Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Merkez İlçe Başkanı Tarık Coşkun, Kozlu beldesinde yapılan delege seçimlerini değerlendirdi.
Geçtiğimiz Pazartesi günü CHP Kozlu Belde Başkanlığı’nda yapılan delege seçimlerine iki listeyle gidilmiş, 203’e 252 oy oranıyla seçimi, Merkez İlçe Başkanlığı’nın desteklediği liste kazanmıştı.
Delege seçimleri sürecini değerlendiren CHP Merkez İlçe Başkanı Tarık Coşkun, seçimin demokratik şekilde yapıldığına dikkat çekerek, katılımın yoğun olduğunu söyledi. Coşkun, “Partimiz kongre sürecine girdi. Ocak ayının 21’inde delege süreci başladı. Hafta sonu köylerdeki çalışmalarımızı bitirdik. Kozlu beldemizin de delege seçimini yaptık. Tamamen demokratik bir seçim geçirdik. 355 kişinin katılımıyla gerçekleşen bir delege seçimi yapıldı. Çift liste ile gerçekleşen bir seçim oldu. Parti adına yaşanan bu duyarlılık güzeldi. Sandıktan çıkan hangi liste olursa olsun. Biz el ele kol kola bu süreci birlikte geçireceğiz. Delege seçimlerini 28-29 Ocak tarihine kadar bitireceğiz. Daha sonra kongre süreçlerine başlayacağız. Bunun akabinde büyük kurultayımız oluşacak. Bu süreçte ilk hedefimiz yerel seçimler, sonrasında da genel seçimler” şeklinde konuştu.
“HABERAL İÇİN SOMUT BİR GELİŞME YOK”
AKP iktidarını da eleştiren Coşkun, Silivri’de tiyatro yaşandığını ifade etti. AKP iktidarının, yeni tutuklamalar ve fezlekelerle ülkeyi istedikleri gibi yönettiklerini belirten Coşkun şöyle devam etti;
“CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal için şu anda somut bir gelişme yok. Umarım kısa zamanda bir çözüm ortaya çıkar. Erkan ve Mehmet Haberal’la ilgili iddianame var. 21 Mart’ta mahkemeleri olacak. Herkes hakkında bu hükümet fezleke hazırlıyor. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun söylediği gibi Silivri’de tiyatro var. AKP iktidarı, bu sürecin senaristi olduğu için, sonucunu bekliyoruz. Tutuklu 8 milletvekili var. Her gün yeni tutuklamaklar yeni fezlekeler var. İktidarın başında onlar istedikleri gibi yönlendiriyorlar. İnsanların 3 yıl tutuklu kalmaları ne kadar doğru. Suçları hala belli değil. Varsa suçları yargılansınlar hüküm giysinler. Sonuçta ‘hukuk devleti’ diyoruz, ‘demokrasi’ diyoruz. Bu nasıl bir demokrasi, nasıl bir hukuk devleti? İstediğimizi yargılıyoruz, istediğimize fezleke hazırlıyoruz. Suç belli değil, enteresan bir süreç.”
Sena AYÇİÇEK