FLAŞ HABER
Birkaç yıldır Zonguldak’ta bazı birimlerce ve resmi kurumlarca yapılan toplantılar var ve bu toplantılarda bu yöreye yerleştikleri çok yıllar öncesinden beri yaşam koşulları bir türlü iyileşmeyen, iyileştirilemeyen ve bir türlü de asimile edilemeyen Çingeneler hakkında görüş alış verişleri yapılıyor.
Böyle toplantıların birinin sonunda geçmiş Valilerimizden Ali Kaban döneminde onların bir kısmını umrelere gönderdik…
Gönderdik de ne değişti?
Ve anlaşılmaz nedenlerle de bu toplantılarda “Çingene” kelimesi yerine “Roman” kelimesi kullanılıyor.
Bunların yaşam koşullarının değişmemesinin nedeni olarak kendilerinin yaşam tarzlarını değiştirmemek arzusu aslında öne çıkıyor ama devlet protokolünün “ırk ayrımcılığı yapmama” ve “insanları ötekileştirmeme” gibi bu olaya yaklaşımları işin uzamasına da neden oluyor.
En basiti Çingenelerin bile “ben çingeneyim” derken devletin ve kimi insanların onlara “hayır sen Romansın” demesi abesle iştigalden başka bir şey değil…
Bakın bu insanların liderleri durumundaki Ali Mezarcıoğlu “cingeneyiz.org” isimli kendi sitelerinde bu konuda neler diyor:
“Günümüzde Roman kimliği hakkında iki yanlış tavır olduğunu görüyoruz. Bunlardan birincisi Çingene adının kaba ve aşağılayıcı bir kullanım olduğunu iddia ederek bunun yerine Roman kelimesinin kullanımını önermektedir. Bu düşünceyi paylaşanlar Çingene adı unutulduğu zaman Romanlar da dahil olmak üzere Çingene olarak adlandırılan toplulukları hedef alan önyargıların tamamen ortadan kalkacağını ummaktadır. Diğer yanlış tavır ise, Roman kimliğinin 1971 yılında Londra'da yapılan 1. Dünya Romanlar Kongresi'nde ortaya atılmış, uydurma bir kimlik olduğunu savunmaktadır. Bu fikrin savunucuları Roman halkının gerçekte var olmadığını iddia etmektedir.
Her iki yaklaşım da tamamen yanlıştır. Roman adı Çingene adının yerine kullanılamaz. Çingene, sahip oldukları topraklar, hayvan sürüleri ve ormanlık araziler ellerinden alındığı için geçimlerini çeşitli zanaat ve hizmetleri sunarak sağlamak zorunda kalan tüm kavimlerin; Balkanlar, Anadolu, Orta Asya ve Orta Doğu'nun bir bölümündeki ortak adıdır. Roman kavmiyse dünyanın her yerinde yaşayan sayısız Çingene kavminden bir tanesidir. Romanes isimli bir dilleri ve kendilerine ait bir tarihleri vardır. Bu dili konuşmayan ve kültürleri bu tarihin sonucunda oluşmamış diğer Çingene halklarına Roman adını vermek, Almanların İngiliz olduğunu söylemekten farklı değildir.”
Anladınız mı beyler, anlayabildiniz mi?
Roman değil bu arkadaşlarımız, bu hemşerilerimiz;
Bunlar ÇİNGENE!..
Ve onlara Çingene şeklinde hitap etmek de ayıp değil, bir tarihsel gerçek…
Yani siz şimdi o masalarda oturup da tarihi yeniden mi yazmaya karar veriyorsunuz?
Asıl ayıp bu!..
Çingeneler hakkında vikipedi’de de şöyle bilgiler var:
“İlk kez 1051'te İstanbul'da, 1068'te de Edirne'de nüfus kayıtlarına geçirildiler. Aynı tarihlerde, Avrupa'nın birçok ülkesinde gezgin çalgıcı ve falcılardan oluşan bazı göçebe toplulukların kayıtlarına rastlanır. Günümüzde Çingeneler dünyanın dört bir yanına dağılmış olarak yaşarlar. Büyük bölümü Avrupa'nın güney kesiminde toplanmıştır. 19. yüzyılın sonlarına doğru Kuzey Amerika'ya da göç etmişlerdir. Çingeneler yaşadıkları her ülkede değişik adlarla anılırlar.
Çingeneler, dünyanın en renkli göçebe topluluklarından biridir. Türkiye'de yoğun olarak yaşadıkları yerlerin başında özellikle Adana (Cono aşireti) olmak üzere, Çanakkale, Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Düzce, İstanbul ve İzmir gelir.
Çingenelerin büyük bölümü gelenek, göreneklerini ve topluluklarının yönetim biçimlerini korumuştur. İlk olarak 19. yüzyılda Avrupa'da, sayıları 10-100 aile arasında değişen Çingene toplulukları şefler seçmeye başladı.
Çingene sözcüğü yerleşik düzeni olmayan göçebe insanları çağrıştırır. Oysa Çingenelerin çok azı günümüzde göçebedir. Bazıları kendi istekleriyle göçebeliği bırakmış, yaşadıkları ülkenin yaşam biçimini benimsemişlerdir. Edirne-Kırklareli yöresinde göçebe olarak yaşayan çingenelere "Çerge" denir. Çergeler genellikle satıcılık (bohçacılık) ve kalaycılık işiyle uğraşırlar.”
Vikipedi böyle diyor…
Bizim burada Çatalağzında yaşayanlara da “elekçi” derler… Ve daha düne kadar, 60-70 yıl öncesine kadar bunların nüfus kağıtlarında “din” hanesinin karşısında “Kıpti” yazardı… Ben gördüm… Sonra devletin aldığı bir kararla “İslam” yazmaya başladı ve Çingeneler bir gecede Müslüman oluverdiler… Ekleyelim…
İkince makas Çingeneleri ayrıdır, Acılık Çingeneleri ayrıdır…
İçlerinde iyisi de vardır, kötüsü de,                                                                                              
Akıllısı da vardır, delisi de,
Aynı bu ülkede yaşayan her ırktan insan gibi…
Bizim de burada, bunların arasında can ciğer dostumuz Çingene arkadaşlarımız vardır!..
Bilmem biliyor musunuz ama dünya Çingenelerinin bir de bayrakları vardır, üst yarısı mavi, alt yarısı yeşil ve ortasında da at arabası tekerleğine benzeyen kırmızı renkte bir tekerlek…
Eveeeeeet;
Gelelim yerli Çingenelerimize…
Çingenelerimizin yaşam koşullarını değiştirmek için öyle bunları grup grup umrelere hacca göndermek pek akla yatkın değil, sonrası takip ediliyor mu?
Hayır…
Umre parasını ceplerine koyun, daha çok işlerine yarar…
Çingene neden dileniyor, Çingene neden gelin arabalarının önüne yatıyor, Çingene neden sokakta zurna üflüyor, Çingene neden okula gitmiyor ve Çingeneler nasıl 17-18 yaşlarında üç dört çocuk sahibi oluyorlar önce bunu araştırın!..
Akıl vereceğinize iş verin Çingenelere…
Ve öyle roman moman gibi isimler takıp aklınız sıra insancıl yaklaşım sergilemeyi de bırakın, çingeneye Çingene deyin, hiç de gocunmayacaklardır emin olun, öyle sonucu olmayan toplantılar yapıp masa başından da çare aramayı boş verin artık…
Anlaşıldı mı arkadaşlar? 





Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner228