Aynıyla benim başıma geldi bu olay…
Bir süredir sesim kısık, insan korkuyor haliyle, arkadaşlar da “ihmal etme git doktora…” filan diye başımın etini yiyorlar; neyse ben de öyle yaptım ve randevumuzu geçtiğimiz pazartesi gününe alarak gittik…
Doktor bizi kabul etti, anlattık derdimizi; aldı bizi bir başka odaya, yardımcısından boğazımı inceleyebilmek için ucuna 35-40 santimlik bir tel gibi bir şey takılmış aleti aldı, eldivenini giydi ve dilimi çıkartmamı istedi.
Asıldı dilime… Sonra da o aleti boğazımdan içeriye dayanmak istedi ama olmuyor, benim boğaz onu kabul etmiyor, midemin altı üstüne geliyor.
Bir,iki,üç ,dört deneme… I-ıh!..
Doktor haklı olarak sinirleniyor ve bana ufaktan fırça sallamaya başlıyor; “Kızıyorum haaaa…”
Kız doktor… Kız…
N’apalım yani ben o teli yutamıyorum.
Derken baktı boğaz yoluyla olmuyor, burun yolunu denemeye karar verdi doktorumuz, olaya notunu da düştü; “madem boğazdan olmadı o zaman burundan…” ama oradan da ı-ıh…
Girmiyor nalet… Burnumun bir o deliğinden, bir ötekinden… Olmuyor, doktor da şaşırıyor neden girmiyor diye…
Midem yine alt üst… Çektiğim ıstırabı bana sorun.
Bir de korku aldı beni;kendi kendime “ülen oğlumordan olmadı, burdan olmadı, şimdi doktor(madem buralardan olmuyor tek çaremiz kaldı, orayı deneyeceğiz) derseeee…”n’olcak?
Anlamışsınızdır, siz olsanız korkmaz mıydınız?
Allahtan korktuğumuz başımıza gelmedi!
Peki ne mi oldu?
Tanı falan koymadan doktor önündeki kağıt parçasına bir başka hastanedeki bir başka doktorun ismini yazarak “o’na git, benden de selam söyle, o baksın sana” diyerek yolladı.
Şimdi;
Bana tanı konulamadığına göre, eğer devlet benden muayene için para filan kesmişse o parayı geri istiyorum, biiiirrr…
Daha önce, şimdi emekli olan Dr. Kemal Yurtbay beni aynı şekilde muayene ederken, o aleti boğazıma sokmadan önce kontrol edeceği bölgeye uyuşturucu etkisi olan bir sprey sıkarak bir süre beklemiş ve sonra muayeneye başlamıştı, o zaman da böyle bir problem çıkmamıştı. Demek ki şimdi hastanelerde o uyuşturucu spreyden yok ki bana uygulamadı doktor. Olsaydı uygulardı. Öyle değil mi? Koskoca doktor bilmez mi bu işlerin böyle olduğunu. Peki neden yok? Yoksa vardı da bana mı uygulanmadı? Ya da hastane bu sprey için tasarrufa mı gidiyor. Soruyorum tüm yetkililere, bu da ikiiiii.
Evet;
Durum böyle böyle…
Şu son yılda corona nedeniyle gerçekten de her biri birer madalyayı hak etmiş olan sağlıkçılarımıza şükran borcumuz var, bunu biliyorum, kimseyi de suçlamıyorum ama böyle şeyler de olmasın istiyorum.
Çok mu fazla şeyler istiyorum?
X      XX
10 GÜN 10 GECELİK YAŞGÜNÜ
Geçtiğimiz 31 Ocak günü ZGC Başkanı Derya Akbıyık’ın yaş günüymüş… Bir gün önceden “abi yarın yaş günüm haaaa…” diyerek hatırlattı, derdi de anlaşıldı!
Ertesi gün oldu;
Sabahtan çiçekler, kutlama mesajları veeee, pastalar gelmeye başladı. Akşama kadar cemiyete kim hangi üye, misafir gittiyse, kendini pasta börek içinde buldu, yedi içti…
Biz de akşam hediyemizle gittik tabii.
Yine ertesi gün oldu, yine yağmaya başladı pastalar börekler ve çiçekler; siyasisinden STK’sına kadar gelip gidenler, çaylar kahveler soğuk içecekler…
Bir sonraki gün yine;
Daha sonraki gün yine…
Hatta bir akşam iki tava balık bile geldi gazeteci arkadaşlardan, oturduk götürdük walla…
Derken aradan 10 gün geçti Derya beni aradı; “Abi gel istersen, dünya kadar pasta börek var, gel yiyelim, istersen al götür sonra yersin…”
“Vay anasını be” dedim kendi kendime, “40 gün 40 gecelik düğünleri bilirdik de, 10 gün 10 gecelik yaş gününü de aha ki duyduk…”
Aynen böyle, belki ben bunları yazdıktan sonra da devam etmiştir aynı fasıl kim bilir?
Özellikle basın mensuplarının aşırı ilgisi kıskandırdı beni, Derya’yı çok sevdikleri için mi?
60-80 ailelik Basın Yazlıkları için yer tespiti yapıldı da, listeye girmek için mi?
 
    
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
Sema Aks 2 hafta önce

doktor varrrr doktorcuk var milletin vay haline

banner228