Farkında mıyız bilmiyorum, Filyos denen bir mücevher var elimizde. Akarsuyu, vadisi, ekolojisi, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle geleceğine ışık tutuyor kentin.Civarın en önemli akarsuyuolan ırmağın, on binlerce yıldır, sabırla biriktirdiğibereketlitopraklar,aynı zamanda, en önemli tarım alanlarını da oluşturuyor. Ülkelerin gıda güvenliğinin sağlanması için tarımın artan önemiyle çıkacağı söylenen “su savaşları” dikkate alındığında,Filyos, yalnızca bölge değil, ülke için de stratejik önem taşıyor...
 
Irmağın bölgede oluşturduğu geniş düzlükler, çocukluğumda, besin kapısıydı Zonguldak’ın. Kent dışından gelen sebze-meyve son derece sınırlıydı, ulaşım bu kadar kolay, taşıtlar bu kadar güçlü, sera üretimi bu kadar çok değildi çünkü. Sera malının yüzüne de kimse bakmazdı zaten. Tarım tarım olmaktan çıkıp kimyasal gübre, envai çeşit makine ve gerçekte zehirden başka bir şey olmayan ilaçlarla yapılan bir endüstriye dönüşünce köylü tarımdan çekildi, topraklar kaderine terk edildi vadide…
                                                                                                                    
RAHİP TİOS’UN BELDESİNDE MEDENİYETSİZ BİR KENT YÜKSELİYOR
Filyos hep akışını hep sürdürdü ama. On binlerce yıl yaptığı gibi,geçtiği her yere hayat verdi. Kayaları aşındırdı, kumunu taşıdı, çökelini oluşturdu, toprağını yığdı bir kenara. Kimi zaman geniş açılı menderesler çizdi, deltalar oluşturdu, uslu bir çocuk gibi yatağına uzandı.Kurdun, kuşun, karıncanın rızkı için, bin türlü bitki, ağaç yetiştirdi etrafında. Kimi zaman yatağına sığmadı, her yeriyıktı geçti.Adının“deliye” çıktığı o vakitlerde bolca gözyaşı da döktürdü insanlara…
 
Bu özellikleri nedeniyle FrigyalılardanKimmerlere, Lidyalılardan Miletoslulara, Perslerden Bithynialılara, Pontuslulardan Romalılara, Selçukludan Osmanlıya onlarca kavme vatan oldu. Her biri bir başka medeniyet kurdu üstünde, bilgilerini üst üste koyarak bölgenin kültürünü oluşturdu. Gelin görün ki, onca medeniyetin yeşerdiği Rahip Tios’unbeldesinde medeniyetsiz bir kent yükseliyor şimdilerde. Bir tarih ve turizm beldesi olan Filyos’ta, bu zenginliklerden daha çok rant konuşuluyor…
 
IRMAK TAŞTAN KORSEYE ALINARAK DOĞAL AKIŞI DEĞİŞTİRİLİYOR
Yetmiyor, Filyos Irmağı’na kilit vuruluyor bir de. On binlerce yıldır menderesler çizip, kimi yerlerde iki, üç bin metrelik yatak yapan Filyos, 250 metrelik dar bir kanala hapsedilmek isteniyor. Delirip yıkıp geçtiği zamanlardan ders alınmamış olunmalı ki, kazanılan alandaendüstri bölgesi oluşturulup, sanayi tesisleriplanlanıyor. Sonuç şu ki, tarım alanları tümden yok ediliyor Filyos’ta, ekosistem bozuluyor, ırmak taştan korseye alınarak doğal akışı değiştiriliyor.İleride olacaklarsa çoktan malum…
 
Bir beton cehennemine dönen Filyos tarihi kent kimliğini hızlayitirecek. Dibine kadar inşaat yapılan sahilin yapısı bozulacak, şekli değişecek. Hiç acele etmeden zamanını bekleyen Filyos delirip setlerini aşacak, önüne geleni yıkacak. Doğayı talan eden uygulamalara izin veren siyaset erbabı, üzgün yüz maskelerini takarak binecek dozer kepçesine. Dolaştıklarıenkaz arasında “Allah’ın gazabı” açıklamaları yapacak. Feyezandan canını kurtaranlarsa hararetle alkışlayacak cellatlarını… 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
Mustafa Tongar 1 ay önce

Filyos Vadisindede tarım ve tarihin ''rant''a peşkeş çekilmesi ne kadar acı.Pekçok yurttaşımız İstanbul'a İzmir'e seyahat ederken otobüsten bereketli toprakların üzerine ''mirasyedi'' gibi oturmuş beton yığınlarını görmüştür.Tüketim ekonomisi denklemine ayarlı(endeksli) fabrikalar çalışırken kükürt dioksit(SO2) salınımlarıyla zehir saçarken bastıkları tarım topraklarınıda mahvetmişlerdir.Kocaeli-Dil İskelesi vadisini görüpte yüreği ''cız'' etmeyen olamaz.

Misafir Avatar
Bülend Köktürk 1 ay önce

Maalesef,Vadi gibi kasabada beton kuşatmasının altında.

banner228