Kıvanç Baruönü
FLAŞ HABER
Zonguldak’tan sinema dünyasına çok başarılı isimler geçiyor, bunlar arasında yapımcılar var, yönetmenler var, aktör ve aktrisler var. Bunlardan biri de ünlü yönetmen Kıvanç baruönü, Tarkan’ın kliplerni bile çeken yönetmen olarak tanınır. Kıvanç baruönü daha sonra kendini daha da geliştirmiş ve adını yurtiçi ve yurt dışında duyurmuştur.
Kıvanç Baruönü hakkında
11 Ekim 1969’da Zonguldak’ta doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Zonguldak’ta tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’ne girdi. Aynı yıllarda öncelikle tiyatro ve fotoğrafla ilgilendi. Üniversite yıllarında televizyon haberciliği alanında çalışmaya başladı. "32.Gün" programında muhabir olarak görev yaptı. Türkiye’nin ilk özel radyolarından biri olan Genç Radyo ve Klas Radyo’da programcı ve yayın yönetmeni olarak uzun yıllar çalıştı. Number One müzik kanalını kurdu. Baruönü, müzik sektörü ile paralel olarak oluşan yeni bir alana geçerek klip yönetmeni olarak çalışmaya başladı. 90’lı yılların başı ve 2000’li yıllar arası özellikle İzzet Öz Production bünyesinde çektiği kliplerle adından söz ettirdi. Tüm bunların yanı sıra, yönetmenliğine en büyük katkıyı sağlayan tecrübe ise, uzun zaman Savaş Ay’ın hazırlayıp sunduğu A TAKIMI isimli haber programında danışman ve görsel yönetmen olarak çalışması oldu. “Dansöz” ,“G.O.R.A”, “Kelebeğin Rüyası” gibi daha bir çok filmde görev alan Kıvanç Baruönü, sinema filmi yönetmenliğine başladı. 2014'te Patron Mutlu Son İstiyor, 2015'te Kocan Kadar Konuş, 2016'da ise Kocan Kadar Konuş, Diriliş ve Görümce filmlerini çekti.
Kıvanç Baruönü daha önce Halkın Sesi’ne vermiş olduğu bir röportajda da kendisinden şöyle bahsetmişti:
1960’ların sonunda Zonguldak’ta doğmuşum, çocukluğum ve ilk gençliğim bu kentte geçti. Önce Yayla Özel İlkokulu sonrasında TED Zonguldak Koleji’nde okudum. Dededen Zonguldaklı bir ailenin çocuğu olarak, üniversite yıllarına kadar bu kentte gerçekten mutlu bir çocukluk yaşadım. Okulum E.K.İ radyosunun hemen yanında, evimse son açık hava sinemasına yakın bir yerdeydi. Durum böyle olunca herhalde derinde bir yerlerde etkileniyorsun tüm bunlardan. Lise yılarında başlayan tiyatro sevdası üniversite yıllarında da devam etti. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema ve Televizyon Bölümünden mezun olduktan sonra baktım ki iyi bir oyuncu olamayacağım, o zaman en güzeli yönetmen olmak diyerek girdiğim bu yolda neredeyse 20 yılı geride bıraktım. Şimdi düşününce hayatımdaki pek çok dönüm noktasına Zonguldak damgasını vurmuş.
32.Gün programında muhabir olarak görev yaparken, Zonguldak büyük madenci grevi patlak verdi. Büyük Yürüyüşü haber yapmam istendi. Bir Zonguldaklı olarak büyük bir heyecanla hem de farklı bir gözle işe koyuldum ama hazırladığım dosya bir türlü onay almadı. Yazdım yırttılar, yazdım sildiler, git gel derken sebep ortaya çıktı, o tarihlerde yayın yaptığımız kanal özelleştirme taraftarıydı. Ben Zonguldaklıydım ve o akşam işten çıkıp tüm üniversite hayatım boyunca hayali kurduğum o ofise bir daha dönmedim. Sonrasında yine bu kentte yayın yapan, Zonguldak Genç Radyo ile neredeyse Türk özel radyo tarihinde hatırlanan işler yaptık. Özel radyoların sadece eğlendirmekten öte başka sorumlulukları olduğu bilinci ile hazırladığımız onlarca program, sosyal sorumluluk projesi canlı yayınlar, haber programları dikkat çekti ve buradan ulusal yayın yapan bir radyonun başına geçtim. Halen ulusal yayın yapan RADYO KLAS’ın yayın yönetmenliğini yapmaya başladım. O yıllarda Türkiye’de özel radyo ve televizyon yasasının çıkması sürecinde aktif olarak rol aldım ve Anadolu’da pek çok noktada yerel istasyonlar kurarak bu ağın gelişmesini sağladım. Çıkış yeri yine Zonguldak’tı..
Sinema alanında belki de bu güne değin Türkiye’de yapılmış en büyük projelerden birinde yine Zonguldaklı olmam sayesinde görev aldım. “Kelebeğin Rüyası” hayatımda bir dönüm noktası olup beni başka yerlere taşıyan bir iş oldu. Bu kent beni hiç yalnız bırakmadı, hiç bana sırt çevirmedi ben de elimden geldiğince bunun hakkını vermeye çalıştım. Halen yönetmen olarak reklam, müzik ve sinema alanında çalışmaya devam ediyorum ancak gelişen teknoloji iç içe geçen pek çok sanat dalı artık daha hızlı ve farklı düşünmeyi gerektiriyor medya alanında. Bu birlikteliğe ayak uydurabilenler fark yaratıyor. Ben de bunun için kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Halen öğreniyorum yani.
Yönetmen Kıvanç Baruönü Zonguldak’ta sinemalar konusunda da şunları söylüyor:
Çok uzun yıllar öncesi değil hani şunun şurasında kırk yıl geriye çocukluğuma gittiğimde Zonguldak’ta bir çırpıda sayacağım en az altı sinema salonu geliyor aklıma. Şehir merkezinde şu anda Emral Çarşısı’nın olduğu bölgede yer alan sinemadan Soğuksu’ya, Konak Sineması’ndan açık hava sinemalarına değin bugünden çok daha fazla salon vardı Zonguldak’ta. Bir de bunlara E.K.İ sinemaları eklendiğinde sayı daha da artıyordu. Bugün gelinen nokta ortada. Ancak bu sadece bize ait bir durum değil, tüm Türkiye’de tablo aynı, biz şanslı bile sayılabiliriz. Çünkü bugün sineması olmayan kent sayısı bir hayli fazla. Bu kentlerde yaşayan, sinema diye bir şey bilmeden, göremeden büyüyen bir kuşak var ortada! İlk “Televizyon geldi, sinema öldü.” dediler. Sonra videolar çıktı, sonra internet geldi ama sinema hep var oldu. Dayandı, yeri geldi bunlardan beslenerek büyüdü! Büyüyecek de, teknoloji ile iç içe kendini geliştirerek yarın da sinema var olacak. O zaman bugün yaşanan bu durum bir geçiş dönemi ve ben hâlâ yarınlar için bu anlamda umutluyum yeni salonlar açılacaktır. Sinemanın büyüsü dev perde de kalabalıklarla seyretmekten gelir. Zonguldak’ta bu bakımdan bilinçlidir, sinemasına sahip çıkar. Uzaktan takip edebildiğim kadarı ile Belediye Sineması da yakın bir tarihte yenilenen yüzü ile yine salonlarını açacak ve hepimizin olduğu gibi şimdiki çocukların da hafızasında yerini alacaktır. Belediye Sineması benim için başka anlamlarda taşıyor tabii, özellikle bu kentin tarihine hakim olanlar o salonun eskiden Halkevi’ne bağlı olduğunu bilir.
 
    
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
Raif TOKEL 6 ay önce

Sayın Begüm Burçak GÜNAY,
Yapıtlarıyla kıvanç duymamız gereken “KIVANÇ”ımızı bize anımsattığın için “sana” çok teşekkür ederim.
Usuna, belleğine sağlık.
Raif TOKEL
ÇEKÜL Vakfı Temsilcisi

Misafir Avatar
Uzaklardan 6 ay önce

benim hatırladığım zonguldak'da 4 açık 5 kapalı, 2 özel (eki̇ yayla ve üzülmez), 11 sinema vardı. belki daha fazlaydı. yayla sinemasında ahmet amcadan fırça yemeyen, hamit aga'dan tost yiyen nesil halen buralardadır. çocukluğumda halkevinde sinema gösterisi olurdu. vietnam'la ilgili bir flim seyrettiğimi hatırlıyorum.
sinemalar zaman ve ranta yenik düştü. "makinisttt!" diye bağırmayı özledim ben.

banner234

banner236

banner228