İLK İNSAN HAKLARI BİLDİRGESİ 

Dünya İnsan Hakları Gününü dün kutladık biliyorsunuz. Peki dünyada ilk insan hakları bildirgesini yayınlayanın kim olduğunu biliyor musunuz?

Bu kişi Fatih Sultan Mehmet…

Bu konuyu araştırdık:

 Başbakan Bülent Ecevit’in ABD Başkanı Bill Clinton’a Sunduğu Fatih’in Fermanı İnsan hakları, insanların doğuştan sahip olduğu kişisel hak ve özgürlükleridir. İnsan hakları ırk, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır. Bu hakları kullanmakta herkes eşittir. Yüzyıllardır insanın zorbalık ve baskıya maruz kaldığı bir gerçektir. İnsan hakları hep göz ardı edilmiştir. Ölüme, işkenceye, kötü muameleye, onur kırıcı cezalara tabi tutulmuşlardır. 17. ve 18. Yüzyıllarda 1689 tarihli İngiliz Yurttaş Hakları Beyannamesinde, 1776 yılında Amerikan Bağımsızlık Bildirgesinde ve Fransız ihtilali sonrası Fransa meclisinin 26 Ağustos 1789 tarihinde onayladığı İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesinde, insan haklarının sağlanmasında önemli kazanımlar sağlanmıştır. Daha sonraki yıllarda dünya savaşları sonucunda inanılmaz insan kayıpları ve büyük insan hakları ihlalleri meydana gelmesi üzerine, uluslararası ilişkilerde ve işbirliği içerisinde insan haklarının, hukukun egemenliği ile korunmasının önemli olduğu anlaşılmaya başladı. Bu hak ve temel özgürlüklerde ortak bir anlayışa sahip olma, gerçekleştirme fikri her geçen gün çoğaldı. İkinci Dünya savaşından sonra, savaşın galibi ülkeler tarafından, ülkeler arasındaki anlaşmazlığı ortadan kaldırarak, ileride meydana gelebilecek ve kendi güvenliklerini tehdit edebilecek bir savaşın önüne geçebilmek amacıyla, 24 Ekim 1945 tarihinde Birleşmiş Milletler örgütünü kurdular ve dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslar arasında ekonomi, toplumsal ve kültürel bir işbirliği oluşturmak gayesiyle Birleşmiş Milletler Antlaşması düzenlediler. Birleşmiş Milletler insan hakları komisyonu, Haziran 1948'de insan hakları konusunda çalışmalarına başlamış, 10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler genel kurulunun Paris'te yapılan oturumunda 30 maddelik insan hakları bildirgesini kabul etmiş, bildirinin imzalandığı 10 Aralık günü de, Dünya İnsan Hakları Günü olarak kutlanılmaya başlanılmıştır. Bu bildiride genel olarak herkes ırk, renk, cins, dil, din, siyasal, ya da herhangi bir başka inanç, ya da bir başka ayrım gözetilmeksizin bütün haklardan ve özgürlüklerden yararlanabilir denilmektedir. En başta yaşam ve özgürlük olmak üzere sağlık, eğitim, yiyecek, barınma, yasanın koruyuculuğundan eşit olarak yararlanma, toplanma, dernek kurma, evlenme, mal ve mülk edinme, çalışma, işini seçme, din, vicdan, düşünce ve anlatma özgürlüğü hakları bu bildirinin temelini oluşturmaktadır. Tarih 29 Mayıs 1453. Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul'u fethettikten sonra, padişaha tabi olma isteklerini bildiren, teslim olan, şehrin anahtarını teslim eden, aman dileyen yerli Hıristiyan halkın haklarının korunması ve canlarına dokunulmaması, din ve ticaret serbestisi tanıyan bir ahitname hazırlayarak bu Galata ahalisine gönderdi. Beşeriyetin bütün insanlarına imrenilecek, ilahi vaatlerle seslendiği, çağımızın dahi ulaşamadığı önemli bu insan hakları ahitnamesinde Fatih Sultan Mehmet Han şöyle demektedir: "Ben ki Emir-i azam Sultan Murad'ın oğlu, Padişah-ı muazzam ve Emir-i azam Sultan Mehmed Hanım, yeri ve göğü yaratanın namına, büyük Peygamberimiz Muhammed namına biz Müslümanların inanmış olduğumuz Sebu'l-Mesani namına, Allah'ın yüz yirmi dört bin peygamberi namına, büyük babamın ve babamın ruhuna, oğullarımızın namına, kuşandığım kılıç aşkına yemin ederim ki, şehrin Katolik Archontlar tarafından Bab-ı Hümayunumuza mebus olan Archontlar ve Senyör Pallavicino ve Senyör Marki Drifango ve tercüman Nikola Pelazoni tarafından gerçekleştirilen istek üzerine, bugün hükümet idareme boyun eğdiklerinden bütün memleketlerimde görüldüğü üzere, Galata ahalisine kanunlarını ve serbestliklerini bırakıyorum. Binaenaleyh, Galata surları yıkılacak ise de, mallarını, evlerini, dükkanlarını, bağlarını, değirmenlerini, gemi ve sandallarını, ticaretlerini eş ve çocuklarını istedikleri gibi idare etmek üzere muhafaza edeceklerdir. Ticaret mallarını memleketimin her tarafında satabilirler. Denizde ve karada serbestçe seyahat edebilirler. Hiçbir gümrüğe, hiçbir angaryaya tabi olmayacaklardır. Ancak itaatim altında bulunan diğer memleketlerde olduğu gibi, vergi ile mükellef olacaklar. Bu kanunlar ve adetler bugünden itibaren ve ebedi olarak devam edecektir. Ben onları kendi şahsım gibi himaye ve müdafaa edeceğim. Oturdukları beldede kilise ve ibadetlerini muhafaza edebilecekler. Ancak çan çalmak yasaktır. Kiliselerini camiye çevirmeyeceğim, fakat yeniden kilise inşa etmeyecekler. Tüccarlar serbestçe davranarak, ticaretle meşgul olabilirler. Yeniçeri sınıfına katmak üzere evlatlarını almayacağım. Dinimizi kabul etmeleri için asla hiçbir zorlama görmeyeceklerdir.Galata ahalisine vaadederim ki, kendilerini bir köle sıfatı ile idare etmeyeceğim. Evlerinde ne yeniçeriler, nede esirler iskan edilmeyecektir. İşlerini görmek için içlerinden birini intihap edeceklerdir. Archonte ve kahyalar rencide edilmeyecektir. Tarafımızdan yazılan bu fermanda yazıldığı üzere, vergi vermek şartıyla gidip gelmekte özgür olacaklardır." ( Hilkati Alemin 6961 ci ve hicretin 857 senesi Cemaziyel evvel evahirinde yazılmıştır.1453