Emperyalist güçlerin ve onların yerli işbirlikçilerinin elinde olan Zonguldak kömür madenleri başta olmak üzere birçok maden işletmeleri tek parti (CHP) döneminde devletleştirildi-işletmeye açıldı.
Kumaş, elektrik, ayakkabı, kağıt, şeker, vb. bir çok sanayi bu dönemde kuruldu  (KİT) ler. Peki bunları kim sattı, kapattı, özelleştirdi?
Başbakan Erdoğan neden sık sık, CHP’nin geçmişinde halka yapılan zalimlikleri tekrarlıyor? Erdoğan’ın söylediklerinin hiç biri yalan değil hepsi doğru çünkü Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Başta Komünistler olmak üzere halka hep kan kusturuldu.
1950 öncesi tek parti dönemi diye adlandırılan ve insanlarımıza kan kusturulan                ( Mükellefiyetler, varlık vergileri, karne ile ekmek vb.-Buna “Türkçe ezan” da dahil- dönemlerden bahsediliyorsa o tarihler arasında evet tek parti CHP idi.
Tek parti CHP idi amma DP ve sonradan günümüze kadar gelen partilerin tamamına yakını ( buna AKP de dahil) geleneksel-köken olarak CHP içinden çıktı,hatta DP kurucuları o dönem CHP nin en yetkili yönetici kadroları içindeydiler.
CHP;1950 öncesi hariç iki ortaklık dışında tek başına hiç iktidar olmadı.
1950 sonrasından günümüze kadar 60 yıl ülkeyi hep diğer sağ partiler; DP, AP, DYP, MHP, MSP, MNP, MC’ler, ANAP vb. yönettiler. KİT leri bunlar sattılar-kapattılar.
Cumhuriyet tarihi boyunca ülkeyi yöneten sağ iktidarlar CHP yi eleştirirken aynı zamanda asıl amaçları CHP üzerinden Sosyalist -Sol düşmanlığı yani emek düşmanlığı yapmak. Akp iktidarı-Erdoğan’da böyle yapıyor. 
Erdoğan; ANAP, DYP, MHP, AP, DP, MSP, MNP, vb. Partileri atlayıp neden sadece CHP yi halk düşmanı,  bir başka deyişle sistemin “Günah Keçisi “ olarak gösteriyor?
Burada ortak amaç aslında CHP den çok, Sol’u özellikle Sosyalist Solu kitlelere hedef göstermek.
Bizler (Sosyalist Sol) kabul edelim etmeyelim, kitleler de CHP yi Sol olarak görüyor.
CHP, sermayenin bir partisi, özellikle devletçi, ulusalcı, anti Komünist.
Sistem karşıtı değil sistem içi bir parti.
Bunların yanı sıra; CHP içinde-yönetiminde Sosyalist Sol geleneğinden gelen birçok kişi var. Bunların kimileri kendini hala “Sosyalist Sol” olarak tanımlıyor.
Geleneği ne olursa olsun bir partiye üye olan herkes ilkesel olarak üyesi olduğu partinin tüzüğüne-programına uymak zorundadır…
Yani CHP de ise artık CHP lidir ve onun Tüzük-Programına uymak zorundadır.
CHP’nin anti Komünistliği ile CHP içinde bulunan Sosyalist Sol geleneğinden gelenlerin
konumu bir çelişki olabilir ama gerçekler böyle.
İktidarların CHP ye Sosyalist Sol adına saldırdığında Sosyalist Solun tavrı ne olmalı? Bunun cevabı; bu tür saldırılarda Sosyalist Solun CHP yanında yer almasıdır
Yaklaşan seçimlerde Sosyalistlerin kendi partileriyle seçime girmesinin CHP ile arayı açabileceğini düşünenler olabilir.                          
Her ne olursa olsun aslonan şey Sosyalistlerin kendi partileriyle-adaylarıyla veya merkezi bir ittifakla seçimlere girmeleridir.
Burada CHP ile ilgili önemli bir şeyi hatırlatmakta fayda var.
CHP genelde Sosyalistlerle açık bir ittifaktan kaçınır çoğu zaman onları küçümser. Amma yerel veya genel seçimlerde oy kaybına uğradığında “ Sosyalistler ayrı olarak seçimlere girmeyip bizi destekleseydi seçimleri alırdık” gibilerden dert yanar. Yahu kardeşim insan biraz düşünür, madem size oy-seçim kaybettirecek kadar güçleri var o zaman neden Sosyalistlerle ilkeli ittifak yapmıyorsun?
 
 
Bazılarımız bu yazının içinden ; “CHP ye kan taşımak” veya “onlar bize gelmiyorsa biz mi onlara gideceğiz?” anlamını çıkartan olabilir. Böyle düşünenlere şöyle bir hatırlatma yapayım.
Zonguldak’ta bazı olağanüstü durumlarda Basın açıklamaları –Eylem toplanmaları olur. Demokratik hak ve özgürlükler için verilen mücadelede bu toplanmalara bazen yüz kişi bazen bin kişi katılır ve yürünür. Genelde bu basın açıklamasını “Zonguldak Demokrasi Platformu” yapar. Platformun oluşumunun-genele yakını CHP’lidir. Sosyalist Sol-Komünist parti üye-yöneticileri bu basın açıklamalarında- yürüyüşlerde bazen ön taraflarda bazen arkalarda genelde CHP’li olanlarla kol kola omuz omuza yürür. Şimdi bu bir çelişki değil mi? Hem CHP yi genelde reddeceksin hem de eylemde CHP ‘lilerle kol kola omuz omuza yürüyeceksin, hem de onlarda bizimle birlikte gaz, cop, tazyikli su yiyecek. Hep beraber direnmekle-yürümekle  “CHP ye kan mı taşındı?” veya “onlar gelmiyorsa biz mi gitmiş olduk?”. Sözüm, hem karşısında, hem yanında olan Sosyalist Solumuzun utangaçlığına…
 
 
 
 
 
 
 
  
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
Mustafa Kıransoy 2 hafta önce

1980 sonrası liberal ekonomik gelişmelerden bahsediliyorsa eğer verilen bilgilere katılınabilinir. Ancak Her ne kadar Demokrat Parti Döneminde liberal politikalar uygulandı denilse de özelleştirilen şeker fabrikalarından 11 adeti bu dönemde kurulmuştur. Keza 16 yeni çimento fabrikası, Mersin, İskenderun, Samsun, Giresun, Trabzon Limanları bu dönemin eseridir. ODTÜ ve Erzurum Atatürk Üniversitesi bu dönemde kurulmuştur. Taşkömürü üretimi artmış 6 550 000 Tona çıkmıştır. İnönü döneminde paralardan, posta pullarından adı kaldırılan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün resimleri tekrar basılmıştır. Sürüncemede bırakılan Anıtkabir inşası tamamlanmış ve de Atatürk’ün naşı Etnografya Müzesinden Anıtkabir’e taşınmıştır. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Bu sebeple bu memlekete iğne ucu kadar bile olsa emeği geçenleri hatalarını da söyleyebilerek anabilmeliyiz.

banner236