Geçtiğimiz 26 Eylül benim doğum günümdü, eskiden "gelsin" diye doğum günleri iple çekerdik, şimdilerde "gelmesin" diye hatırlamak bile istemiyoruz...
İnsan yaş aldıkça her nedense hüzünleniyor...
Belli ki baki kalan ömrünün ne zaman tamamlanacağını düşünürken ve ağaran şakaklarına buğulu gözlerle bakarken dertleniyor insan.
Belki de geçmişte yaşayıp da yapamadıklarına yanarken gözleri doluyor faninin.
Kimisi mırıldanıyor o meşhur Tangoyu;
Ben de gönül çektim eskiden
Yandı hayatım bu sevgiden
Anladım ki bir aşka bedel
Gençliğimmiş elimden giden

Mazi kalbimde bir yaradır
Bahtım saçlarımdan karadır
Beni zaman zaman ağlatan
İşte bu hazin hatıradır
 
Kimisi de üç beş satırlık bir şiir parçasında çevresine son bir söz söylemek istiyor;

Eğer bir gün, kararan ufkunda, kara bir kartal gibi kanat çırpıverirse kara haberim hiç şaşma!..
Kara yasımla doya doya seyredemediğim buğulu gözlerini sil,
Ve beni senden soranlara de ki:
Onun gönlü,
Her güzelin tutkusuyla tutuşan bir çöldü.
Sevdi,
Sevildi,
Ve öldü!.
 
Evet; son sözler, son pişmanlıklar, son suçluluk duyguları...
İlerleyen yaşlarda böyle oluyor insan.
İşte biz bu duygular içindeyken bir doğum günümüzde, ZGC Başkanı Derya Akbıyık pastamızı hazırlatmış,
İçecekleri de ayarlamış,
Arkadaşlara da haber vermiş,
Güzel bir kutlama anı düşünmüş bizim için...
Bize düşen sadece mumları üflemekti.
Teşekkürler...
Derya'ya da, kutlamaya katılan arkadaşlara da, paylaşımlarda mutluluklar dileyenlere de...
Sizler de çok yaşlar yaşayın!







 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner228