Zonguldak Fotoğraf Derneği’nin (ZFD) kurucu üyelerinden Caner Yaman'ın 2010-2011 yılları arasında İrlanda'da yapmış olduğu çalışmalardan oluşturduğu oluşan "İmparatorlukla Savaşan Şehir-Dublin" belgesel gösterisi, geçtiğimiz Cuma günü ZFD Gösteri Salonu’nda gerçekleştirildi. Yoğun katılımın olduğu gösteri, ilgi ve beğeniyle izlendi. Aynı zamanda Zonguldak Karaelmas Üniversitesi’nde (ZKÜ) İngilizce okutmanı olarak görev yapan Caner Yaman, gösteri sonrasında katılımcılara İrlanda ve Dublin hakkında bilgiler verdi. Yaman, şunları söyledi;
“Yüzyıllarca sömürülmüş, acı çekmiş, bedeller ödemiş, ama buna rağmen yılmamış, onurlu bir mücadeleyle özgürlüğünü kazanmış bir ülke ve o ülkenin başkenti. O şehri ve insanlarını anlatmak ya da ona fotoğraflarla bir öykü yazmak ‘dışarıdan bakan’ için ne kadar mümkündür, kaç kelimeye sığar, kaç cümle yeterli gelir kestiremedim. O şehirde yaşarken çektiğim fotoğraflar beni mi anlatacaktı yoksa o şehri mi, o şehirdeki beni mi? Kendi ülkemle kurduğum benzerlikler, hissettiğim sempati ve kurduğum empati, fotoğrafların kendiliğindenliğine zarar verecek miydi? Bunu elimde tutabilir, şekillendirebilir miydim? Yön verebilir miydim? Yoksa elimden kaçıp kurtulurlar mıydı? Belki de bir fotoğrafçının kafasını kurcalayan en büyük sorulardır bunlar. Ne için fotoğraf çekiyorum? İnsanların anlamlandıramadığı kişisel öykülerimi mi yazıyorum, yoksa çektiğim fotoğraflar benden sıyrılıp, benim anlatmaya niyetlendiğimin de ötesine geçip kendi öykülerini anlatabiliyorlar mı? İçten bir şairin dizeleri gibi içine işleyebiliyorlar mı izleyenin? Kendi fotoğraflarım söz konusu olduğunda bu soruların cevabını hiç veremedim. Verdiğim cevapları da hiç önemsemedim çünkü her defasında cevap veren sadece bendim. Fotoğraflarla yazılmış bu öykü özelinde yarattığım kurgular, seçtiğim temalar belki de fotoğraflarıma açtığım bir yoldu... Zordu… Yolu açarken tercihlerimi zor olandan yana kullandım. Manzara yüklü bir pastoralden ya da bir seyahat güncesinden ibaret olmasın istedim bu öykü. O ülke ve insanının yüzyıllarca yaşadığı ve hala var olduğuna inandığım o duyguları ve o ruhu bugüne de taşıyabilme çabasıydı belki. Acıları, beklentileri, umutları, endişeyi, isyanı, kabullenişi, özgürlüğü, esareti, bağlılığı, öfkeyi, sevgiyi… Yani insana dair bir şeyleri anlatsın istedim kısaca – insana dair her şey anlatılamazdı çünkü… Yürüyebilirlerdi kendileri… Ben de bıraktım onları kendi hallerine. Yürüdüler açtığım yolda... Konuştular sırayla ve anlatabildikleri kadarıyla bir şehri anlattılar bana. Sokaklardan bahsettiler, sadece sokakların anlatabileceği hikayeleri anlattılar. Gözlerinin içine bakılmasa da insanlara şarkı söyleyerek hayata tutunmaya çalışan insanlardan bahsettiler. Gözlerinin içine bakılmasa da, sıkı sıkı sarınıp bir uyku tulumuna, bir köşe başında, bir köprü üstünde insanlara boş bir kahve bardağı uzatarak hayata tutunmaya çalışan insanlardan bahsettiler. Bazılarının evi yoktu yanında… Terk ettikleri ülkelerinde kalmıştı. Onlardan bahsettiler… ‘Gelecek yok’ yazan duvarın önünde tebessüm eden kızdan, üzerinde ‘artık kaybettiğimiz özgürlük için boşuna ölenler için’ yazan çelenk önünde, farkındalıktan uzak poz veren kızlardan bahsettiler ve sokaklara yazdıkları yazılar, astıkları pankartlar ve ellerinde bayraklarla sokaklara çıkan, inançlarını yüzlerindeki ifadeyle haykıran insanlardan bahsettiler ve onları izleyenlerden… Çok fazla konuştular, çok şey söylediler. Aklımda kalmadı birkaç kelimeden fazlası ki; onlar da bana yetti zaten. Çünkü aslında fotoğraflar da biliyorlar ki, bir hikaye anlatmaksa söz konusu olan, anlatılmayan hikayeler de vardır hep. Zaten hikaye de budur aslında. Anlatılmayan hikayelerin toplamı tek bir hikaye, belki de sadece bir tek kelime… Dileğim, onları izleyenlerin yüreğine bir kelimelik de olsa dokunabilmeleridir.”
Gösterinin sonunda ZFD Başkanı Can Çetin, Caner Yaman’a teşekkür etti.
(Kültür-Sanat Servisi)