğunu anlatan hocamızın su sektörü konulu yazısını sizlerin de dikkatine sunuyoruz:
 
10 Haziran günü resmi bir kurumda işim vardı. Asansöre bindim. 5. kata çıkarken 0,5 litrelik su kolileri de bize eşlik etti. Satıcıya "Bunlar size kaç paraya geliyor" dedim. "35 Kuruş" dedi.

Bir gün önce aynı suyu vasat bir büfeden 1.5 TL'ye almıştım. Aradaki 1.15 TL para haksızdı. Bu ticaret değildi. 

Serbest piyasa ekonomisi, liberalizm, etik, ahlâk, âhilik, demokrasi, kapitalizm, vurgun, haram, hukuk, esnaf, oda, birlik, enflasyon, plastik, PVC, kanserojen, BPA kavramlarını beynimde dolaştırıp bir daha ambalajlı su içmemeye karar verdim.

6 milyar TL'lik ambalajlı su sektörünün kimlerin elinde olduğunu bir araştırayım dedim. Veriler, firmaların 4'te 3'ünün küresel tröstlerin eline geçtiğini gösteriyordu. Oturup bir defa daha ağladım.

Kendi suyumuzu bize sütten daha pahalıya sunan vicdansızlara dur diyebilir miyiz? Sadece çeşme suyu içsek ölür müyüz? Serbest ticaret bu mudur?
 
 
TÜRKİYE EN STRESLİ 11. ÜLKE OLDU
 
2018 yılında 140 ülke baz alınarak hazırlanan rapora göre, Türkiye’nin en stresli 11. ülke olduğu anlaşıldı. Böylelikle Türkiye’deki stres ortalaması yüzde 52 olarak kayıtlara geçti.
Peki bu stresin nedeni ne?
Nedeni belli;
Sabahtan akşama kadar ulusal tv kanallarında gerek politik, gerek ekonomik, gerekse seçim nedenleriyle AKP ve MHP liderlerinin ortamı germeleri, vatandaşın da bundan bıkması…
Öyle ya ne mecburiyetimiz var kanallarda sabahtan akşama kadar CHP ve liderine yüklenilmesini dinlemeye?
Yeter artık, bıktık, strese girdik…
 
 
 
İMAMIN YERİ
 
Son zamanlarda ulusal kanallarda haber programlarına imamlar da çıkıyor.
Açılışlara, konferanslara, dini programlara vs.
Son olarak da İstanbul büyükşehir belediye çalışanlarının bir protestosunda gördük bir imamı, resmi kıyafetini giymiş, politik bir protesto gösterisine katılmış…
Bilindiği gibi imam ve müftülerin resmi kıyafetleri konusunda bazı yasalar var, buna göre bunlar o beyaz cüppeyi sadece ve sadece cami içinde ve cenaze namazlarında giyerler. Sadece Diyanet İşleri başkanı bu prosedürden muaftır.
Peki o imamın orada cübbesiyle protestocularla birlikte poz vermesi ne iştir?
 
 
Kepazelik cadde boyu
 
Zonguldak caddeleri ilginç,
Hiçbir yerde olmayan görüntüler her nedense burada var,
Örneğin;
Bizim kentte manavlar dükkanlarının içinden çok dışını kullanırlar,
Belediye adama yer gösterir mısır satsın diye, adam gider şirket kurar gibi mısırın yanına kestaneci açar, iki adım öteye kiraz satan araba getirir, iki adım beriye çilekçisini yerleştirir , ara sırada bunların önünü süpürüp çöpleri de ya dereye atar, ya da yola döker, bir çöp tenekesi bulundurmaz…
Kendisini ikaz eden zabıtayı da dövmeye kalkar…
Çingeneler gün boyu cadde eve sokaklarda öttürüp dururlar, gelen geçenden de para isterler, dilencilik bizde serbest ya,
Genç kadınların kucaklarında bir bebe, ellerinde kağıt mendil bizde, bu sokaklarda…
Arabaların önüne yatanlar da burada,
Eşek traşlı bir takım gençlerin ana caddede gruplar halinde bağırıp çağırmalarına da alıştık…
Badanasız boyasız hurda yapılar bizde,
Çatı diye prefabrik kat çıkmalar bizde,
Oynayan kaldırım taşları sadece ve sadece bizde,
Araç girmesin diye çakılan ve sonra yerinden sökülen babalar da bizde,
Sizin anlayacağınız,
Kepazelik bizde…
İyi ki turist gelmiyor buralara!
 
 
 
 
 
 
 
 

  
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner228