HAYALİMDEKİ ZONGULDAK… 'Soslu Balık'

İç dünyamızda yaşadığımız güzel hayallerimiz vardır, bir de yaşadığımız gerçekler. Ben hayalimdeki Zonguldak’ı hep içimde yaşadım, gerçek yaşamda ise gerçekleri…

Rutin, her zaman olduğu gibi yine evden çarşı istikametine yaya olarak yola çıkıyorum. Sahilden yürümeyi çok severim, deniz havası ve manzara güne çabuk adapte olmamda faydalı oluyor. Bugün Balkaya’dan, liman arkası, Fener burnuna kadar yürümek istiyorum… Terminale yaklaşırken ağaçların arasından dört adet, her biri üç şerefiyeli bir abide gibi minareler gözlerimi kamaştırıyor. Muhteşem ve heybetli görünüyor. Kubbesi Nazım Hitmet’in “kubbeli, çınarlı mavi bir liman” şiirine ne kadar da uymuş. Ancak mavi limana gemi kaptanları sadece düdük çalıp selam verip açıktan geçiyorlar. Cami; gümrük sahasına, ticaret merkezine inşa edilince, Ro-ro seferleri de otomatikman yeni yapılan Filyos limanına taşınmak zorunda kaldı...  Bu noktadan çarşı istikametine kadar olan rıhtımda yaya gezi yolu olarak değerlendirildi. Filyos bölgenin üssü olma yolunda çok ilerledi. Zonguldak ise artık turizme yöneldi. Başka da kurtuluş yolu kalmamıştı zaten.

Az ileride, yıllarca atıl şekilde bekleyen Lavuar Alanının yerine yapılan muhteşem iş merkezi ve sosyal tesislerin önünden geçmeye başlıyorum. Fevkani Köprü altı ve yıkılan Merkez Çarşısı esnafı buraya taşındı. Çiçekli bahçeler ve parkın arasından mağazaları seyrederken, küçük çitlerle ayrılmış kafe ve restoranlarda oturup sohbet eden insanları seyrediyorum. Lavuar’dan kalan üç kule seyir terası olarak kullanıma açıldı. Keyif kahvenizi de burada içebilirsiniz.

Uğur Mumcu kavşağını geçip, Dökerel köprüsünün üstünde biraz nefes almak istiyorum. Bir yıllık çalışmayla Üzülmez deresi ıslah oldu ve derinleşti. Kefal balıklarının geçiş yolları içerlere kadar açılmasıyla suyun rengi değişti. Masmavi akıyor… Sandallarla gezmek isteyen dolaşıyor. Eskişehir’in Porsuk Çayı varsa bizim de Üzülmez deremiz var artık.

Gelelim Fevkani köprüsüne; altındaki dükkanlar ve Merkez Çarşısı yıkılıp esnaf, lavuar alanı tesislerine taşınınca endüstriyel miras olarak korunmasına karar verildi. Bu kararın verilmesinde en büyük etken son yaşanan sel felaketinde Sakatlar Derneği ve Kültür Evlerinin sele kapılıp denizde yüzmesi oldu. Karara en çok tarihçiler sevindi. Belediye başkanı da artık memnun, başta yıkılacak dediyse de şimdi altında açılan sergi sarayı ve camekanlı restoranlar yerli ve yabancı turistlerin merkezi oldu.

Köprünün altı tamamen boşaltıldıktan sonra, perçinler ve lamalar yenilendi, otantik demir işçiliği açığa çıkarıldı, ilaçlı boya ile kaplandı ve Merkez Çarşısı da yıkıldıktan sonra güneşin pırıltısı ile karanlık, kasvetli havası gitti ve yerine Eyfel Kulesi altı benzeri bir metal sanat eseri kaldı. Köprünün dereye bakan tarafında sadece camekanlı, ferah restoran ve kafeler var. Diğer taraflar açık ve yaya trafiği her yöne serbest. Aslında ‘yayaya açık müze’ desek daha doğru…

