Bildiğiniz gibi bayram öncesi ülkemizdeki 115 bin kadar camiye bir cami daha ilave ederek çok büyük bir iş başardık… Hükümet bunu büyük bir olaymış gibi göstererek yurt dışından gelecek olan tepkiler çerçevesinde gündem değiştirmek amaçlı kullanmak istedi ama pek takan olmadı, Yunanistan bir iki gün ufaktan cızırtı çıkardı, Rusya “Türkiye’nin iç işidir karışmayız” dedi, ABD bile formalite gereği bir gün kıytırık bir itiraz etti sonra sustu ve böylece bu olay yurt dışında fazla yankı uyandırmadığından konunun uluslar arası bölümü rafa kalkmış oldu.
Yurt içinde de çok sansasyonel bir etki yaratmadı, çok büyük bir olaymış gibi üstüne gidildi ama hepimiz gördük ne kadar hilafet aşkıyla yanan, cumhuriyet ve Atatürk düşmanı varsa ekranlara çıkıp bir iki gün hükümete “afferim” filan dediler ve öyle kaldı. Hala yandaş kanallar bu işi marifetmiş gibi gösterme çabası içersindeler ama tutmuyor. Çünkü ülke vatandaşının sorunu yüz bini aşkın cami sayısına bir cami daha katmak değildi; vatandaşın sorunu açlık, geçim sıkıntısı ve bitmeyen coronaydı…
ABD dolarının yedi lirayı aşmasıyla birlikte gündeme gelen köylerdeki “dolar duasına çıkılması” olayı son günlerde Ayasofya olayından önce geliyordu. Dualı ve besmeleli ekonomi politikasının iflasını gören vatandaşın kafasını son olarak da elinde kılıçla kürsüye çıkan Diyanet işleri başkanı karıştırdı…
Öyle ya; o kılıç neydi?
Gereği neydi?
Halkın bildiği kadarı ile kılıç öldürücü bir silahtı ve Türkiye’de bu silahı taşıma yetkisi de yasalarla askerlere verilmişti…
Hadi Atatürk’ü bir kere bile rahmetle anıp dua etmemesi, üstüne üstlük “lanet okunması” iddiaları kendi kişisel tasarrufuydu ama kılıç kuşanamayacağı yasaların tasarrufuydu. Bu işin “özel günü” falan da yoktu!
Ordunun başı ve başkomutan olan Cumhurbaşkanı bile kılıç kuşanıp törenlere katılmazken Diyanetin başı bu ihtiyacı neden duymuştu?
Hangi mesajı vermek istiyordu?
Papayı mı kıskandırmak istiyordu? “Bak ben kılıç kuşandım, sana daha tesbih çek…” diye nazire mi yapıyordu?
Acaba o kılıcın bulundurma ya da taşıma ruhsatı var mıydı? Yok eğer antika idiyse nereye kayıtlıydı?
Anlaşılamadı gitti!
Biz bu kılıçlı din olayını Afganistan’da Taliban’da, Ortadoğu’da Daeş milislerinde ve Çeçenistan’da aşırı dinci unsurlarda görmüştük, insanların kafalarını canlı yayında kesiyorlardı…
Bir de Anadolu Hilafet Devleti kurmak isteyen Cemalettin Kaplan ile oğlu Metin Kaplan’da görmüştük, hele o Metin Kaplan’ın elinde kılıcı sallaya sallaya cumhuriyete, aydın ve laiklere, devlet büyüklerine küfürlerle saldırması milleti ürkütmüştü.
Evet;
Camide kılıcın işi neydi?
Diyanet işleri başkanını örnek alıp bazı tarikatçılar da camilere ellerinde kasatura, döner bıçağı, kılıç filan girmek isterlerse diyanet bunlara nasıl “yapmayın, olmaz böyle şey…” diyecekti, çünkü kendi başkanları çıkarmıştı bu modayı… Yalan mı?
Hadi şöyle düşünsek; “ya başkan Erbaş dış güçleri korkutmak amacıyla ‘işte geliyoruz haa,’ diyebilmek için böyle kılıç kuşanmış olabilir…” desek; kim yerdi? Adamlar uzaydan nokta atışı yapıp ülke bombalıyorlardı… Biz ise yağmur duası ile dolar duası arasında bînamaz kalmıştık…
Semavi bir mertebesi olan bir Diyanet İşleri başkanının halkın karşısına kılıç ile çıkıp ülkedeki insanları, kadınları kızları, çocukları nasıl etkilediği hiç araştırılmış mıydı? İnsanlar bıçaktan korkan torunlarına eli kılıçlı Diyanet İşleri başkanını nasıl anlatacaklardı?
Çünkü insanlar yıllardır milletin karşısına kılıçla, satırla ve palalarla çıkanların kimler olduğunu çok iyi biliyordu. Şimdi kendisini de kılıç ile gören genç nesil ne düşünmezdi? Bunların yarın bir gün “din bu mu?” diye sorgulayıp ataist ya da deist olmayacağını kim garanti ediyordu? Aklıma bile getirmek istemiyorum, yoksa böyleleri için “ayağınızı denk alın” mesajı mı verilmek isteniyordu?
Şu bir gerçek ki Diyanet İşleri başkanı bu elde kılıç pozisyonuna akılcı bir açıklama getirmezse, böyle bir görüntünün İslam’a bir yararı olmayacaktır, tam tersine insanları sevgiyle kucaklamak yerine hırs ile itmek ve zorlamak gibi dinden uzaklaştırıcı imajların ve söylemlerin yayılmasına neden olacaktır.
Hükümetin ve Cumhurbaşkanının; Diyanet İşleri Başkanının akıl almaz bu tutumunu değerlendirmeleri gerekir, halk böyle düşünüyor, kılıçlı dinden halk ürküyor!..
Emeviler devrinde de değiliz, bu devirde İslam kılıçlı görüntülerle yüceltilemez…
Koskoca bir Diyanetin başı döner ekmekçi gibi elinde kılıçla minbere çıkamaz… 





Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner228