Sizlere çok kısa bilgi sunmak istiyorum. X marka otonun kaskosunu yaptırmak için köklü bir kamu bankasının sigorta şirketinden fiyat aldım. “1900 TL” dediler. Geçen yıl aynı şirkete 1340 TL ödemiştim…
 
Aşırı bir fiyat artışı olduğunu düşünerek web üzerinden biraz tetkik yaptım. Aynı taahhütleri sunan başka bir özel şirkete 1050 TL ödeyerek işi çözdüm.
 
Sigorta sektörü hakkında fazla bir bilgim yok. Ancak şunu fark ettim: X marka araç için 20 farklı sigorta şirketinin verdiği fiyatlar 950 - 4000 TL arasında değişiyor.
 
Serbest pazar ekonomisinin bu kadar yozlaşmış, çürümüş olmasını havsalam almadı. "12 ay için" sıradan bir otoyu kasko güvencesine almada bu kadar yüksek paraların talep edilmesi doğrusu bana hiç makul gelmedi…
 
Başka bir husus ise şu: Kasko ile ilgili şirket şartnamelerini incelerken bir çok kelime oyunu, dolambaç, tuzak, şaşırtma da fark ettim. Çok düşük bedelle zorunlu trafik sigortası ve kasko yapan kimi şirketler bir kaza (hasar) olması durumunda masrafın yüzde 25’ini müşteriden talep etme uygulamasını da başlatmışlar. Yani ucuza sigorta/kasko yaptım diye sevinmemek icap ediyor.
 
Devletimizin ilgili kurumları sigortacıların tarifelerini mutlaka standardize etmelidir. Yani A tipi, B tipi, C tipi vb. gibi sigorta/kasko şartnameleri olmalı. Müşteri kendi gücüne göre birini seçmelidir.
 
Ülkemizde 25 milyon kadar taşıt var. Her birinden toplanan sigorta primlerini topladığımızda 20-40 milyar TL’lik devasa bir rakam karşımıza çıkıyor. Yani her yıl epey bir paramız sessizce yutuluyor.
 
Aşırı derecede reklam yaparak piyasanın büyük dilimini ele geçirmiş olan sigorta şirketlerinin hışmına uğramamak için bazı hususları yazmıyorum. Belki benden daha korkusuz insanlar bunları yazar da soygunun azaltılmasına katkı sağlamış olur.
 


 
İş yapma becerisi çok yüksek olan eğitimci
  
Bazı insanlar için zor, imkansız diye bir şey yoktur. En kötü koşullar altında bile bir çıkış yolu bulur.
 
Size bahsedeceğim kişi yaklaşık 35 yıldır bu ülkenin daha iyi olması için çalışıp durur.
 
Yoruldum, bıktım, usandım dediğini hiç duymadım.
 
Kendisini yakından tanımayanlar Onun ne kadar değerli işler yaptığını bilemez.
 
İlimizde en çok AB Erasmus projesi hazırlayıp uygulayan, öğrencilere, gençlere, yetişkinlere yeni pencereler açan yegane insandır.
 
Bazıları gibi laf ebesi değildir. İşine odaklanır. Onu gerçekleştirene kadar kendini unutur.
 
Kendisiyle 10 yıl kadar aynı kurumda görev yaptık. Bir gün hasta olduğunu, izin, rapor aldığını görmedim. Sabahları herkesten önce işe gelir. En son o çıkar.
 
İdareci olarak çalıştığı 3 okula yaptığı hizmetleri buraya yazsam hayretler içinde kalırsınız.
 
Müdür olarak görev icra ettiği iki okulu bizzat gidip gördüm. İnsanlarla çok kolay iletişim kurduğu için sosyal sorumluluk projelerini başarıyla yapar. Hayırseverlerin eğitime katkı yapması noktasında bir sıralama yapılsa Türkiye’nin en becerikli 50 öğretmeni arasına girer.
2016 yılında ilimizden yılın öğretmeni seçilen Hocamız MEB’in hizmetiçi eğitim seminerlerinde de eğitmenlik görevi yaparak 1000’e yakın yönetici ve öğretmene eğitimler vermiştir.
 
Bu topraklardaki her başarılı insanın atıldığı kazanlara o da atılmıştır. El üstünde tutulması gereken bu değerli eğitimci ne yazık ki küstürülmüştür.
 
Sayın Rafet Yurdagül adlı meslektaşımız halen mesleğini icra etmektedir. Ancak olması gereken yerde değildir.
 
Böylesine yetenekli bir insanın kalite çemberinin dışında tutulması anlaşılır bir durum değildir.
 
 

Her gün 15 saat çalışan elektronik dehası
 
  Fabrikalarda kendi kendine çalışan makineleri, robotları izlemekten asla bıkmam.
 
İnşaatlarda çalışan iş makinelerini saatlerce izleyebilirim. Benim durumumda olan bir çok insan tanıyorum. Bazı uzmanlardan şöyle sözler de duydum: “Türklerde iş makinesi izleme alışkanlığı çok yüksektir.”
 
Bir tv kanalı vardı. Şimdilerde var mı bilmiyorum. Gün boyu iş makinelerinin çalışmalarını yayınlardı. Boş kaldıkça ara ara izlerdim.
 
Video yayınlayan kimi web sitelerinde de otomatik çalışan aygıtları gösteren videolar çokça var. Geçen hafta saatlerce otomobil yapan robotların ve bez maske yapan makinelerin videolarını izledim…
 
İşte bu kendi kendine günlerce hiç durmadan çalışan makinelerin arkasında bulunan üstün yetenekli insanı size rol modeli olarak sunmak istiyorum. Kendisini 25 yıldır tanırım. Bir gün tatil yaptığını, bıktım dediğini, bezgin bezgin oturduğunu görmedim.
 
Onun akıllı makinelere emirleri veren çok karmaşık elektronik devre kartlarını tamir edebilme başarısına hayranım. Evlerde bulunan tüm cihazları çok hızlı biçimde tamir eder. İlimizde bulunan fabrikaların, atölyelerin hemen hemen tümünün aksamlarına eli değmiştir.
 
Günümüzde eline pense, kontrol kalemi, ölçü aleti alan bir çok kişi tamirciyim diye ortalıkta dolanıyor. Bunlara inanmayınız. Diyodu, transistörü, entegreyi bilmeyen insanlar sizi daha fazla zarara sokar. 20 TL’lik arızayı 200 TL’ye yükselttiklerin de çok gördüm.
 
Lise yıllarından itibaren elektronik devrelerle uğraşmaya başlayan, tüm bilgilerini mesleki dergilerden, kitaplardan toplayan arkadaşımızın işyeri adeta bir laboratuvar gibidir. Oraya arasıra gider, tamir çalışmalarını izlerim. Hiç kimsenin aklının ermediği cihazları pratik yöntemlerle onarır, yeni baştan devre kartları tasarlar.
 
Son derece alçak gönüllü, saygılı, kültürlü, araştırmacı, hoş sohbet, bildiklerini saklamayan, tamir işlerini fahiş bedellerle yapmayan kişi Mehmet Uliş Bey’dir.
 
Ülkemizde üretimde kullanılan otomatik makinelerin yüzde 99’u maalesef ithaldir. Bunların hepsi son derece pahalı aygıtlardır.
 
Bizde kullanma kılavuzunu okuma, periyodik bakımları yapma alışkanlığı olmadığı için 10-20 yıl dayanması gereken cihazlar 2-3 yılda hurdaya çevrilip Mehmet Bey’in önüne konur.
 
Kimsenin elini sürmek istemediği otomasyon cihazlarını, medikal aletleri kısa sürede eski haline getirir. Onun bu ülkeye sağladığı tasarruf bence 10 milyonlarca doları geçmiştir. Eğer O bu cihazları tamir etmemiş olsa aletler ya çöpe atılacak ya da yurtdışından teknisyen getirilecektir…
 
Mehmet Bey gibiler bu ülkenin sessiz kahramanı olan değerli kişilerdir. Onları el üstünde tuttuğumuz gün refah toplumu olabileceği