Yüksek binaları sevmem. Hele bir de Zonguldak gibi iki dağ arasına sıkışmış vadisel şehrimizde hiç sevmem. Gazipaşa Caddesinin güneşinin ve havasının yok oluş sebebi haddinden fazla müsaade edilen yüksek binalardır. 12 katlı iş merkezinin ucube diye isimlendirilmesinin sebebi de yüksek binaların Zonguldak’ın dokusuna yakışmamasından ileri gelmektedir. Yazar İrfan Yalçın, İçimdeki Zonguldak adlı eserinde “ İki yandaki Balkaya burnuyla Fener burnu kim bilir kaç milyon yıldır böyle tiksintiyle süzüyorlardır birbirlerini. İki Hint horozu dövüşmeye hazırlanıyor sanki. Aralarında leş rengi bir deniz –deniz rengi bir leşmi yoksa?- olmasa kapışacaklar dersin…” demiş. Balkaya ile Fener burnu arasına sıkışmış, bir yandan betonlarla da yükseliyor göğe doğru…

Hüseyin Öztek Tüneli ve Zonguldak-Kozlu Tünelinin açılmasından sonra Gazipaşa trafiğe kapatıldı ortasından geçen buharlı nostalji hafif raylı trenleri biraz olsun yüksek binaların içimizi karartan görüntüsünü unutturdu.  Tarihte “Ortasından tren geçen şehir” diye anılan Zonguldak şimdi yerli-yabancı turistlerin de ilgi odağı oldu. Eski limandaki tarihi kemerli kömür yükleme iskelesinden başlayan buharlı gezi şimendiferleri, Gazipaşa Caddesinin içinden geçip Maden Müzesi üzerinden Üzülmez Kültür Vadisine kadar yolcu seferleri yapıyor. Bu turistik gezi Rombaki Köşkü’ndeki sabah kahvaltısıyla başlıyor.

Eski belediye başkanı merhum Hüseyin Öztek’in düşünce mimarı olduğu ve 45 yıl evvel projelendirilen Mithatpaşa-Kapuz arasındaki karayolu tüneli geçte olsa açıldı. İktidar ve muhalefetin ortak kararıyla ve belediye başkanının gösterdiği vefa örneği ile tünelin adı “Hüseyin Öztek Tüneli” olarak isimlendirildi. Kutuplaşma kaybetti, vefa, kardeşlik ve sağduyu kazandı. Zonguldak bu yönüyle Türkiye’ye örnek oldu.

Ordinaryüs Profesör Mimar Halid Emin Onat tarafından yapılan Aksaray İşhanı’nın yerine yapılan yeni binanın önünden geçip, hayata geçirilen sahil projesi ve liman caddesine doğru yöneliyorum. Öncelikle Zonguldak belediye’sinin kontrolünde, TOKİ’nin bir tane ağaç kesmeden bu projeyi gerçekleştirdiği için her iki kuruma teşekkür ediyorum, bir teşekkürde tarihi beton iskele üzerindeki barakayı kaldırıp kentin kimliği beton iskeleyi açığa çıkartıp tekne ve kayıkların yanaşabileceği eski otantik haline getirdikleri için…

Denizcilik Acente Binası ve Çarşı Karakol binasını yıkıp yerine büyük bir döner kavşak yapmasına üzülmüş olmama rağmen, Halkevi Binası önündeki yolu çift şeride çıkartıp kargo rıhtımı üzerinden Kozlu istikametine alternatif yol bağlanmasına da sevindiğimi belirtmek isterim. Bunun üstüne ‘Atatürk’e Çiçek Veren Kız Çocuğu’ heykeline Atatürk’ün de ilave edilmesi ve İskele boyuna Zonguldaklı şairler Rüştü Onur, Muzaffer Tayyip Uslu ve Kemal Uluser’in büstlerinin de ufku seyrederken yer vermesi içimdeki, Zonguldak sevdasını coşturmuştur.

