Ülkenin güneydoğusunda sürüp giden “kirli savaş”, bana sorarsanız, en çok toplumsal muhalefete ket vuruyor. İktidar tutkusuyla gözlerini karartan muktedirlerin çıkardığı savaşta yitip giden bedenler, sokak gösterilerine neredeyse son verirken, oluşan toplumsal atmosfer, emekçileri, kendi hakları için bile sesini yükseltemez duruma düşürüyor. Ölüm acısının bunca yoğun yaşandığı, gencecik bedenlerin üçer beşer toprağa verildiği yerde başka şeyleri konuşmak, hiçbir zorlayıcı neden olmasa bile “abeste iştigal” sayılıyor doğal olarak. Toplumsal muhalefet tam da bu nedenle parmağını bile kıpırdatamıyor. Çevrede olup biten pek çok şey üzerinde hiç duramadan, gündemden düşüp gidiyor…

Son iki ayda, üç ölüm acısı yaşayan kentimize de aynı ruh hali egemen. Başkaca nedenleri de var elbette ama toplumsal olaylara zaten sağır olan şehirde artık tellal da bağırtsan, davul da çalsan az geliyor. Belediyelerde yaşanan imar rezaletlerinden seçim çalışmalarındaki absürtlüklere, küçüldükçe küçülen TTK’den, mantar gibi çoğalan doğa düşmanı santrallere kadar pek çok şey hiç konuşulmadan gündemden çıkıyor. Deniz Yavuzyılmaz’ın CHP listesindeki yerinin değişmesi dışında hiçbir şeyi mevzu yapmayan Zonguldak, sağır sultanların kenti haline geldi böylece…


GMİS’TEN YÜZ KIZARTAN REZALET

Genel Maden İşçileri Sendikası’nın, HEMA’da, hiç kimselere duyurmadan beş yüz işçi için başlattığı grev, yine hiç kimselere duyurulmadan ilginç bir şekilde bitirildi örneğin. Başladığını da, bittiğini de duyanların umurunda olmadı da zaten... Çok değil bundan 25 yıl önce yaptığı grevle dünyayı ayağa kaldıran, işçi sınıfının mücadele tarihine adını altın harflerle yazdıran, dost düşman herkese “Gev dediğin böyle yapılır” dedirten aynı sendikaydı oysa. O greve değil insanlar kentteki tek hücrelilere varıncaya değil tüm canlılar tüm benlikleriyle katılmıştı. Aradan geçen zaman içinde kamuoyu bilincini zifiri karanlıklara gömerken GMİS de mücadele ruhunu yitirmişti…


GMİS’in sendikacılığın “s”sinden bihaber yöneticileri grevi bu zamana değil hiç duyulmamış bir yöntemle, yetkisini, Yüksek Hakem Kurulu’na devrederek bitirdi hem de… O kurul ki, Türkiye işçi sınıfı, 12 Eylül’ün en zor koşullarında bile mücadele etmiş, kendi adlarına toplu sözleşme yapma yetkisini reddetmişti. Devletin belirlediği isimlerden oluşuyor, tümüyle patronlar lehine kararlar alarak emekçileri açlığa mahkûm eden uygulamalara imza atıyordu çünkü… GMİS’in mücadele kaçkını yöneticileri HEMA patronlarıyla el ele verdi, tarihe kara leke olarak geçecek karara imza atarak ancak hükümet zoru ile durdurulan grevler için başvurulan yola müracaat etti.


DANIŞTAY SUÇ ORTAKLIĞINI TESPİT ETTİ

Doğa ve insan düşmanı Eren santralleriyle ilgili Danıştay bir kez daha, bir “yürütmeyi durdurma” kararı verdi geçen hafta. Karar ulusal basına bile yansıdı ama Zonguldak kamuoyu hiç tınmadı nedense. Gazetelere bile hak ettiği kadar haber olamadı. Arazisi elinden zorla alınan bir yurttaş Bakanlar Kurulu’nun Eren santrallerinin yapımına olanak sağlayan “acele kamulaştırma” kararının iptali için dava açtı. Danıştay idareyi haksız buldu ve yürütmesinin durdurulmasını istedi. Evi, köyü, bahçesi yok pahasına elinden alan vatandaşlar dilerse mallarını geri alabilecek bu karara göre. Ama adım gibi eminim ki hukukun dolambaçlı yollarına başvuracak olan Eren bu karara da uymayacak. Suç ortaklığı yaptığı Bakanlar Kurulu’nun gücüne yaslanarak çalışmasını paşalar gibi sürdürecek…

Çok itiraz edene de, hep yapıldığı gibi “Atı alan Üsküdar’ı geçti” denilecek. O tarlaların üzerine binlerce ton beton döküldü çoktan, meyve ağaçlarının yerinde koskocaman bacalar yükseldi… Danıştay kararı bir kez daha ortaya koydu ki, geciken adalet, adalet değil kesinlikle… Mahkemeler yapılan kirli işbirliğini tespit edip, kayıt altına almakla kalıyor çoğu zaman. Vatandaşın malının gasp edilmesi, doğanın kirlenmesi, insanların yerini yurdunu terk edip başka illere göç etmesi yanlarına kar kalıyor… Bizim açtığımız davada Danıştay belki de üçüncü santralin ÇED Raporu’nu da iptal edecek. Santraller hukuken yok hükmünde olacak ama yine de çalışacak. Yıllardır çalışma ruhsatsı almadan binlerce megavat gücünde santral işleten Eren’in iş bilir patronları, bu kararı da aşmayı becerecek… Hey,  duydunuz mu memleket elden gidiyor… Mahkemeler bile dur diyor da kimse oralı olmuyor sürüp giden razelete…