Birbirlerine düşman devlet daireleri olabilir mi?
Düşünün bakalım ve bir de şu bizim yazıyı okuyun:
Bizzat benim başıma geldi; kardeşim telefon açtı ve “abi şu tapuya git bakıver bakalım anneannemizin üstüne, büyükbabamızın üstüne bilmediğimiz mülk var mı, ben öyle bir duyum aldım, bir kontrol ediver…”
Yani… olabilir…
Çünkü benim ana tarafında mal mülk çoktu, atalarından kalmıştı, Zonguldak’ın ilk yerleşimcilerindendiler, büyükbabam da Zonguldak’ın ilk tapu müdürlerindendi. Çocukluğumdan hatırlarım, evindeki duvarda neredeyse bir metrekarelik Osmanlıca yazılı, kendisinin de üstünde fesli ve gözünde monokl gözlüğüyle bir fotoğrafı bulunan diploması asılı dururdu. İstanbullarda okumuştu o devirde…
Her neyse;
Girdim e-devlete, iyi ki varsın e-devlet, tık diye tuşladım, dört beş göbeklik kütüğümüzü çıkardık. Yazıcıdan da kopyasını çıkardık. Gittik tapuyaaaaaaaa…
Koskoca devlet memurları, öyle “Hoş geldin… beş gittin…” sormuyorlar direkt konuya giriyorlar: “Evet, ne vardı?”
Askerlik şubelerinde, karakollarda bile daha nazik personel inanın…
Anlattık derdimizi, elimizdeki kütüğü gösterdik, ilk olarak yıllaaaaar önce ölmüş atalarımızın veraset ilamını istedi memur bey, şaşırdık tabii, “elinizdeki belgede benim adım torunu olarak görünüyor” dedim, bir daha baktı “bunların vatandaşlık numaraları yok, git nüfustan vatandaşlık numaralarını al gel…”
Emir baş üstüne…
Çıktık nüfusa;
Bir zamanlar çalışmalarına hayran kaldığımız ve tüm devlet dairelerine örnek gösterdiğimiz nüfus il müdürlüğüne…
Bayan memur çağırdı “buyurun”
“Hanımefendi böyle böyle böyle, tapudaki memur vatandaşlık no. İstiyor”
“Biz tapuya böyle bir şey veremeyiz, zaten isterlerse girebilirler bizim arşivlere kendileri bulabilirler, niye buraya paslıyorlar anlamıyorum…” dedi ve bizi tekrardan postaladı tapuya…
İndik, aynı memurun karşısına dikildik, “yukarıdan vermiyorlar, siz bulabilirmişsiniz” dedik önce “verseler ne olur yani?” dedi sonra da kütüğümüzü tekrar istedi.
Camekanın arkasındaki bilgisayarın klavyesine bir iki tıkladı, biz göremiyoruz tabii ne tıkladığını, ama vatandaşlık no’larına bakmadığına eminim, 15 saniye bile geçmeden kağıdı geri uzatarak “bunların üstüne hiçbir şey yok” dedi.
“Dilekçe olarak yazayım, yazılı olarak cevap ver” diyecektim, diyemedim. “Şimdi bir şey söyler, ben cevap veririm, başımıza iş almayalım” diye düşündüm açıkçası.
Ya birader, eski insanların ismi, analarının babalarının ismi, dedelerinin babaannelerinin ismi hep Ayşe, Fatma, Ahmet, Mehmet…
Senin kontrol etmen istenilen isimler gibi, öyle 15 saniyede o kadar Ahmedin, Mehmedin içinden şak diye nasıl ayırdın da gördün bizimkileri, vallahi bravo…
Evet; aynen böyle oldu ve ben sağlıklı bir yanıt aldığıma inanmıyorum.
Devlet dairelerinin birbirlerine yardım etmemelerine de inanamıyorum.
Valilik binası içindeki devlet dairelerinin sanki “düşman kardeşler” gibi bir görüntüyü yansıtmalarına da kafam basmıyor, biri bana bunu izah etsin de anlayalım…
T.C vatandaşı mıyız, değil miyiz bilelim!..
 
 
 
 
 
 
    
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner228