Havayı güzel bulduk, “şöyle bir yürüyelim” dedik, “vitrinlere de bakarız, hoşumuza giden bir şey görürsek alırız” diye düşündük ve yola çıktık madenci anıtının önünden…
Gazipaşa caddesi boyunca yürüyoruz,
Sağda döner ekmekçiler, çiğköfteciler,
Solda pideciler, pastacılar…
Yanlarda ve her yerde İşkembeciler, çaycılar, kahveciler!
Aralarına serpiştirilmiş tek tük gömlekçi, kazakçı, vs. esnaf ve bankalar.
Köşe başlarında da kestaneciler, simitçiler, lahmacuncular…
Gazipaşa olmuş Aşçıpaşa!
Alışverişlerde eski cazibe merkezi olma durumunu yitirmiş, gelecekteki ayaküstü atıştırma merkezi olma kaderine razı olmuş boynu bükük bir cadde…
Hani “turistik bir yer desek” Zonguldak için, o da değil, en turistik merkezlerde bile bu kadar aperatifçi yok…
Yazık olmuş…
Elveda Gazipaşa!
x     x    x
Eskiden bu caddede yürüyen herkes birbirine selam verirdi, gelen geçen birbirini tanırdı…
Şimdi?
Bir merhabaya hasret kalmış insanların mekanı; bir de çalgıcı, malgıcı, “Dazlaklar” olarak bildiğimiz tepsi kafalıların, apaş takımının!
Zurna sesi duya duya zurnadan nefret eder hale geldik,
El avuç açarak merhamet sömürücülüğü yapan üç-beş yaşındaki çocuklardan sağlam yapılı kadınlara kadar kaldırımları dolduran gruplar başa bela…
“Git kardeşim işte orada Madenci anıtının hemen yanında AKP binası var, onlardan iste, hepsi köşe…” diyoruz;
Gülüyorlar, onlar da, çevredekiler de!
Gazipaşa’nın ısırgan otlarına bir nacak vurarak temizleyecek bir babayiğidin hasretiyle yürüyoruz…
x     x     x
Adamlar çekmişler kaldırımlara mobil tezgahları “taze balık” üstüne gırtlaklarını parçalayarak pazarlama yapıyorlar,
Sesleri belediye binasına kadar geliyor,
Valiliğe kadar geliyor,
Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü binasına kadar bile geliyor,
Parmak boyunda istavritler, parmak boyunda çinekop!
Vicdanları sızlayanlar açıyorlar Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğüne telefonu ihbarda bulunuyorlar müdürlüğün “su ürünleri” birimine,
Aldıkları cevap şu: “Belediyeyi arayın…”
Belediye ise malumunuz!
Ara sıra kaldırıyor bunları ama hani bizde “Osmanlının yasağı üç gün sürer” derler ya, Zonguldak’ta üç saat bile sürmüyor.
Biri de çıkıp bunları avlayan teknelere el koymayı düşünmüyor…
Satış yapılan tezgahları toplamak ise akıllarının ucundan bile geçmiyor,
Gazipaşa yakında el arabalarında et, tavuk gibi gıda ürünlerinin satışına hazırlanıyor!
x     x     x
Dün 14 Kasım’dı…
Edebiyatımızın önemli isimlerinden Orhan Veli Kanık 67 yıl önce bir 14 Kasım günü göçüp gitmişti. 36 yıllık yaşamına birçok başarılı eserler sığdırmış bir adamdı. Yenilikler denemişti. 67 yıl önce 14 Kasım 1950'de kaybettiğimiz usta şair Orhan Veli, ölüm yıl dönümünde edebiyat çevreleri tarafından anıldı.
Biz de kendisini o çok ünlü şiirinin bir kısım dizelerini kentimize uyarlayarak andık:
 
Zonguldak’ta Gazipaşa’da,
Bir garip vatandaşım.
Uzun Mehmet’in çocuğuyum,
Tarifsiz kederler içindeyim…
 
Kordon Boyu’na oturmuşum,
Oturmuş da bir türkü tutturmuşum…
 
Zonguldak’ın kaldırım taşları,
Başıma da konuyor martı kuşları.
Gözlerimden boşanır hicran yaşları…
Müdürüm, Başkanım;
Senin yüzünden bu halim.
 
 
 
 
 
    
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner234

banner236

banner228