Bir bayramı daha geride bıraktık, zaten millet parasız pulsuz rahat rahat bir bayram geçirememenin sıkıntısını yaşarken, yaşamımıza hükmeden aksamalar da bu sıkıntıları katladı…
Örneğin;
Dilenciler… Nereden ve nasıl geldikleri anlaşılamayan bu dilenciler bizim buralı değil… Sokaklarda, caddelerde onlarca genç kadın ve erkek gelene geçene avuç açıyor, ilkel bir görünümü bu çağda hiç de haketmediğimiz bir şekilde bize yaşatıyorlar; üstüne üstlük içinden gelerek dilencilere yardım etmek ve sadaka vermek isteyenler de karşılarında gerçekten muhtaç bir insan görememenin sıkıntısını çekiyorlar… Karşılarında avuç açan senden benden sağlıklı kişi gerçekten muhtaç mı, değil mi? Bir de zurnacılar var, bırakın çalmayı, öttürmeyi dahi beceremeyen çoluk çocuk takımının “boş geçmeyin abiler, ablalar…” şeklinde dilenmeleri… Sıkıntıların biri bu!
Bir başka örnek;
Seyyar satıcılar… Her köşe başı ve her sokakta karşımıza çıkan, birilerinin kaptığı ve sahiplendiği caddelerde şirketleşmiş bir şekilde beşer, onar el arabası şeklinde bir adama çalışan seyyarlar hiç de manavlardan aşağı olmayan fiyatlarla algı yanıltması yaparak bağırış çağırış kavun karpuz ve mısır kakalıyorlar… Son olarak bunlara fasulyeciler de eklenmiş vaziyette… Ara sokakların kenarlarını parsellemiş vaziyette satış yapan köylü kisvesi altındaki bazı uyanık kadınlar da pazaryerinin iki üç misli fiyatlarla sebze meyve kakalamanın peşindeler… Bahçesinden toplayıp getirene bir şey dediğimiz yok ama yol kenarına belediye halinden aldığı dolu kasalarla manav açanlara sözümüz çok… Bu da ikinci sıkıntı…
Bir örnek daha…
Günlerden bayram… Çocuklar eğlence istiyor… Duymuşlar, ille de aquapark istiyorlar. Giriş kişi başı elli lira, içeriye yiyecek içecek getirmeniz yasak, kapıda her tarafınızı arıyorlar, utanmasalar bebeklerin biberonuna bile müdahale edecekler, zaten havuz başında bebeğe biberonla bir şey vermeye kalksanız birileri hemen yanıbaşınızda; “burada olmaz gelin bizim yanımızda içerde verin biberonu…”, içerde çay dört lira, kahve dokuz lira, küçük su iki buçuk… Tost ekmeğinden iki lokmalık tost ise on dört Türk lirası… Kimsenin kazandığı parada gözümüz yok ama böyle aquapark gibi olanaklardan, fiyatlar aşağı çekilip, tatillerde tüm çocuklar yararlansa, ana babaların boyunları bükük kalmasa daha insaflı ve akılcı olmaz mı? Bu da bir başka sıkıntı…
Al bir örnek daha…
Cani istediği yere istediği zaman park eden sorumsuz sürücüler… Hava sıcak, otonuzun içersinde yanıyorsunuz, ama trafik tek yönlü ve ışık dahi bulunmayan yolda bir türlü ilerlemiyor… Neden? Yolun sağına bakın görürsünüz… Soğuksu örneğin… Bir de özellikle Kadırga Rampası! Yıllardır yazılıyor, çiziliyor, anlatılamıyor. Bari paralı park yeri yapın burayı da imse park etmesin… Başka yolu yok… Sıkıntı işte…
Örnek çok…
Evet örnek çok, ama hepsini yazacak yerimiz yok… Son bir örnek daha verelim; hava bayramda sıcaktı, önümüzdeki günlerde daha da sıcak olacak. Hava sıcaktı ve vatandaş sahıllara aktı… Bizim sahillerimize… yerel yönetim ve idarelerce bir tek soyunma kabini, bir tek WC bile konulmamış sahillerimize… Hadi sizler koyamadınız, verin bari özele, ama o da boşvermişliğin kurbanı olmuş… Vatandaş baldır bacak soyunuyor, çişini denize yapıyor, öbürünü de en yakın kayalığın ya da ağacın arkasına… Çağdaşlıkmış, mağdaşlıkmış aramayın, Zonguldak burası!..
Böyle bir bayram geçirdik işte…
Bayramsa…
Bence değil, bence eziyetin bayram havası verilmiş öteki yüzü…
 
 
    
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner228