Neresinden baksan elde kalıyor.

Boşanma rakamları korkunç boyutlara ulaşmış.

Salgın verileri zaten en ölümcül rakamları gösteriyordu.

Cezalardan dolayı vatandaş, bir nevi vergi öder gibi devlete katkı verir olmuş.

İsraf almış başını gitmiş.

Her gün on binlerce ton ekmek, yemek çöpe gidiyor. Kıymetini bilmeyip, bir lokma ekmek için can verenleri hiç düşünmeyip çöpe attığımız o kutsal nimet var ya, bizi çarpıyor.

Bir lokma ekmeğe muhtaç olan onca zavallı insanlar ile sofradaki yemek çeşidini az bularak burun kıvıranlar, aynı insan evladı değil mi?

GÜNAYDIN BAKAN BEY!

Eski Orman ve Su işleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2018-2019 yılı evlenme ve boşanma verilerini paylaşmış. Geçtiğimiz sene 155 bin çiftin boşandığını dile getiren eski bakan, "Bu korkunç bir rakam" demiş ve eklemiş:

"Aile milletin hücresidir. Hücre sağlam olduğu zaman millet de ayakta kalır. Özellikle ABD’de boşanma oranı yüzde 60, fakat buna gülmemiz lazım. Bizde de durum o kadar parlak değil. TÜİK verilerine göre 2018'de 554 bin 389 çift evlenmiş, aynı yıl 143 bin 573 kişi boşanmış. Boşanmadan ayrı yaşayanları da katarsak rakam yükseliyor, yüzde yaklaşık 26 gibi oluyor, bu korkunç bir rakam. 2019’da ise evlenen çift sayısı 541 bin 424, boşanan kişi sayısı 155 bin 147 kişi, yüzde 29 oranında artış var. ABD, Avrupa böyle diyoruz ama Türkiye’de de oranlar neredeyse 3’te bir oranına yükselmiş”

Günaydın!

Bu rakamlar uzaydan gelmedi ki...

Oysa ki yıllardan beri istikrarlı bir şekilde yükselen bir gerçek bu. Boşanmak demek, fertlerin kendini güvende hissettiği sıcak aile kurumunun yıkılması demek. O sıcak yuvada yaşayıp topluma faydalı bir şekilde eğitim görmesi gereken yüz binlerce yavrunun bundan mahrum olması demek. Bir de işin vahşet boyutu var. Bu boşananlardan kaç tanesi eşini öldürdü, kaç tanesi yaraladı. Kaç evde şiddet uygulandı? Kaç bin çocuk bunlara şahit oldu? Bunlardan ne kadarı bu travmayı atlatıp da toplum için normal bir birey olabilecek? Bir de bunların istatistiğini tutabilsek keşke...

Acaba bu derinlerdeki kanayan yaranın da istatistiğini tutabilecek bir ölçü aracı var mı?

Ama yok, kısır siyasi tartışmalardan, seçimlerden, şekilcilikten, trübünlere oynamaktan bu konulara sıra gelmedi maalesef. İktidarı, muhalefeti, amiri, memuru, işçisi, köylüsü, esnafı kısacası bütün bir toplum olarak hepimize rahat battı. Böyle giderse, elimizdeki imkanları kaybetmeye mahkumuz. Kafamızı toplayıp, "Biz ne yapıyoruz" diye düşünürsek, durumu kurtarabiliriz. İnsana umutlu olmak yakışır. Umudumuzu yitirmeyelim, asıl bu konulara eğilelim.  

VATANDAŞ CEZA ÖDEYEREK VERGİSİNİ VERİYOR!

Korona virüs salgını hepimizin aklını başından aldı. Ülkemizde ölümleri önlemek için konulan tedbirleri tınlamayan vatandaşlar, bütçeye adeta 'örtülü' destek verdiği ortaya çıktı.

Bütçenin önemli gelir kalemlerinden olan idari cezalar, 2020'de adeta rekor kırmış. Trafik kurallarına uymama, maske kullanmama ve sosyal mesafeye dikkat etmeme gibi nedenlerle kesilen idari cezalar, son 11 ayda yüzde 46,4 artmış. Buna göre yılın ilk 11 ayında 'bütçeye gelir' olarak kaydedilen para cezaları, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 14,5 artarak 14 milyar 383 milyon liraya ulaşmış.

2020 yılı için 11 milyar 815 milyon lira olan başlangıç tahminini aşan bu rakam, geçen yılın tümünde elde edilen 14 milyar 377 milyon liralık tutarın da üstüne çıkmış.

Para cezalarının detaylarına bakıldığında ilk 11 ayda geçen yılın aynı dönemine göre, idari para cezaları yüzde 46,4 artarak 8,2 milyar liraya çıktı. Vergi cezaları ise yüzde 13,7 düşerek 5,3 milyar TL oldu. Diğer para cezaları da yüzde 63 artışla 404,4 milyon liraya yükseldi.

Ey benim akılsız başım, yalandan yere yediğin 14 milyar 383 milyon liralık ceza parasını fakire yoksula dağıtsan, bu memlekette aç adam kalmazdı be!

Yazıklar olsun sana! 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner228