65 yaş üzeri bir dostumuz son uygulamalar karşısında üzülmüş, duygulanmış ve yayınlamam için de bana bir yazı göndermiş…
“Bir de ben üzmeyeyim” diyerek gönderisini aynen sizlere duyuruyorum…
Şöyle demiş dostumuz:
Son zamanlarda alınan virüs önlemleri 65’li yaş üzerindekileri üzdü. Bizleri sanki elemine eder gibi bir tutum ve davranış yetkililer tarafından sergileniyor.
Peki neden sergileniyor:
Çünkü bizler ilkokulda yurt bilgisi, lisede mantık sosyoloji, felsefe, okuyan nesiliz... Onun için biz, kim 500 milyon istiyor programında 15 bin lirayı hiç joker kullanmadan %90 kazanabilen nesiliz.
Çünkü biz 3 yazılı 1 sözlü imtihan olan nesiliz... Biz kopya çeken ama kopya yaparken öğrenen bir nesiliz... Biz Endonezya’nın ihracatını Surinam'ın ithalatını bilen nesiliz… Biz anasını babasını bakım evine terk etmeyen nesiliz...
Çünkü biz babasının cenazesine tatildeyim diye gelmeyen nesil değiliz... Biz şahsiyet sahibi olması için terbiyesinden vazgeçilen kendine özgüveni olan ama etrafa saygısı ve sevgisi olmayan sadece kendisine yaşayan egoist nesil değil, sevgiyi saygıyı fedakarlığı dostluğu vefa duygusunu, yerine göre başkalarının yaşamı için kendi yaşam tarzından fedakarlık eden nesiliz... Arkadaşımızın ailesini kendi ailemiz kabul eden namus anlayışını buna göre dizayn eden nesiliz…
Çünkü biz psikologlarla pedagoglarla şekillendirilen değil, psikolojik sorunlarını aile mahalle ilişkileri içinde bedava çözen nesiliz... Olaylara çözmek için atılan onları bana ne deyip pas geçmeyen nesiliz... anasına babasına ailesine egosundan fedakarlık edip maddi manevi kol kanat geren nesiliz... Biz bugün kırk yıllık arkadaşlarını köşe bucak arayan onlarla birliktelikten zevk alan nesiliz...
Çünkü biz öğretmeninin elini öpmek için yarışan nesiliz. Semt çocukluğunu mahalle terbiyesini büyüklere saygıyı görmüş bir nesiliz...
Çünkü biz kabadayı dediğimiz mahallenin bilekli delikanlısını bizi soyan değil bizi koruyan kollayan olarak bilen bir nesiliz... Misketi, çemberi, uçurtmayı. birdirbiri, topacı, uzun eşeği, kukalı saklanbacı, üç taşı, kaptanı, müsellesi, kovalamacayı, ip atlamayı, sekseki, üçgen (şeytan uçurtması) uçurtmayı , çivili futbolu, 9.taşı, bakkal amcalara kese kağıdı yapımını, yakan topu oyun olarak bilen bir nesiliz...
Çünkü biz futbolu, voleybolu, basketi, yüzmeyi tüm imkansızlıklara rağmen spor olarak yapan bir nesiliz...
Çünkü biz akşamüstleri şekerli ekmek karabiberli ekmek yiyen, çikolatayı pastayı turtayı şekerlemeyi tanımayan bir nesiliz… Dışarıda yemek yemenin ayıp olduğu, ağız oynatmanın bile ayıplandığı, her lokmanın eşit paylaşıldığı, çay bardağındaki şekerin, kaşıkla karıştırılırken çıkan sesin ayıp olduğu, bu eylem kahvelerde yapıldığında kahvecinin hop deve kervanı mı gidiyor diye ikaz ettiği bir nesiliz...
Çünkü biz ebeveynlerimizin öğretmenimize eti sizin kemiği benim diye teslim ettiği, öğretmenlerimizin bu emaneti gözlerinden sakınarak koruduğu, kulağımızı çeken öğretmenimizi evde şikayet edemediğimiz, öyle bir durumda babamızdan da azar işiteceğimizi bildiğimiz bir nesiliz... Hele öğretmenin çocuğa bir siteminde anne baba dayı hala enişte bacanak anneanne hep birlikte okul basıp “sen bizim çocuğumuzun psikolojisini nasıl bozarsın” diye öğretmen döven bu nesille uzaktan yakından bir ilişkimiz yok... Öğretmen benim neslimin en kutsal varlıklarındandı... Ataerkil babanın sözünün geçtiği ama babanın da analarımıza değer verdiği fikir paylaştığı aileleri olan bir nesiliz...
Çünkü biz lise mezunu arkadaşlarımızın bugünkü üniversite mezunlarının yanında doktora yapmış bir insan kalitesinde olduğu bir neslin çocuklarıyız....
Siz bizim nesli küçümsemeyin.
Bence bizim nesle benzemeye çalışın, belki Türkiye kurtulur...
X     X     X
Kapatın bakalım
Geçtiğimiz hafta yerel basında bir haber:
“Dışarıda içki veren bazı dernek lokalleri, cemiyetler vs. denetlendi, gereken adli işlemler yapılacak…”
Suçları mekanlarının önündeki yine mekana ait balkon, bahçe vs. gibi alanlarda müşterilerine içki vermek, üye olmayanları almak falan filan…
Ne olacaktı yani? Güneşin altında 50 derecedeki sıcaklıkta vatandaş birasını klima çalıştırılması yasak olan kapalı bölümde mi içecekti?
Azıcık elastiki olun beyler, insaflı olun, bu ülkede alkol alan insanların da yaşama hakkı var, siz alkole gıcıksınız diye onlarda mı size uyacak, haaaa?
Kime yaranmak istiyorsunuz?
Aslında yaranmak istediğiniz merkezler bu uygulamalarınızdan çok ama çok büyük zararlar görüyorlar, vatandaş uyanıyor, “ilk dersi yerel seçimlerde verdim, ikinci ders genel seçimlerde…” diyor ama sizlerin kafa pek basmıyor,
Tamam yasa ve yönetmeliklere aykırı hiçbir şeye izin vermeyin, bunu bizler de isteriz ama kapalı mekanının dışındaki 10-20 metrekarelik yine mekanına ait bölümde bunun mesleğini yürütebilmesine yönelik uygulamaları kazandırın bunlara, ruhsatlarını değiştirin, ya da içkili mekan tanımını…
Vatandaşa eziyet etmeyin sadece, her yeri kapatırsanız millet de gider dağda bayırda içer, yalan mı?
Haaa?
Yalan mı?
Zaten başlamadılar mı?
X     X     X
ŞU BİZİM TEMEL
Hadi moraliniz i biraz düzeltelim sevgili okurlar, alın size bir Temel fıkrası:
Temel omzundaki papağanıyla eczaneye girer.
Papağan:
—İyi günler, şu reçetedeki ilaçları istiyoruz!
Eczacı şaşkın ama reçetedeki ilaçları hazırlar.
Paket yaparken papağan:
— Şeeey, ona bir de aspirin ilave eder misiniz?
Eczacı neredeyse küçük dilini yutmak üzeredir.
Papağan:
— Affedersiniz borcumuz ne kadar?
— 48 TL
Papağan Temel’in omzunu ayağıyla dürter:
— Eczacı beye 50 TL ver, iki TL para üstü alacaksın…
Eczacı iki lirayı verirken neredeyse ölecek, dayanamaz:
— Allah aşkına bunu nereden buldun? Der…
Papağan hemen atlar:
— Bunlardan Karadeniz’de o kadar çok var ki! 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner228