Kültür - Sanat:
Anlatan değil susan şiirler
Zonguldak Kozlu Anadolu Lisesi 10. sınıf öğrencisi Yiğit Kerim Arslan, “Kirpik Bilgisi” adlı ikinci şiir kitabını imzaladı. Arslan: “Benim şiirlerim anlatan değil susan şiirlerdir.  Bu yüzden birçok şeyi okuyucuya bıraktım.”

Zonguldak’ın en genç şairi Yiğit Kerim Arslan’ın “Kirpik Bilgisi” adlı ikinci şiir kitabının tanıtımı Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı (ZOKEV) tarafından düzenlenen bir etkinlikle yapıldı. Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen söyleşiye ZOKEV üyelerinin yanı sıra okul arkadaşları, öğretmenleri ve çok sayıda edebiyatsever katıldı. ZOKEV Yönetim Kurulu Üyesi Üzeyir Karahasanoğlu’nun yönettiği söyleşide, Yiğit Kerim Arslan bir şiir kitabını tanıtmanın zorluğundan söz ederek, “Roman, deneme gibi türleri anlatmak daha kolayken şiiri anlatmak, şiirin izleğini açıklamak zordur” dedi. Kitabın kapağında yer alan Sartre ve Albert Camus’dan hareketle Varoluşçuluk akımından söz eden Arslan, “Divan ve halk şiirinden etkilendim günümüze yaklaştıkça Nâzım Hikmet’ten, Ece Ayhan’dan da. Ne var ki bu isimlerin bir devamı, gelenekçisi değilim. Varoluşçuluk, absürdizm, tasavvuf beni çok etkiledi” dedi.

 

HERKESLE HERKES OLMAK, BİR SUÇA ORTAK OLMAKTIR

Daha çok divan şiirindeki ‘Kirpik’ mazmunu üzerinden ilerleyen söyleşide toplumsal konulara da değinen Arslan, “Şiir yazarken ‘Çemberin dışında kalmak’ adı verdiğim yöntemi kullandım. Sistem bizi çemberin dışına itiyor. Ya da kendimiz onunla uyum sağlayamıyoruz. Her gün okuldayız, okulun dışındayız aslında. Çünkü okulda birlikte okuduğumuz arkadaşlarımızı bile rakip yapıyor bize bu sistem. Sistemin dışında kalmak, çemberin dışında kalmak.  Çünkü birçok şair çemberin dışında kaldı. Birçoğu bürokrat çocuğuydu, sürekli şehir değiştirdiler. Kimisi sürgün edildi, hapis yattı. Bu durum bugün de devam ediyor. Kemal Varol, bir şair, ihraç edilmişti. Gökhan Taner Günsan da öyle. Şiirin samimi ve güçlü olması için bir şeylerden feda etmek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ‘bir şey ortaya koyuyorken, veriyorken acımıyorsa vermiş sayılmazsın’ derler. Ben de kendi isteğimle çok paradan ve kusursuz bir gelecekten kıstım. Doğru olanın bu olduğunu düşünüyorum. Herkesle herkes olmanın, kusursuz bir insan, para içinde yüzen bir insan olmanın şairin duruşunu zedeleyeceğini düşünüyorum. Ayrıca herkesle herkes olmak, bir suça ortak olmaktır bence.” dedi.

 

KONUŞMA DİLİYLE ŞİİR DİLİNİN FARKI VAR

Şiirin yazıldıktan sonra şairden bağımsızlaştığını söyleyen Yiğit Kerim Arslan, “Benim şiirlerim anlatan değil susan şiirlerdir.  Bu yüzden birçok şeyi okuyucuya bıraktım. Okuyucuyu kucaklayan değil de, okuyucunun onu kucaklamasını bekleyen bir şiirim var. Konuşma diliyle şiir dilinin bir farkı olduğunun bilinciyle şiir yazdım. Bu yüzden birine anlatır gibi değil, bir yerde yalnız başına, beynindeki tüm düşünceleri bir çıplaklıkla dışa döken şiirler olduğunu düşünüyorum bunların. Şiir sokakta, evet ama sokak dediğimiz şey artık kalmadı. Sokaklar çarşılara dönüştü. Bugün merkezdeki sokaklarla küçük bir mahalledeki sokakların bir farkı kalmadı. Artık oralarda paranız yoksa var olamazsınız. Çemberin dışında kalmak, üçüncü şahıs olmak biraz da bu. Sartre, Dostoyevski ve Camus beni çok etkilemiştir. Anlam aramak, hakikat gibi konular üzerine çok düşündüm. Buradayız, ama neden?” dedi.

 

ŞAİRLİK BİR DURUŞTUR, BUNU BOZMAYACAĞIM

Kendisine şiir yazdıran nedenlerden birisinin de okul yaşantısı olduğunu söyleyen Arslan “Okulda düşük notlar alınca şiir yazabiliyorum. Örneğin kimya sınavından 11 alınca şiir yazmıştım. Annemin okuduğu kitaplarla ve dinlediği şarkılarla şiire ilgi duymaya başladım. Ahmet Kaya ve Selda Bağcan’ı çok dinlerdi. O şarkıların yorumlarına bakar, araştırma yapardım. Özellikle Ahmet Kaya’nın çoğu şarkısının şiirlerden bestelendiğini gördüm. Sonra okuduğum Sabahattin Ali, Nâzım Hikmet, Ahmed Arif gibi şairlerin katkılarını söyleyebilirim. Bazı öğretmenlerimin ufuk açıcı desteklemeleri de şiire yoğunlaşmamda etkili olmuştur.” dedi. Üniversitede edebiyat okumayı düşündüğünü söyleyen Arslan, “Elbette şatafatlı bir gelecek beklemiyorum; buna imkânım yok. Gelecekte şiirimi daha yukarılara taşımayı umuyorum. Beş on sene sonra kendini tekrar etmeyen, popülariteye oynamayan bir şair olmayı umuyorum. Biliyorum ki şairlik bir duruştur, bunu bozmayacağım” dedi.  Arslan söyleşinin ardından kitaplarına imzaladı. Etkinlik bol bol hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

 

YİĞİT KERİM ARSLAN KİMDİR?

2003 yılında Zonguldak’ta doğdu. Lise öğrencisi. Şiirleri Yeni e, Şiiri Özlüyorum, Bireylik başta olmak üzere birçok dergide yayınlandı. İlk kitabı ‘Yeni Moskova’ 2017 Aralık ayında Düşülke Yayınları’ndan çıktı.

 

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner228

Ercan Gönültaş, İsmet’in patronunu oynuyor

Haberi Oku