“TÜRBE-YATIR” SEVDAMIZ
Biz Millet olarak ölülerimize saygılıyız, özellikle dini bayramlarda mezarlıklarımız bu nedenle dolar taşar…
Aynı zamanda dini büyüklerin, Selçuklu, Osmanlı ve Türk Büyüklerinin de mezarlarına saygılıyız…
Her gördüğümüz, her rastladığımız yerde duamızı eder, yüce Tanrıdan rahmet dileriz ruhlarına…
Ve sık sık da türbelere koşarız, özellikle kadınlarımız;
Kocası olmayana koca, evi olmayana ev, işi olmayana iş isteriz, yalan mı? İşte bu yanlış, ölüden rahmet dilenmez!
Bu arada sağda solda gördüğümüz ve “yatır” olarak kabul ettiğimiz ölü şahsiyetlerden de aynı dilek ve temennilerde bulunuruz, bu da yanlış tabii, bunların hepsi yatır olmayabilir, alın size bununla ilgili bir sosyal paylaşım sitesinde okuduğum ve bu sözlerimi kanıtlayan bir hikaye:
Yıl 1955...
İstanbul’da bir sokak umuma açık tuvalet gibiydi..Bahçe duvarları nedeniyle her taraftan görülmeyen sokakta gelen geçen küçük tuvaletini duvarlara yapıyordu..
3 numaralı evde oturan emekli İhsan Ergün beyin eşi Makbule hanım, gelen misafirlerine dert yanıyordu..
“Yoldan geçenler küçük abdestini bahçe duvarına yapıyor. Belediyeye başvurduk.. Buraya işemeyiniz diye levha astırdık ama hiç faydası olmadı.. Bu bizi çok rahatsız ediyor.”
Misafirlerin arasında bulunan İhsan beyin yeğeni mühendis Namık bey ayağa kalktı, “Ben bu işi hallederim” dedi ve aşağıya indi..
Hemen kazma kürekle işe soyundu..
Yere mezara benzer bir tümsek yaptı..
Duvardan taşlar alarak tümseğin çevresini çevirdi..
Etrafındaki ağaçlara bezler bağladı..
Yukarı çıktı “Tamam bu iş oldu” dedi..
Gerçekten de ogünden sonra kimse sokağa işemiyordu..
Hatta gelen geçen mezar görünümlü tümseğin başında dua ediyordu..
Mahalledeki kadınlar da ağaçlara bez bağlıyordu..
Aradan yıllar geçti..
Birgün yan komşu Zafer hanım panik halinde Makbule Hanımı ziyaret etti..
Nefes nefese rüyasını anlattı..
“Ak sakallı bir dede gördüm.. Ben İhsan beyin bahçesindeki mezarda yatan Ahmet Dede’yim, mezarın üzerine ismim yazılı bir taş dikin dedi.”
Makbule hanım renk vermedi..
Rüyayı duyan mahalleli hemen bir taş yaptırdı..
Üzerine şunu yazdılar..
“Ahmet Dede Ruhuna El Fatiha.”
Gel zaman, git zaman belediye bu olaya el attı..
Sözde mezarın etrafını çevirdi..
Mermer taş koydu..
Üzerine yazdı..
“Ahmet Dede ruhuna el fatiha.”
Orası artık bir yatır olmuştu..
*. *. *
Ahmet Dede yatırı bugün İstanbul’un Kartal semtindeki en işlek sokağında..
Ekim Sokağı hergün onlarca ziyaretçi çekiyor..
Dualar okunuyor, dilekler tutuluyor..
Ahmet Dede hürmetle anılıyor..
Kısacası işenmemesi için yapılan bir sahte mezar bugün kutsal bir yatıra dönmüş durumda..
*. *. *
Bu olayın canlı şahidi emekli kıdemli albay Hasip Uras’tı..
Ufuk Uras’ın babası..
1955 yılında İhsan Ergün beyin evindeki o misafirlerden biriydi..
Sahte yatırın yapılışını gözleriyle görmüştü..
Emekli olduktan sonra hacca giden Hasip Uras, bu olayı kitap haline getirmeyi planlamıştı..
Ama ömrü yetmedi..
2008 yılında vefat etti..
Ahmet Dede yatırı bugün hala Kartal’da en çok ziyaret edilen yerlerden biri...