TASARI DERHAL GERİ ÇEKİLMELİ!

Yeşil Sol Parti Zonguldak İl Eş Başkanları Ayfer Usta ve Ali Topaloğlu yaptıkları açıklama ile Hayvan Hakları Yasa Tasarısı’nın, güvence altına alması gereken hakları gasp ettiğini savundular.

Hayvana yapılan her tür şiddetin, kabahat değil suç sayılması gerektiğini belirten Usta ve Topaloğlu, “Hayvanlar mal değil, tıpkı bizim gibi birer candır. Bu nedenle hayvanlara zarar verenler, mala değil cana kastetmiş olarak değerlendirilmeli. İşlenen suçun kapsamına göre, en az 3 yıl, ertelemesiz hapis cezası olmalıdır” dediler.

 

İşte o açıklama;

“2012'den bu yana, her yıl düzenli olarak incelenmesine, üzerinde çalışıldığı belirtilmesine rağmen 5199 Sayılı Hayvan Hakları Kanunu’ndaki eksik ve yanlışlıklar bir türlü giderilmemiş, hakları güvence altına alan adil bir kanun çıkarılamamıştır.

 

Tüzüğümüz ve ilkelerimiz uyarınca türlerin eşitliğine inanan bizler,  TBMM'de görüşülmekte olan tasarının bu haliyle meclisten geçmesini kesinlikle onaylamıyoruz.

 

Hayvanlar da, insanlar gibi, duyulara ve bilince sahip farklı tür bireylerdir. Ancak koşullar eşit olmadığı ve kendilerini koruyamadıkları için, onların yaşam haklarını insan türünün savunması gerekmektedir. Yaşam alanlarını işgal ettiğimiz hayvanlar için yapabileceğimiz en önemli şey ciddi bir anayasal düzenleme ile hayvan ve haklarını güvence altına almaktır.

 

Ancak görünen o ki kanunda  yapılacak değişiklik ile, insan eliyle doğal yaşam alanları işgal edilen hayvanlar şehirlerden tamamen uzaklaştırılacak, buralara sığınan ve yiyecek aramaya gelen hayvanlar şiddete uğrayıp şehirden sürülecektir. Yeni yasa tasarısı ile evlerdeki hayvan sayısı yönetmeliklerle belirlenecek, istenirse evlerde beslenen, büyütülen evlat gibi bakılan hayvan sayıları kısıtlanacak, ev hayvanlarına el konulabilecektir.

 

Yeşil Sol Parti olarak diyoruz ki:

İnsan özgürlüğünün, hayvan özgürlüğü sağlanmadan sağlanamayacağı bilinmelidir! Hayvana şiddet uygulayanların sonraki adımlarında çocuk, kadın ve erkeklere şiddet uyguladığı bilimsel bir gerçekliktir. İnsan ve hayvan bireylere şiddet, toplumsal bir sorundur. Bu konudaki eğitim, farkındalık çalışmaları sürekli ve kesintisiz olmalıdır. Bu sorumluluk ve planlama seçilmiş hükümetlerin görevidir ve ivedilikle yerine getirilmelidir.

 

Hayvanlar mal değil, tıpkı bizim gibi birer candır. Bu nedenle hayvanlara zarar verenler, mala değil cana kastetmiş olarak değerlendirilmeli, insan canına kastedenlerle aynı kapsamda ceza almalıdır. Hayvana yapılan her tür şiddet, kabahat değil suç sayılmalıdır. İşlenen suçun kapsamına göre, en az 3 yıl, ertelemesiz hapis cezası olmalıdır.

 

Sahipli-sahipsiz ayrımı ortadan kalkmalı, her bir hayvanın hakkı savcılıkta direkt aranabilmelidir. Aile, iş mahkemeleri olduğu gibi, ekoloji ve hayvan hakları mahkemeleri de olmalıdır.

 

Belediyeler tedavi, kısırlaştırma, rehabilite hizmetlerine yoğun bir şekilde devam etmeli, her ilde  hayvan hastanesi, her fakültede bir veterinerlik bölümü oluşturulup, hayvan sağlığı hizmeti ulaşılabilir ve kamu tarafından takip edilebilir kılınmalıdır.

 

Tüm hayvan ırklarının yaşam hakkı vardır. Bu nedenle yasaklı ırk tanımı kaldırılmalı, el konularak bakım evlerine hapsedilmeleri önlenmelidir. Hayvanı sömüren, şiddet uygulayan, sağlıklı yaşam hakkını yok sayan ebeveynler (sahipleri) dahil her birey, üreticiler ve satıcılar ceza almalıdır. Bakımevlerinde el konulan yasaklı hayvanlar rehabilite edilerek, yuvalarına geri verilmeli ya da yuvalandırılmalıdır.

 

Cami, okul, park, hastane gibi kalabalık yerlerde sokak hayvanı olmayacak denilen 6. madde tamamen kaldırılmalı, rehabilitesine dikkat edilerek, bir arada yaşam düşüncesine uygun bir alt yapı tesis edilmelidir.

 

Hayvanat bahçeleri kapatılmalı, esir yaşam süren hayvanlar rehabilite edilerek, doğal yaşama geri dönüşe hazırlanmalıdır.

 

Yunus parkları acil olarak kapatılmalıdır. Sirklerde hayvan sömürüsüne son verilmelidir. Petshoplarda ayırım yapılmaksızın tüm hayvanların satışı yasaklanmalıdır. Fayton ve yük arabaları tamamen yasaklanmalıdır. Sömürü ve şiddet sarmalında yaşamak zorunda bırakılan tüm hayvanları rehabilitasyonu ve doğal yaşam alanlarına bırakılmaları yasa ile güvence altına alınmalıdır.

 

Havai fişek kullanımı tamamen yasaklanmalı ve denetlenmelidir. Bu nedenle oluşan, doğa kirliliği ile canlı yaralanma ve ölümlerine son verilmelidir. Havai fişek gösterileri kuşların kalbini durdurmakta, sürüler halinde ölümlerine, kedi ve köpeklerde travmaya neden olmaktadır. Havai fişekler içerisinde bulunan kimyasallar hava, su ve toprak yoluyla tüm canlıların yaşam alanlarına bulaşmaktadır.

 

Avcılık tamamen yasaklanmalı, turizm ya da spor adı altında işlenen cinayetler son bulmalıdır. Hayvan dövüşleri ve güreşleri yasaklanmalı; ağır cezai yaptırımlar uygulanmalıdır. Hayvan bahisleri ve hayvanların para kazanma amacıyla çalıştırılması yolu ile sömürü yasaklanmalıdır.

 

Günümüz teknolojisi ile deneysiz çözüm üretmek mümkün iken, birçok canlının acılı ölümüne, esaretine neden olunmamalıdır. Hayvanları kobay olarak kullanan deneyler yasaklanmalıdır.

 

Sırf insan türü üşümeyecek diye hayvanlar öldürülmemeli, kürk ticareti ve üretimi yasaklanmalıdır.

 

Hayvanlar yaşadıkları evlerde evin çocukları, birer ferdidir. Ama sağlıkları söz konusu olduğunda hiçbir güvenceleri yoktur ve tedavileri çok pahalıdır. Hayvan ebeveynlerine (sahiplerine) sağlık sigortalarından faydalanma kolaylığı sağlanmalı ve bu konu kanunda yerini almalıdır.

 

Hijyen ortamlarda bakılan, bu ortamlara evler de dahildir, hayvanlara sayı sınırlaması getirilmemelidir. Evlerde aile bireylerinin sayısına sınırlama getirilemiyorsa, hijyeni sağlanmış evlerde hayvan sayısına da sınırlama getirilmemelidir.

 

Hayvan sevgisi, küresel iklim krizi ile birlikte eğitim olarak verilmeli, bitkisel beslenme özendirilmeli, hayvansal beslenmenin, iklim krizinde nasıl olumsuz bir etki yarattığı, çok yakın gelecekte su ve gıda krizlerinin gerçekleşebileceği anlatılmalıdır.

 

Tüm hayvanların, hatta bitkilerin de duyguları olduğu bilimsel olarak kabul edilmiştir. Hayvanlar da insanlar gibi üzülmekte, strese kapılmakta, anne olmakta, yavrularını doğurmakta, korumakta, tehlikelerden korkmakta, aynı insanlar gibi şiddet gördüklerinde, canları yandığında acı çekmektedirler. Hayvan özgürlüğü ve  hakları uluslararası sözleşmelerde layık olduğu yeri almalıdır.

 

5199 Sayılı Hayvan Koruma Yasasının Türk Ceza Kanunu kapsamına alınmalı, Kabahatler Kanunu kapsamından çıkarılmalıdır. Toplumun vicdanında kabul gören bir şekilde tüm STK ve hayvan hakları koruyucu kurumlar, gönüllüler, ulusal / uluslararası ilgili kuruluşlar ve siyasi partilerce mutabakata varılarak yeni bir yasa oluşturulmalı ve bu tasarı derhal geri çekilmelidir.

 

Her canlının, kendi türünün bireyi olarak kabul görüldüğü, özgür bir yeryüzü umudu ile…”

 

 

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner228

Durmuş Kabakçı Babasını Kaybetti...

Haberi Oku