Uzun yıllardır gazetecilik mesleğini sürdürmekte olan arkadaşlarımız çok iyi bilirler; yazdığınız yazılarla bildirdiğiniz aksaklıklar veya olması gerekenler, yanlış işlemler vs. gibi haber cinsinden tüm öne sürülenler; devleti ilgilendirdiği andan itibaren takibe alınırlar.
Siz yeter ki doğru yazın…
Onun bunun dolduruşuyla, masalarda verilen sözlerle, üç beş kuruşluk avantayla, ona buna yaranma hevesiyle devleti yanlış bilgilendirirseniz, itibar da görmezsiniz.
Böyledir gazetecilik, sağlam olacaksın, yazacağın bir gazeten olacak, öyle “benim sitem var oraya yazıyorum” olmaz, gazetenin sitesi olacak; karakterin sağlam olacak yani saygın olarak tanınacaksın, örneğin kızlara kadınlara asılmaktan işten kovulmuşsan, ortalıklarda “gazeteciyim” diye tur atıp kimse seni tanımıyorsa, tanıyanlar da “sapık bu herif” diyorlarsa, bu işlere bulaşmayacaksın. Gazetecilik cemiyetlerine girip çıkmakla da gazeteci olunmuyor. Öyle bazı makamların verdiği kahvaltılara vs. dalmakla da…
Laf nereden nereye geldi bakın, dangalağın teki hakkındabelgeli bir şeyler söylediler de, kızdım tutamadım kendimi, bu konuya asıl çok yakın bir zamanda kapsamlı olarak gireceğim, söz…
Devlet takipte dedik;
Bunu çok iyi biliyoruz… Zonguldak’taki Devlet yani bizi yöneten atanmışlar, saçma sapan olmayan, politize de olmamış tüm haberleri gazetelerde kanallarda takip ederler. Gelen giden valilerimizin tutumuna göre de bu takibatların sonucu yazarlarına bildirilir veya dolaylı yollardan haberdar edilirler.
Bunu çok iyi biliyoruz, örneğin ben son zamanlarda yazmış olduğum bazı yazılarda hedef aldığım aksamaların sahibi makamların anında beni arayarak bilgi verdiğini gördüm.
Uyarıldıkları için!
Yani Devlet takipte!..
Devlet dairelerindeki bazı memurların vatandaşları adam yerine koymayıp hakarete kadar varan eylemlerinden tutun da hastanelerdeki muayenelerinde size bile bile ACI ÇEKTİREN doktorlara kadar verdiğimiz vergilerle aylıklarını alan tüm memurlar vs. kim varsa takipte…
Evet;
“Yazıyoruz, yazıyoruz, ilgilenen duyan yok…” demeyin sevgili gazeteci arkadaşlarım, siz yazın, yeter ki gerçekleri yazın, hiç merak etmeyin devlet gereğini yapıyor…
Bu böyle biline!
X      XX
Neyse;
Doktor moktor derken aklıma bir doktor fıkrası geldi;
Dünyanın ünlü kalp doktoru De Bakey'in arabası bozulmuş, arabasını tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve De Bakey'e dönerek:
"Size bir şey soracağım neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz. Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerde olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım... Söylesenize nasıl oluyor da siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum?"
Bunun üzerine De Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş:
"Bunların hepsini motor çalışıyorken yapmayı denesene…"
X      XX
TEŞEKKÜR
Bir de teşekkürümüz var bu yazımızda…
Ufak bir rahatsızlığımız nedeniyle
Bizimle yakından ilgilenen
ATATÜRK Devlet Hastanesi Başhekimi
Opr. Dr: Hasan Tosun’a
Ve gereken tanımızı koyarak
Tedavisini başlatan
Uzm. Dr. Volkan Bilge Yiğit’e
Teşekkürler eder
Kalbî şükranlarımı sunarım…
    
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner228