Hepimizin bildiği Edirne Çingenelerinin ünlü şarkısı…
Bu fasulye yedi buçuk lira;
Hem kaynasın, hem oynasın…
Halimem yandan yandan,
Severim seni candan…
Fasulye denen kavram uluslar arası para piyasasında borsalarda yer almaz, bu nedenle fiyatı da yerel üretimlere bağlı olarak mevsimlere göre değişir, iner ve çıkar ama bu günlerde yedi buçuk lirayı göreceğine emin olunan dolar öyle çıktığında düşmez!..
Parayla tanıştığımız son 60 senedir böyle oldu.
Evet;
Dolar pek yakında bu sinemada yedi buçuk lira…
İnşallahlarla, maşallahlarla yürütülmeye çalışılan ekonomimiz çıkılan dolar dualarıyla da kurtarılamadı, demek ki doların Türk lirasını tuş etmemesi için semavi yöntemler para etmiyormuş.
İnsanların satın alım gücü çok ama çok azaldı, asgari ücret eridi, fakirlik arttı;
AKP hükümeti ise ülke insanının refah düzeyini yükselteceği yerde fakirliğe çare olarak bankaların kredi faizlerini indirmesiyle övünüyor. “Paranız yoksa bak faizler yüzde 0.89, git kredi al ve yaşa…”
Yani bir de bankaya düdüklettiriyorlar insanları…
Üç gün rahat et, üç sene taksit öde…
Bu fasulye yedi buçuk lira, bu saatten sonra da düşmez, sen de çal oyna;
AKP’liler öyle yapıyor,
Hatta İstanbul vekilleri olan zat ”kim demiş enflasyon var diye… Bir dolar yine bir dolar, bir euro yine bir euro hem de yıllardır…” diyebiliyor.
Milletin aklıyla dalga geçip ardından da gülebiliyor.
Sen de öyle yap, gül oyna, göbek at, oyunu da AKP’ye vermeyi ihmal etme…
Bize böylesi yakışır!
 
Hadi Gülün… Gülün!..
Alın size gülmeniz için birkaç tane karı koca fıkrası:
KAVGA NASIL BAŞLADI.
Karımla yatakta "kim 500 milyon ister"i izliyorduk. .
Ona doğru dönüp dedim ki, "Sevişelim mi?" "Hayır," dedi.
Sonra ekledim, " son kararın mı?" Bana bakmadı bile, sadece ekledi "Evet."
O zaman dedim ki, "Öyleyse telefon hakkımı kullanayım?"
İşte kavga böyle başladı!..
------------------------------------------------------------
Karıma dedim ki, "Doğum gününde nereye gitmemizi istersin?"
Yüzünde keyiften eridiğini görmek beni ihya etti!.
"Uzun zamandır gitmediğimiz bir yer olsun !" dedi.
O zaman önerdim, "Mutfağa ne dersin?"
İşte kavga böyle başladı...
------------------------------------------------------------
Cumartesi sabahı, sakin- sakin giyindim, kahvaltımı ettim, köpeği kapıp sessizce garaja geçtim…
Kayığı arabanın üzerine atıp, şelaleye doğru yola çıktıydım ki, baktım fırtına çıktı-çıkacak...
Garaja geri döndüm, radyoyu açtım, hava durumu, havanın gün boyu böyle gideceğini söylüyor...
Eve geri döndüm, yavaşça soyunup, yatağa süzüldüm…
Uyumakta olan karımın vücuduna arkadan sarılıp, arzu dolu, kulağına fısıldadım,
"Dışarıda hava berbat"...
10 yıllık sevgili karım mırıldandı 'Salak kocam bu havada balığa gitti, inanabiliyor musun?'
Ve kavga böyle başladı...
------------------------------------------------------------
Bir adamla bir kadın, bebekler gibi uyumakta.
Sabahın üçünde, birden dışarıdan bir gürültü geldi.
Kadın, panik içinde yataktan fırlayıp adama doğru bağırdı:
 'Aman Tanrım, Bu kocam galiba!'
Adam da yataktan fırladı, korku içinde ve çıplak, kendini camdan attı, yere yapıştı.
Dikenli çalının arasından koşabildiğince hızlı arabasına koştu;
Birden aydı, geri dönüp yatak odasına girdi, ve karısına : "
As..tir!!! Senin kocan benim!!!”' diye bağırdı.
'Yok yaa ne kaçtın öyleyse?'
Ve kavga böyle başladı...
------------------------------------------------------------
Kadın çıplak, yatak odasındaki aynadan kendine baktı. Gördüğünden pek memnun kalmamıştı ki, kocasına dönüp,
"Korkunç görünüyorum; yaşlı, şişman ve çirkinim!!" dedi ve devam etti:
"Hadi bana bir iltifat yap, buna ihtiyacım var”
Kocanın cevabı:
 "Gözlerin iyi görüyormuş "
Ve kavga başladı...
------------------------------------------------------------
Mezunlar yemeğinde karımla masadayız,
Yandaki masada, sarhoş, elindeki kadehi çevirip duran kadına bakakalmışım.
Karım sordu, - 'Onu tanıyormusun?'
-'Evet,' dedim, “Eski flörtüm. Duydum ki yıllar önce ayrıldığımızda içmeye başlamış, o zamandan beri kendisini ayık gören yokmuş"
'Hadi canım!' dedi karım, "amma uzun kutlamış”
Ve kavga böyle başladı...
------------------------------------------------------------
Emekli olduğumun ertesi, Sosyal Sigortalar'a gidip müracaatımı yapayım dedim.
Masadaki memure, yaşımı teyit etmek için ehliyetimi istedi.
Ceplerimi karıştırdım, cüzdanımı evde bırakmışım!..
Kadına dedim ki "Bir koşu eve gidip getirebilirim!".
"-Yok canım", dedi kadın , " Gömleğinizi açın lütfen!"...
Düğmeleri açtığımda, kıvırcık, kırlaşmış göğüs kıllarıma bakıp, "bu kır renk, benim için kanıt olarak yeterli!" dedi ve müracaatımı aldı.
Eve döndüğümde, sigortalarda başıma geleni karımla paylaştım.
"Pantolonunu da indireydin keşke!" dedi "maluliyet de bağlarlardı belki!"
İşte kavga böyle başladı... 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
Mustafa KIRANSOY 2 ay önce

Üç yıl önce Karadeniz Bölgesine sızmaya çalışan teröristlerce Şehit edilen Eren Bülbül'ün ve Eren Bülbül'ü korumaya çalışırken 41 kurşun yarasıyla Şehit düşen Astsubay Ferhat Gedik'e Allah rahmet eylesin. Mekanları Cennet olsun. Bu kahramanları yetiştiren anne ve babalara Allah sabırlar versin.
İYİ Kİ VARSIN EREN BÜLBÜL !

banner228