Çocuk olmanın kuralları

“Şimdiki çocuklar harika”, “zamane çocukları” sözleri bana göre anonim, çünkü yaşamın her kuşağında kullanılabiliyor. Çocukluğumuzda, büyüklerimiz bizim için söylerdi, şimdi biz çocuklarımız için aynı cümleleri kullanıyoruz. Devir daim olup gidiyor, sadece versiyonları farklı…

 

Ancak! Son versiyonu, eski versiyonlardan ayıran önemli bir özellik var. Boş sokaklar!..

Kısaca açıklamaya çalışayım: “Kuşak” dediğimiz zaman aralığı, aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını, birbirine benzer sıkıntıları, kaderleri paylaşmış, benzer ödevlerle yükümlü olmuş kişilerin yaşadığı ortak zaman dilimidir. Çocukluk evreleri olarak düşünürsek, 20’inci yüzyıl sonlarına kadar olan eski versiyonları ile dijital dünyaya geçiş olarak tanımlayabileceğimiz 20’inci yüzyıl sonlarından günümüze kadar olan versiyonu çok farklılık gösteriyor.

Sokakların yerini; yazılım, program, TV, PC, mause, klavye, sosyal medya ve akıllı cep telefonları aldı. Betonlaşmadan önce mahalle aralarındaki arsalarda koşturan, oyun oynayan çocukların yerini, Google Maps’te mahalle-mahalle dolaşan çocuklar aldı. Plastik bebeklerle oynayan kız çocuklarının yerini, sanal bebeklerle oynayan, sanal futbol oynayan erkek çocuklar aldı.

 

Affınıza sığınarak yazıyorum, ne yazık ki, tüm masumiyetiyle en uzağa işeme yarışı yapan erkek çocuklarının yerini, çocukları üzerinden sidik yarışı yapan büyükleri aldı. Ne yaparsanız yapın, bu çocukları fabrika ayarlarına bir daha geri döndürmeniz çok zor görünüyor…

 

Zamane çocuklarının el kitabı değişti, çocuk olmanın kuralları ve yöntemleri eski versiyonlarından tamamen farklı. Eski kuralları şimdiki çocuklar belki yaşamayacak ve görmeyecek, annelerimizin kızınca söylediği “sen sokak çocuğu musun?” benzetmesini özlüyoruz. Çocuk olmanın kurallarının büyük bölümü sokaklarda geçerliydi.

 

Biz, şimdiki yetişkinler, madde madde sayacağım bu kuralları yaşadık. Şimdi bu kurallarından en az üç-beş tanesini yapmış zamane çocuğu var mıdır acaba?

 

ÇOCUK OLMANIN KURALLARI…

 

- Kaldırım taşları üzerinde dengeyle yürümeye çalışmak.

- “En hızlı kim koşuyor?”gibi kendi çapımızda yarışmalar düzenlemek.

- Elinin küçük bir noktasından kesici bir aletle kan akıtarak, arkadaşınla kan kardeş olmak.

- Kafaya poşet geçirip, ne kadar nefessiz durabileceğimizi kontrol etmek.

- Camları tutucu cam macunlarını sıyırmak ve oyun hamuru gibi oynamak.

- Kapı aralarına tırmanmak.

- Mandalinayı, limonu, portakalıyanındaki arkadaşının yada kardeşinin yüzüne sıkmak.

- Yoldan akan suyun önüne çerden-çöpten baraj kurmak.

- Balkona gizlenip, gelene-geçene su tabancasıyla su püskürtmek veya nişan alıp tükürmek.

- Gazoz şişesini çalkalayıp çalkalayıp fışkırtmak.

- Çamaşır makinesinin dönen mekanizmasını çevirmek ve çalışırken izlemek.

- Perdeden perdeye uçarak Tarzancılık oynamak ve kopan korniş yüzünden anneden hafif yollu terlik yemek.

- İstop oynarken, tutulan rengi bulmak uğruna verilen savaşta sokaktan geçen insanların üstüne atlayıp “tuttum tuttum”diye bağırmak.

- Namaz kılan büyüklerin üzerine çıkıp atçılık oynamak.

- Sevilen eş-dost-akraba eve misafirliğe geldiğinde gitmelerini engellemek için dış kapıyı kilitleyip, anahtarı saklamak, anahtar bulunduğunda ise son çare olarak kapının önüne yığılıp feryat figan ederek "ya gitmeyin ne olur" şeklinde salya-sümük ağlamak. - Televizyon “siyah-beyaz” diye renkli kalemlerle ekranı boyamak, renkli hale getirmeye çalışmak.

- Sinekleri yakalayıp önce kanatlarını, sonra teker teker ayaklarını koparıp hareketlerini incelemek, en sonunda gövdesini kibritle yakmak.

- Çizgi film karakterleriyle kendini özdeşleştirip, onlar gibi davranmak.

- İlkokuldaki şu meşhur tavuk ve koyun ayağı sayılarından oluşan problemlerden birini çözerken, tavukları dört ayaklı olarak saymak.

- Kedileri kuyruğundan tutup fırlatmak.

- Komşuya gidip “annem barbi bebek almak için sizden para istememi söyledi” deyip, komşu teyzenin anneyi aramasıyla yalanı yakalanmak.

- Çiçeklerin içine karabiber serpip, kızlara "kokla bak, çok güzel kokuyor" diye kandırıp, saatlerce hapşırmalarını keyifle izlemek.

- 5’inci kattan aşağıdaki insanlara nanik yapmak, sanki görüyorlarmış gibi saklanmak ve gülmek.

- Semtteki bütün bakkallardan abur-cubur çalma düşüncesine kapılmak.

- Ayakkabıları ters giymek… Yollarda yabancı dil konuşuyormuş taklidi yapmak.

- Anne evde yokken, küçük kardeşe ölü taklidi yapıp korkutmak, bunu anne gelene kadar tekrarlamak, anne gelince küçük kardeşin yüzündeki dehşet ifadesini anneye bir şekilde açıklamaya çalışmak.

- Bisiklete binerken “hava atacağım” diye akrobatik hareketler yapmak, sonrada kafayı-gözü dağıtmak.

- Kalorifer demirlerine dağa tırmanır gibi tırmanmak, mahsur kalmak, sonra birilerinin indirmesi için bağırıp-çağırmak, zamanla kendi başına inmeyi de öğrenmek.

- Saç jölesini, şekerleme jölesiyle karıştırmak.

- “Anneni mi yoksa babanı mı çok seviyorsun?” sorusuna muhatap olmak.

- Evde, televizyon uzaktan kumandası görevini görmek.

- Komşusu için bakkala ekmek almaya gitmek.

- Çubuk krakeri sigara yapıp yemek.

- Karate filmi izleyip sinema çıkışında uygulamasını yapmak.

- Düğün konvoyunun önünü kesip zarf kapmak.

- Alınan her kıyafetin seneye de giyilebilmesi için bol giymek, senesi olmadan da eskitmek.

- Gözlerini kapatıp uyuyor numarası yapmak.

- Hacı Şakir'le banyo yapmak.

- Bakkala gidip “bu paraya ne olur bakkal amca?” demek.

- Burnu karıştırıp koltuğun altına yapıştırmak.

- Tuvaletten “anne bittii!” diye bağırmak.

- Kardeşini leyleklerin getirdiğine inanmak.

- Sokakta oynama saatinin akşam ezanının okunmasıyla sona erdiğini bilmek.

- "Evde top oynanmaz!"dendikçe daha çok oynamak.

- Yaldızları defter arasında saklamak.

- Mahalle kapılarının ziline basıp kaçmak.

- Tabaktaki yemeği bitmediğinde “arkandan ağlar bak!”acitasyonuna maruz kalmak.

- Burun akınca mendil yerine elbise koluna silmek.

- Pizzacıları, kebapçıları arayıp, komşunun adına siparişte bulunmak, sonra da gizli gizli seyretmek.

- Kedinin dört ayak üstüne düşüp-düşmediğini görmek için kediyi yüksekten atmak.

- Dişleriyle gazoz açmak, kolayı çalkalayıp ona-buna püskürtmek.

- Tuvalete gitmeye üşenip odada bulunan en yakın saksıya işemek.

- Kafayı balkon demirleri arasına, parmakları şişeye veya musluğa sıkıştırmak.

- Aynı anda çekirdek yiyip, çiklet çiğnemek ve çürüdükten sonra sakızı onun-bunun saçına yapıştırmak.

- Kalkıp gitmelerine yakın misafirlerin ayakkabılarının bağcıklarını kör düğümlemek.

- Yanlış numara çevirip arayanlara ''yanlış numara'' demeyip, sesini kalınlaştırarak,''Buyurun ben Ahmet'' diyerek karşı tarafla dalga geçmek.

- Apartmanların kapı zillerini veya taksi duraklarının elektrik direklerindeki çağrı zillerini çalıp kaçmak.

- Karlı havalarda sınıfa gizlice kartopu sokup, ön sırada oturanların önlüğünden içeri kaydırmak

- Küçük yeşil kurbağayı kibrit kutusunun içine koyduktan sonra paketleyip kızlara hediye etmek.

- Evin içine çadır kurup Kızılderilicilik oynamak.

- Buzdolabının ışığının dolap kapalıyken de yanıp-yanmadığını anlamak için bıçakla dolap kapısının mıknatıslı lastiklerini sökmek.

- Oluklu saçtan çatısı olan çay bahçelerinin çatısına taş atıp, taşın çatıdan yuvarlanırken çıkardığı sesleri dinlemek.

- Mutluyken Şarlo veya penguen gibi yürümek. Hatta orangutan taklidi yapmak.

- Bozuk para, düğme, inci gibi şeyleri yutmak ve anne gözetiminde onları lazımlığa şey yapana kadar evden dışarı çıkamamak.

- Elleri sabunlayıp baloncuk çıkarmaya çalışmak.

- Bakkaldan eve gelene kadar ekmeğin bütün kıtır yerlerini koparıp yemek.

- Ağzını tıka basa leblebi tozuyla doldurup karşıdakinin yüzüne yaklaşarak “papaz” demek.

- Masanın altına uzay gemisi atılganı çizip,uzaycılık oynamak, çiğnenmiş ekmek içiyle sivri kulak yapıp Mister Spak olmak.

- Kertenkele yakalamak ve boynuna ip bağlayıp arkadaşların yanında gezdirip hava atmak.

- Alarmlı arabalara tekme atıp kaçmak.

- Misafirlikte salonun ortasındaki halıya işemek.

- Evdeki oklavayı He-Man hesabı kılıç gibi kullanmak.

- Janjanlı paketleri uzun süre ellerinizde ovalayıp elleri sime bulamak.

- Kalem ucu, silgi, toprak, kum vs. yemek.

- Tencere kapağını araba direksiyonu gibi kullanmak.

- Yakalanan karasineği, kızlara "aç ağzını, yum gözünü" deyip ağzından içeri atıp kaçmak.

- Naylon torbaların ucuna ip bağlayıp, koşarak veya balkondan uçurmak; torbanın havalanmasını seyretmekten zevk almak.

- Tekli koltuğu veya sehpayı yan yana getirip, elleri sağlı-sollu dayadıktan sonra arasında sallanmak ve genelde yüzüstü düşüp yüzü-gözü morartmak.

- Cüneyt Arkın filminden sonra kardeşine uygulamasını yapmak.

- İzci olup büyüyünce “çocukluk işte” demek.

- Sinek ilaçlama arabalarının veya satıcıların arkasından koşmak.

- Yorganın altında, el lambası ışığıyla bakmak.

- Halı kenarındaki şerit ve kanallarda oyuncak araba kullanmak.

Eh işte, ne yapalım, biz sokak çocuklarıydık…

 

Alıntı: Yüksel Yıldırım

Zonguldak Nostalji

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner228

Ben sizin linki gördüm silmedim, sizde benim linkimi silmeyin kardeşim, şimdiden teşekkür ederim. gaziantep travesti gaziantep lezbiyen gaziantep swinger gaziantep gay gaziantep jigolo film izle dizi izle reklamsız porno izle reklamsız porno seyret seks hikayeleri sex hikayeleri porno izle porno seyret gaziantep escort malatya escort
gaziantep escort

Zonguldak'ta kaldırım işgalleri biter...

Haberi Oku