Sahil bandındaki eski kafeler, balık restoranların sayısı az iken, eski limana kadar yapılan projede sayılarında çok artış göstermesi işin rengini kaçırdı ancak, sahilin denize 8-10 metre kadar daha uzaması denizden kaybettirdi, gezi yolunu bir nebze rahatlattı. Balık restoranlar, meşhur salatamız ve artık soslu kebabımızdan sonra yeni “soslu balığımız” var. Zonguldak soslu balık turizmde patlamaya yol açtı. Kömür şehri, üniversite şehri derken şimdi turizm şehri olduk. Üzülmez Kültür Vadisinde kahvaltıyla başlayan turist kafilesi, hafif raylı, buharlı şimendiferle nostaljik başlayan maden müzesi ziyaretinden sonra liman caddesinde mola veriyor, hediyelik eşya, restoran ve kafe keyfinden sonra liman arkası Fener tünelinden yapılan falez, gezi yolu ve A Tipi konuk evi dönüşü iskelede bekleyen gezi tekneleriyle taçlanıyor…

Önce kömür şehri, sonra üniversite ve en son olarak turizm şehri olduk biz!  Yapılan yanlışlar, yanlış kararlar ve yanlış adımlar, üzerimizde oynanan oyunlar artık nasıl derseniz deyin. Olan oldu… “Oldu bitti maşallah, adam olur inşallah…”

TTK’yı küçülttük (Türkiye Taşkömürü Kurumu), gençlerimizi göç ettirdik, onlar gidince aileler de gitti. Yayla Mahallesindeki TTK Genel Müdürlüğü (Beyaz Saray) binasını üniversiteye verdik. TTK Genel Müdürlük kurulduğu güne geri döndü, eski Umum Müdürlük binasına taşındı (BEDAŞ). İş adamları Filyos vadi projesinden yer kapma savaşına girdi. Çaycuma sanayi merkezi oldu. Zonguldak’ımız artık turizm şehri. Türkiye’de ilk maden okuluna sahip olan Zonguldak artık turizm bölümünde başarılı öğrenciler yetiştiriyor.

Ancak hiç değişmeyen bir şey var, o da emekliler halen İnönü Parkını tercih ediyorlar…

GERÇEK ZONGULDAK…

Belediyecilikte yönetimler değişir ancak yöntemler değişmez. Belediyeler kentin altyapısı, üstyapısından sorumlu oldukları kadar, sosyal yaşamdan, kent insanının refahından ve kent hafızasından da sorumludurlar.

Zonguldak Belediye’si yeni başkanıyla göreve geldi geleli şehir tam bir şantiye alanı oldu. Bana eski yılları hatırlattı. Mimar Seyfi Arkan’nın inşa ettiği Kozlu-Kılıç gibi Fener, Üzülmez, Karadon mahallelerinin sosyal konutları. Misafirhane ve lojmanları. Kurum binalarının estetik mimarisi. Zonguldak limanı ve tesislerinin inşaatı.  Her bölgede kurulan kömür tesisleri, yıkama lauvarları. Beş ayaklı ahtapot Fevkani Köprüsü... Devlet Zonguldak’a yapılan yatırımlarda son derece cömert ve fedakar davrandı. Saydığım bu projeler 90’lı yıllara kadar bir fiil çalıştırıldı.

Zonguldak Belediyesi kaybedilen bunca yıldan sonra tekrar bir ivme yakaladı. Bunda başkanın cumhurbaşkanı ve bazı bakanlarla olan ikili ilişkileri ve solun kalesi tabir edilen Zonguldak’ta sağ bir partinin tekrar kazanmasının rolü büyük tabi.

Hayallerimizi gerçeğe dönüştürün lütfen, bize tekrar hayal kırıklığı yaşatmayın…

Yüksel Yıldırım

15 Ağustos 2020

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
Hayalimdeki elmas 1 ay önce

Ne guzel bir dusunce

Misafir Avatar
Hasan 1 ay önce

Eskisi bundan iyiymiş.. Bu başkan da bunları yapacak kapasite de cesaret de yok.. Sade su faturası toplamayı biliyor zonguldak başkanları.. Bide peşkeş çekmeyi garibanı vur zengine agam paşam de.. O beğenmedimiz Muharrem başkan bile bundan çok emek vermiş bu kente ona üzülüyorum.. Alt yapı olsun yapmış yeni başkanın yaptığı gösterimlik 3 5 araba asfalt

Misafir Avatar
Kadir çetin 2 ay önce

Böyle bir yer yapılsa kesin işletmesini Hamdi Uçar a verirler

banner228

Özbakır'a jest yaptı...

Haberi Oku