Oy verdiğim bir siyasetçi olmasa da, Rahmetli Ecevit’in “Doğrusal tutarlılık” sözünü severim... Özü sözü gibi, çizgisi de değişmemeli siyasetçinin… Niyeti açık olduğu gibi gizli ajandası da bulunmamalı… Söylediği sözün arkasında durabilmeli her zaman… İnsanlar, o sözleri için oy verdi çünkü… Başefendi yıllarında durum değişti, doğrusal tutarlılıktan daha çok “takiyye kültürü” egemen oldu her şeye… Manevra yapma, zikzak çizme, nabza göre şerbet verme yüzsüzlüğü “siyasi ustalık” sayıldı…
 
Şöyle bir düşününce şaşırıyor insan, dün “ak” dediğine ertesi gün ne çok “kara” demiş Başefendi… Kürt meselesindeki insanın vicdanını acıtan zikzaklarını mı anlatsam, dün al takke ver külah yaptığı FETÖ ile bugün tutuştuğu iktidar kavgasını mı? Dış politikada “Komşularla sıfır sorun” diyerek çıktığı yolda, 18 yıl sonra çatışmadık bir komşu bırakmayan beceriksizliğini mi saysam, işine geldiğinde AB’ciliğe, sıkıldığında ABD’ciliğe, boş kaldığınca Avrasya’cılığa soyunan yalancı pehlivanlığını mı?
 
MUHALİFLERE DEVE KİNİ GÜDÜLDÜ
Hatırlarsınız, sözde ustalık döneminde, “İleri demokrasi” vaat etti Başefendi... Türkiye Avrupa tipi demokrasiye sahip olacaktı… Vazgeçtim daha ilerisinden mevcudu bile koruyamadı… Hakları göz göre çiğnenen insanların toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkı, polisiye yöntemlerle bastırıldı, sokakta eylem yapmak terörle aynı muameleyi gördü çünkü… “Özgürlükler ülkesi olacağız” diyen Başefendi, grevleri yasaklamakla övündü… Grev de, protesto gösterisi de en temel insan hakkıydı oysa…
 
Mahpustaki gazetecilerin sayısını bilen yok, birçoğunun yazdığı haber, “terör eylemi” olarak kayıtlara geçti çünkü… Muhaliflere deve kini güdüldü… Başefendi aleyhine nahoş tiwit atan, aradan yıllar geçse de sabaha karşı evi basılıp apar topar içeri tıkılırken, ana muhalefet partisi liderini yumruklayıp linç etmeye kalkanlar özgürce dolaştı ortalıkta… Mahkeme kararı olmadan gece yarısı kararnameleriyle insanların mülklerine el konuldu, kamudaki işinden edildi… Mülkiyet hakkı bile yok sayıldı yani…
 
BİRİLERİ BAL MI ÇALINIYOR YOKSA AĞZIMIZA?
Dahası seçme seçilme hakkı gasp edildi arsızca… Başefendinin siyasi rakibi olan milletvekilleri, yüzde yetmiş, seksen oyla seçilmiş belediye başkanları, Başefendinin emrindeki İçişleri Bakanının bir fezlekesiyle görevden alındı, sonra da kendi adamları atanarak halk iradesi yok sayıldı… “Millet iradesi” sözcüğününkutsandığı dönemdioysa… “Kabataş’ta başörtülü bacıma saldırdılar”, “Camide içki içtiler” gibi yalanlar siyasetin ana unsuru haline geldi… Aynısı Zonguldak’ta da uygulanıyor şimdi…
 
AKP Milletvekili Uçar “Yeni hastanenin otoparkı yok, Kız Meslek Lisesini yıkıp otopark yapacağız” dedi… Durumdan vazife çıkaran Selim Alan hazırlıklara girişti… CİMER’den “Öyle bir durum yok, otopark da var, okul da yıkılmayacak” yanıtı geldi şikâyetçi bir vatandaşa… Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının sitesindeki bir belge, “Filyos’a başta termik santral olmak pek çok kirli yatırım yapılacak” diyor, devletin başka birimi TBMM kürsüsünden yalanlıyor… Kim kimi kandırıyor o halde… Birileri bal mı çalınıyor yoksa ağzımıza? 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
Gülden 2 hafta önce

Sayın Öztürk, yazınız anladığımız dilden duygularımıza rehber olmuş..Yazan kaleminiz hiç tükenmesin

Misafir Avatar
Reis 3 hafta önce

Siyaset Bilimci olarak yazınızın siyaset ve iktidar kavramının dışında bakış açısı ile bir türk mahalle ağzı ile yazıldığını belirtmek isterim .

banner228