Bu günlerde tüm ülke Ayasofya’yı konuşuyor.
Türkiye’deki 85 bin cami arasına katılan Ayasofya için çeşitli görüşler tartışılıyor.
Sadece ülkede değil, dış ülkelerde de Ayasofya gündemde, onlarda da çeşitli görüşler dile getiriliyor.
Şu bir gerçektir ki Ayasofya madem camiye dönüştürüldü, hiç olmazsa ruhuna uygun korunmalı.
Bu konuda internette yaptığımız araştırmada bir avukatın görüşleri dikkatimizi çekti:
Avukat Remzi Kazmaz, yeniden camiye dönüştürülen Ayasofya’nın, ruhuna uygun korunabilmesi için Fatih Sultan Mehmet dönemindeki hassasiyetlerin gösterilmesi gerektiğini söyledi.
 
Gazetecilerin sorularını cevaplandıran Av. Remzi Kazmaz, bu hassasiyetler hakkında şu bilgileri verdi:
 
“Fatih Sultan Mehmet Ayasofya’yı camiye çevirdikten sonra göz hizasında olan tüm mozaikleri ilkin perde ile ardından da ince bir sıva ile kapattırır. Ancak göz hizasının üzerinde kalan hiçbir mozaiği örttürmedi ve sıva ile kapattırmadı. Bu durum 1710 yılına kadar devam eder. Birinci Mahmut dönemine kadar Ayasofya’nın kubbesinin ortasındaki pantakrator mozaiği, apsis alınlığındaki Meryem ve kucağında İsa mozaiği dâhil tüm mozaikler açık bırakılmıştır. Bunun ana sebebi İslam dinini iyi bilmeleri ve bağlı oldukları Hanefi mezhebine uymalarıdır.
 
Hanefi mezhebine göre, göz hizasından yukarıda bulunan bir resim veya heykel olan yerde namaz kılmakta sakınca yoktur.
 
İslam dininde resim de haram değil sadece bir dönem için yasaklanmıştır.
Pandantiflerdeki Serafim meleklerinin yüzleri 1847’ye kadar açıkken daha sonra kapatılır. 2009’da bir tanesinin yüzü açılır.
 
Bugünden sonra da Meryem ve kucağında İsa mozaiği dâhil tüm mozaikler açık bırakılmalıdır.”
 
Ayasofya’nın üst galerisinde çok sayıda ikona ve mozaik bulunduğunu belirten Av. Remzi Kazmaz, bu bölümün ibadete açılmaması gerektiğini söylüyor. Üst galerinin ibadete açılması durumunda Ayasofya’nın sembollerinden Desis mozaiği başta olmak üzere tüm ikona ve mozaiklerin kapatılacağını ifade eden Av. Kazmaz, şu öneriyi getiriyor:
 
Kazmaz sözlerine şunları da ekliyor:
 “Bizdeki camilerde alt kat erkeklere, üst kat kadınlara tahsis edilir. Ayasofya’da bunu yapmayalım. Üst kat hiç ibadete açılmasın, turistler için hep açık kalsın.
 
Ayasofya’ya Şam’daki ünlü Emevi Camii modeli uygulanmalı. Kiliseden camiye dönüştürülen yapıda, kadınlar erkeklerin arkasındaki bölümde saf tutarak namaz kılmaktadır. Perde, kafes gibi hiçbir ayırıcı bölme de yoktur. Ayasofya’da da kadınlar üst kat yerine alt katta rahatça ibadetlerini yapabilirler.”
 
Emevi Camii içinde, Hıristiyanlara ait vaftiz havuzları başta olmak üzere birçok eserin korunduğunu vurgulayan Av. Kazmaz, aynı hassasiyetin Ayasofya için de gösterilmesi çağrısında bulunuyor:
 “Osmanlı döneminde kubbenin ortasından top şeklinde sarkıtılan dev boyutlu avize son derece önemliydi çünkü avizenin altının Hızır makamı olduğuna inanılırdı. Hızır makamı Müslümanlar için ne kadar kutsal ise, Hızır makamı ile müezzin mahfili arasında kalan ve Meryem Ana’nın göründüğüne inanılan alan da Hıristiyanlar için kutsaldır. Dairelerden oluşan, ayakla basılmayan bu alanın açık bırakılması isabetli bir karar olacaktır.”
 
Böyle diyor bir avukatımız bu hassas konuda, bana “olabilir” gibi geldi…