'Hasat zamanı çiftçinin mahsulü pul oluyor'
 CHP genel merkezince 81 ilde eş zamanlı olarak hükumetin çiftçi politikasına tepki göstermek amacıyla Madenci Anıtında basın açıklaması düzenlendi.

CHP Zonguldak İl Başkanı Murat Pulat, Merkez İlçe Başkanı Ebru Uzun, İl Kadın Kolları Başkanı Merve Kır ve partililerin katıldığı açıklamada konuşan CHP Merkez ilçe Başkanı Ebru Uzun çiğlinin yeterince desteklenmeğine vurgu yaparak, “Hasat zamanı çiftçinin mahsulü pul oluyor” dedi.

Uzun açıklamasında şu görüşmelere yer verdi: “Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu yolunda, emperyalist güçlere karşı verdiğimiz bağımsızlık mücadelesinin zafere yürüdüğü en önemli günlerinden birisidir. Bugün, bağımsızlığımıza ve özgürlüğümüze kast edenlere karşı bir halkın geleceğine topyekun sahip çıktığı mücadelenin taçlandığı gündür.

98 yıl önce bugün 26 Ağustos 1922’de, büyük zaferimizin ilk adımını atılmıştır. Bugün ülkemizin tam bağımsız, özgür, demokratik, halkçı ve laik bir ülke olarak yürüyüşü mücadelemizde aynı kararlılıkla buradayız ve burada olmaya devam edeceğiz. Büyük Taarruz’un 98’inci yıl dönümünü kutluyor, ebedi Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygıyla anıyoruz.

Emperyalizme karşı, o gün konulan irade bugün de yolumuzu aydınlatıyor. Bugün de ekonomisiyle, tarımıyla, sanayisiyle güçlü; işçisi, memuru, çiftçisiyle mutlu bir ülke mücadelemizi bu iradenin ışığıyla sürdürüyoruz. Büyük Taarruz’un 98. Yıldönümünde ekonomik bağımsızlığımız her zamankinden daha çok tehdit altındadır. Ekonomide izlenen hatalı politikaların ve iktidarın kurduğu düzenin sonucunda çıkan buhranın ağır faturası vatandaşlarımızın sırtına yüklenmekte, ekonomik bağımsızlığımız günden güne kaybedilmektedir. Bu yükü en çok omuzlayan kesimlerden biri de kuşkusuz çiftçilerimizdir, hayvancılıkla geçinen yurttaşlarımızdır.

Paramızın değerini yitirmesi nedeniyle gübre, ilaç, tohum, mazot giderleri hızla artarken, çiftçilerimiz yeterince desteklenmemektedir. Son 14 yılda, devletin çiftçimize Tarım Kanunu gereği ödemesi gereken 175 milyar TL’lik destek ödenmemiştir. Bu, devletin her bir çiftçi ailesine 80 bin 754 lira borçlu olduğu anlamına gelir.Diğer taraftan, özellikle son birkaç yıldır hasat zamanı açılan ithalat kapılarıyla çiftçilerimizin malının değeri pula dönmüştür.

Şimdi de sarayın aldığı son kararla Türkiye, Venezuela’dan peyniri vergisiz ithal edecektir. Trakya’daki, Ezine’deki, Kars’taki peynir üreticileri dururken, Saray yönetimi Türkiye’deki çiğ süt üreticisi yerine, Venezuela’nın üreticisine destek vermekte, yabancı üretici için yeni imkanlar sağlanmaktadır. 200’e yakın peynir çeşidi zenginliğiyle adeta bir peynir cenneti olan, dünya genelinde peynir üretiminde ilk onun içerisindeki ülkemiz çiftçileri dururken Venezuela çiftçilerinin üretimi tercih edilerek, ne kadar yerli ve milli olduklarını, bağımsızlıktan ne anladıklarını da bir kez daha göstermişlerdir.

 (Nitekim, Türkiye’deki yerel seçimlerden önce 25 kuruşa çıkarılan süt destekleri, seçimler sonrasında 10 kuruşa indirilmiş, ardından da 15 kuruşa çıkarılmıştır. Girdi fiyatları sürekli artarken, artırılması gereken destek, süt üreticisinin cebinden kepçeyle alınmış, sonra damlalıkla ancak bir kısmı geri verilmiştir.
Saray’ın bir başka kararı ile Venezuela’dan vergisiz ayçiçeği ithalatının da kapısı aralanmıştır. CHP “Ayçiçeğinde 3,5 lira taban fiyatı ve 75 kuruş prim ödemesi üreticinin maliyetini anca karşılar. Bu fiyatlar ve fazlası verilmelidir” derken, Saray hükümeti Venezuela’dan vergisiz ayçiçeği ithalatının önü açmıştır. Öyle görünmektedir ki ülkemiz, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da dünyada ayçiçeği ithalatında birinci olacaktır.)

Biz CHP olarak, Saray yönetiminin bu ülkenin çiftçisini ezerken başka ülkelerin çiftçisini desteklemesinin nedenini öğrenmek, tek adam rejimi altında ezilen, ekonomisinde ciddi sıkıntılar ve gıda kıtlığı yaşayan Venezuela’ya olan bu muhabbetin sebebini bilmek istiyoruz.

Ülkemizdeki Saray rejiminin artık ülkeyi yönetme kabiliyetinin kalmadığı ortadadır. Türkiye yönetilmemekte, Türkiye savrulmaktadır. Saray ve ahalisi, ekranlardan her gün pembe tablolar çizmekte, fakat bu pembe tablolar milletimizin mutfağındaki boş tencereyi doldurmamaktadır. Yitirdiğimiz bağımsızlığımız Türkiye’yi emperyal güçlere teslim etmekte, egemen güçler arasında oradan oraya savurmaktadır. Güzel ülkemiz, bereketli topraklarıyla, olağanüstü konumuyla, genç nüfusuyla büyük bir potansiyele sahiptir. Milletin derdini çözmeye kararlı ehil bir kadroyla, doğru bir ekonomi programıyla, hukuk devletini ve kuvvetler ayrılığını güçlendiren çağdaş bir parlamenter demokrasiyle, vatandaşını kucaklayan, hiç kimseyi açıkta bırakmayan, çocukların yatağa aç girmesine müsaade etmeyen güçlü bir sosyal devlet anlayışıyla tüm sorunların üstesinden geleceğiz. 98 yıl önce kazandığımız bağımsızlığımızı mutlaka yeniden kazanacağız. Ve işte bu inançla, bu azimle bundan neredeyse 100 yıl önce Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının büyük bir zaferle taçlandırdığı bağımsızlık mücadelesinden hiç geri adım atmayacağız, ve 30 Ağustos’ta yurdumuzun her köşesinde halkımızın sağlığını da gözeterek büyük bir coşkuyla kutluyor olacağız.
 
Son olarak kentimizdeki bir tarım sorununa işaret etmek istiyorum. Oldukça engebeli bir araziye sahip olan Zonguldak tarımsal toprak açısından son derece yoksuldur. Bölgenin en önemli tarımsal alanları Filyos ırmağı ve onun etrafında oluşan vadilerdir. Uzun yıllar bölgenin sebze meyve ihtiyacını karşılayan bu topraklarda, uygulanan yıkım politikalarıyla tarım bitme aşamasına getirilmiştir. Öte yandan oluşturulan Endüstri Bölgesi’ne yer kazanmak amacıyla Filyos Irmağı kanal içine alınmaktadır. On binlerce yıldır menderesler oluşturup, binlerce metrelik yataktan akan ırmağın 240-250 metre bir kanala sığdırılması son derece tehlikelidir. En son Giresun örneğinde gördüğümüz gibi, derelerin doğal akışına yapılan müdahaleler büyük felaketlerle sonuçlanmaktadır. Filyos Irmağının da defalarca taşkın oluşturduğu bir gerçektir. Giresun halkına bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi iletirken Filyos’ta da aynı acıların yaşanmaması için aklın, bilimin gereklerine uyup doğaya dost çözümler üretilmesini talep ediyoruz. Filyos Vadisi’nin tarımsal potansiyelini yok edece yaklaşımlardan mutlaka uzak durulmalı, vadinin bir ekolojik koridor olarak korunması sağlanmalıdır.

Ülkemizin bağımsız ve müreffeh yarınlarında CHP vardır.” dedi.
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner228

BAŞSAVCI KOCAMAN DUALARLA GELİN ALDI

Haberi Oku