Röportaj:
Bu duygudan kaçış yok
Azra kod adlı eşcinsel öğretmen Halkın Sesi’ne konuştu…

Derya; Herkesin bir hikâyesi var. Bizler, senin hikâyeni merak ettik, senden dinlemek istiyoruz.

Azra;43 yaşındayım. 15 yılı İstanbul’da geçirdim. 5 yıl da Antalya’da geçti. 7 yıldır Zonguldak’tayım. Zaten Zonguldak doğumluyum. Ailem burada yaşıyor. Ben burada ne kadar kendimi ya da benimle birlikte aynı kimliğe sahip Türkiye şartlarında yaşayan arkadaşlarımı anlatırsam anlatayım yetersiz kalır. Ama hepimizin acıları, hüzünleri, Türk toplumunda yaşadığı sorunlar aynı. Eşit değerde. Evet, çok zor bu kimlik altında yaşamak. Zaten bırakın eşcinselliği bir kere birey olarak yaşamak zor. Bir Ahmet olarak, Ayşe olarak yaşamak zorken bir de ekstra bir kimliğin var… Topluma göre aykırı bir kimlik. Oysaki dünya bu farklı kimliğin bilincinde, öğrenmiş durumda. Türkiye, İslami çerçevesi içerisinde kulaktan dolma şeylerle bu kimliği kabullenmiş değil.

Toplum gördüğü şeyi yorumluyor. Benim bazı arkadaşlarımda kızdığım noktalarda var. Hiç kimsenin kendinizi farklı bir şekilde anlatmasına izin vermeyin. Örneğin bu kimlik altında hayatını idame ettiren x bir arkadaşımın, yaşadığı zorluğu ve çektiklerini kimse bilemez. Toplum dışlamış, aile zaten dışlamış, hiç kimse işe almıyor. Ne yapacak bu birey? Mecbur bedenini satacak…

Bedenini satarken aykırı bir yolla yaptığı için toplum bizim gibileri maalesef dibe vurmuş şekilde yorumluyor. Oysaki eşcinsel olan bir birey değil de toplumda ki bir kadın yaptığında, namus kisvesi altında doğru kabul ediliyor ve bir erkek tarafından hayatına alınıp, eş olarak kabul edilebiliyor.

Eşcinsellerinde sevebileceğini, hisleri ve duyguları olabileceğini bu toplum düşünemiyor. Düşünmek işlerine gelmiyor.

Derya; Eşcinsellik bir tercih midir?

Azra; Eşcinsellik bir tercih değildir. 20-25 yaşından sonra fark edilip de aaa çok güzel bir kimlikmiş hadi ben bu kimliğin yolunda yürüyeyim deyip tercih ettiğim bir şey değil. Çocuğun buluğ çağı vardır. Buluğ çağından önce bilinçlidir ancak kimlik ayrımını yapamaz, bilemez. Tıpta da östrojen hormonları vardır. Bendekiler kadın hormonlarına ağır bastığı için ben kadın gibi hissediyorum. Bazıları var hormonları erkektir. Belli bir döneme kadar yaşamıştır erkekliğini, daha sonra içinde bulunduğu sapkınlıktan ötürü kimlik değiştirir. Toplumun genelimize etiket vurmasını sağlayanlarda bu arkadaşlarımız zaten.

Derya; Toplumun eşcinsel gördüğünde düşüncesi ne oluyor?

Azra; Şu düşünce çok yanlış. Bunlar eşcinsel, bunlarla yatacaksın. Eşcinsellik bir duygudur, yaşam tarzıdır. Belden aşağı bir şey değildir. Bu şekilde görülmemelidir.

Derya; İçinde barındırdığın kimliğin aksine dış görünümün erkek, karşına bununla ilgili sorular çıkıyor mu? Ya da sen dış görünüşünü değiştirmeyi düşünüyor musun?

Azra; Kadın kıyafetleri giymiyorum. Göğüslerimi yaptırmıyorum. Avrupa’ya baktığınızda travesti fazla yoktur. Çok nadirdir. Avrupa’ya gitmiş biri olarak söylüyorum bunu. Orada çok yakışıklı bir erkek bile eşcinsel çıkabiliyor. Çünkü görüntüyle alakası olmayan bir şeydir. Türkiye’de bunun bilinci yok maalesef. Eşcinsellik görüntüden ibaret değil. Zonguldak’ta, artık kendini baya aşmış arkadaşlar var. İsimlerini vermek istemiyorum. Dışarıdan bakıldığında tamamen kadın görünümündeler.  Onu bir eşcinsel, bir travesti olarak değil de normal bir kadın olarak görüyorlar. Hâlbuki alakası bile yok. Özünde onunda ne olduğu belli. Allah onu da bizler gibi yaratmış. Ben de dış görünüşümü değiştirmesem de onlarla aynı kimlikteyim. İşte bunları Türkiye’deki Türk insanına, Türk erkeğine anlatamazsın.

Erkek, bir sanal ortama giriyor. Bir GAY sitesine örneğin. Birlikte olacak ya ilk defa… Ortamda travestileri görüyor. Dikkatini ilk onlar çekiyor. Sonra Zonguldak’ta benzerini arama ihtiyacı duyuyor. Bakıldığında onlarında kadınlık organı yok. O da eşcinsel. Özellikle kırsal, küçük yerlerde cinsellik, eşcinsellik, travestilik, Aktif-Pasif (A.P),Crossdresser(C.D), LGBT nedir? Bunları bilmiyorlar. Sadece belden aşağıya bir kimlik zannediyorlar. Egolarını tatmin edebilecekleri bir araç, obje olarak görüyorlar.

Derya; Dönüm noktam ya da noktalarım diyebileceğin anlar mutlaka vardır. Dönüm noktalarından yola çıkarak keşkelerinden örnekler verir misin?

Azra; Hayat keşkelerden ibarettir. Ama bu kimliği içimde barındırmama neden olan geçmişte yaşadığım herhangi bir olay yok. Bazı insanlar, küçükken kötü bir olay yaşayıp sonrasında cinsel tercihlerimizi değiştirdiğimizi düşünebiliyorlar. Yine söylüyorum, böyle bir şey yok. Doğuştan olan bir duygu değişimi ancak en net şekliyle buluğ çağında farkına varabiliyorsun. Keşkelerim kimliğimle ilgili değil. Ben kimliğimi seviyorum, barışığım kendimle. Keşke, zonguldak’ta yaşamasaydım. Ülkemi, insanları çok seviyorum. Ama kendi ülkemde insan gibi yaşayamıyorum.Beni en çok da bu üzüyor. Yurt dışında hayat o kadar kolay ki… Sokakta bir eşcinsele sen busun, şusun gibi ithamda asla bulunulmuyor. O da insan muamelesi görüyor. O da İnsan! Bitti! Hayatta kendimden başka hiç kimseye güvenmiyorum. Bir erkek bir kadına güvenemezken ya da bir kadın bir erkeğe güvenemezken soruyorum; bizler kime nasıl güvenebiliriz?Eşcinsel hep lüks yaşar, kendilerine bakarlar vs. gibi etiketler vuruluyor bizlere. Milletle yatıp kalkıyorlar, para alıyorlar, zenginler diye düşünerek bizlerle birlikte olmak isteyen erkeklerde yok değil. Erkekler, emin olun hem değişik egolarını tatmin etmek için hem de biz de para var mantığıyla bizimle birlikte olmak istiyorlar. Bunu yaparken de gündüz gözüyle görünmek istemezler. Sanki bizler günah keçisiymişiz gibi ama şu Zonguldak’ta bir O… gezmeyi kendilerine yakıştırırlar. Bunu yapıyorlar. Ben bunu bizzat yaşadım. Sevgilim olan erkek gündüz gözüyle değil ama akşam, seninle her yeri gezerim tozarım dedi. Niye? Ben yarasa mıyım? Ucube miyim ben?Beni ben yapan eşcinselliğim değil ki, insanlığım. Beni olduğum gibi göreceksin önce, olduğum gibi seveceksin. Bunu başaramayacaksan, zaten senin gibi biriyle olamam. Hayatıma beni hak etmeyen insanları almadım.

Eşcinsellerle olan kişi bir kere kendinden emin olacak, ne istediğini bilecek, eşcinselliğin ne olduğunu bilecek, farkındalığın farkında olacak. Dibe batacak değil, yukarıya çıkartacak, sahiplenecek insanlar olmalılar. Arkamda herkes olur, yanımda olacak birini istiyorum.

Derya; Peki, hayatında biri var mı? Türkiye’de kadına verilen değeri nasıl değerlendiriyorsun?

Hayatımda biri var. Bir gün beni bırakacağını da biliyorum. Çünkü bizim gibi insanların hiçbir ilişkisi Bülent Ersoy’da da bu böyledir. Biliyorsunuz Türkiye’nin divası kendisi ama yalnız. O bile yalnızsa benim ve benim gibilerin yalnız olması kaçınılmaz. Kadına bakıyoruz, şiddet görüyor, aldatılıyor, öldürülüyor… Bizden kadın olmamız isteniliyor. Ancak normal bir kadına bile saygısı yok bu ülkenin. Allah, kadını yaratmış. Lütuf etmiş size ama siz kadına bile değer vermiyorsunuz. Bizler, sevgiye aç olan kimlikleriz. İçimizdeokadar büyük bir sevgi var ki herkesi, her şeyi sevebilecek kadar. Kadın bile aldatır ama biz aldatmayız. Bir eşcinsel bunu yapmaz. Eğer hayatında ki insan, insansa eşcinsel onu aldatmaz.

Derya; Türkiye’de statüleri sayesinde kimlikleri göz ardı edilmiş, sizlere oranla günlük yaşantılarını daha rahat idame ettiren insanlar var. Bu konuda neler söyleyeceksin?

Azra;Sanat camiası, futbol, emniyet, basın yani dolu inanın. Sadece alt tabakadan insanlar eşcinsel olur diye bir şey yok. Bulundukları statüden dolayı maalesef kendi içlerine hapsolmuş insanlarda var.Aslında maddi olarak varlar sadece. İçsel olarak hapis hayatı yaşıyorlar.

Derya; Zonguldak’ta eşcinselliğe bakış açısı nasıl?

Azra; Zonguldak halkı çok modern gibi görünüyor. Altlarındaki arabalardan, giyinişlerinden vs. Ancak hiç alakası yok. Ne Zonguldak ne de Türkiye’nin herhangi bir ili hala bu kimliği kabul etmiş durumda değil. Gördüğü karaktere bakıyor kişi, yürüyüşü, davranışları ve konuşmasıyla farklı geliyorsun, dikkatini çekiyorsun.  Sana acabalarla bakıyor. Bir de seni kafasında netleştirmişse eğer he bu böyle veriyordur kesin diye düşünüyor. Etiketi de hazır. Ben gündüz dolaşmak istiyorum. Karanlığa hapsolmak istemiyorum. Bir P.z…nk, bu Zonguldak’ta çok rahat gezebiliyorsa ben de gezeceğim. Bir hırsız, bir serseri, karakteri beş para etmez erkek modeli bu caddelerde gezebiliyorsa ben de gezebileceğim. Bırakın insan olmamı, kimliğimden dolayı bu hakkı kimse benden alamaz. En doğal hakkımız bu…Bakıyorsunuz, tuhaf tuhaf bakışlar ithamlar vs. bana i.ne demiş top demiş benim umurumda mı? Değil. Allah’tan başkakimsenin kimseyi yargılama hakkı da yoktur öte yandan. Kendimden bahsediyorum diğerlerinin nasıl bir eşcinsellik evreleri oldu bilemiyorum çünkü günahsam eğer ben ve bu bir günahın bedeliyse öteki dünyada ödeyeceğim zaten ben. Yaşarken bu dünyada ki insanların bana bunu ödetmesine gerek yok. Asla bu kimlikten dolayı isyankârlığa başvurmadım. Herşey Allah’tan ve her şey bizler için bu dünyada. Para karşılığı yapmış olduğum ilişkilerde asla olmadı. Bir kere bile karakol kapısından girmedim Allaha şükürler olsun. Medeni bir şekilde insan gibi yaşamak taraftarıyım.

Derya; LGBT için yapılan onur yürüyüşünün zamanlaması sence doğru muydu? Ramazan ayında yapılmış olması dini kesimin sizlere olan bakış açısını daha da kötüye sürüklemiş olur mu?

Azra; Çok güzel bir soru aslında. Zamanın hiçbir zaman efendisi olamayız. Yılın belirli dönemlerinde bazı özel günlerimiz var. Biz eşcinsellerinde özel günü var. Elbette ki biz Türkiye’deyiz. Avrupa’da değiliz. İslam ülkesiyiz. Bu dönemde 11 ayın sultanı Ramazan Ayına denk geldi. Evrensel olarak tüm dünyada kutlanılan bir gün olmasından dolayı Türkiye’de ki gününü değiştirmek de mümkün olmadı. Buna çok fazla müdahale edilemezdi. Normal bir ayda bile toplum bize insan gözüyle bakmıyor ki bir de sen kalk Ramazan Ayında böyle bir eylem yapmaya çalış. Normal bir eylemi bile yapamıyorsun ki Türkiye’de.  Burası bir Türkiye, Türkiye’nin de Zonguldak’ı düşünün yani… Yani zamanlama doğru aslında, olması gerektiği zamandı. Ama bu ülkede bu düşünce yapısında ki insanlarla zor.

Derya; Geçimini nasıl sağlıyorsun? İş ve para anlamında yaşadığın zorluklar neler?

(duygulandı)Azra; Burası Türkiye. Burada işler gelişi güzel yapılıyor. Bir hayat kadını sahiplenilebiliyor. Hâlbuki asıl onun yaptığı bir tercih. Gerekirse simit de satabilir, sütte. Ama bizler, kendi halimizde iş aramamıza rağmen bulamıyoruz. İş vermiyorlar. Eğlence malzemesi olarak nitelendiriyor bizi işverenler. Aslında alakası bile yok. Emek kazandığım yerde kalkıp milletimi ayartacağım ben! Öğretmenim ben aslında. Okulumun adını da vermek istemiyorum. 5 yıl öğretmenlik yaptım. Vazgeçemeyeceğim iki şey vardır biri çocuk biri de annedir. İstanbul’a gittim. Kimliğimden dolayı tutunamadım, iş bulamadım. Zonguldak’a döndüm, çalışmak istedim. Çocukluktan beri tanıdığım en yakın arkadaşım, kimliğimden dolayı bana arkasını döndü. İş konusunda yardımcı olmadı. Ben seni işe soktuğumda, orada yaşadığın en ufak bir durumda bana zarar gelir dedi. Toplum bizim gibileri dışlamasa, zorlamasalar dışarıda para karşılığı bu işi yapanlar kalmaz. Zaten isteyerek yapmıyorlar. Aç kalmanın ne demek olduğunu bilemeyen bir insan onları anlayamaz. Ben ailemle yaşıyorum. Babam 85, annem 83 yaşında. Emekliler. Hiçbir anne baba çocuğuna böyle bir durumu konduramaz. Tüm ailem biliyor, büyük abim benimle konuşmuyor mesela kimliğim yüzünden. Yeğenlerimi ben büyüttüm ama şimdi benden uzak duruyorlar. Çok yalnızlıklar, çok acılar çektim. Betimleyemeyeceğim şekilde yakınımda olan insanların bana ahlaksızca yaklaşmaya çalıştıklarını gördüm. Ama yine de düzene yenik düşmedim. Şiddet asla görmedim.

Derya; Gezip, yaşadığın şehirlerde başına gelen en ilginç olaylardan bir tanesini paylaşır mısın?

Azra; İstanbul’daydım. Bir yere oturdum. Açım, ne yapacağımı bilmiyordum. Yanıma biri geldi. Gayet ağır, şık biriydi. Masama oturdu. Açım bir de yani açlığın vermiş olduğu bir karmaşada vardı üzerimde üstelik oldukça güven veren biriydi. Bir şeyler yiyip, konuştuk. Benden hiçbir beklentisi olmadan bana para verdi. Telefon numarasını da verdi. İstediğin zaman arayabilirsin, senden yararlanmak niyetinde değilim, sadece dikkatimi çektin dedi. Gitti. Akşam olduğunda kalacak yerim olmadığı için onu aradım. Bıraktığın yerdeyim hiçbir yere kımıldamadım dedim. Ve yaklaşık bir saat sonra eşi ve çocuğuyla birlikte beni almaya geldi. Bir hafta o ailede kaldım. Belki de dönüm noktalarımdan biridir. Bilemiyorum ama Allah beni kötü şeylerle hiç karşılaştırmadı.

Derya; Kimliğinin getirdiği zorluklar yüzünden birçok ödün verdin. Peki, kimliğinin sana yaşattığı kayıplar arasında duygusal olarak seni en çok zedeleyeni neydi?

(Duygulandı) Azra; Dönem dönem onu özlüyorum. Kimse onun gibi olmayacak çünkü. Şuan hayatımda olan insanla da bazen eskiyi konuşuyoruz. Ona da anlatıyorum… Neden ayrılmak zorunda kaldığımıza gelince; öldü çünkü…  Kendisi mali müşavirdi. Altın yıldız firmasında işletme şefiydim. Orada tanışmıştık. 5 yılın 1 yılı flört halindeydik. Sonrasında birlikte yaşamaya başladık. Toplumdan asla gizlenmiyorduk. Biseksüeldi. Aynı cinsten birlikte olduğu ilk kişide bendim.

Derya; Öncelikle başın sağolsun… Kimlikteki ismini gizlemek zorunda kalıyor musun?

Azra;Nüfus Cüzdanındaki bilgiyi herkese vermiyorum ancak içinde bulunduğum kimliği herkese söylüyorum. Kimliğimi dışarıya sunmaktan asla utanç duymuyorum.

Derya; Sana göre eşcinsellerin sadece fuhuş sektörüyle anılmalarının altında yatan neden ne?

Azra; Eşcinsellerin yaşadığı zorluklardır bence asıl neden. Çünkü başta ailesi tarafından dışlanmış eşcinselin hayatta tutunması oldukça güç. Para kazanmak için bedenini satmaya kalkıyor. Genelimizin fuhuş sektörüyle anılmasının nedeni ise tabii ki toplumun vurduğu etiket yüzünden. Yargısız infazları. Zaten devlete göre bizim yaşamamamız gerekiyor. Sahiplenici hiçbir yasası yok.

Derya; Zonguldak’ta sosyal medya üzerinde LGBT dayanışması var mı? Sosyal medyada böyle bir dayanışma kurmak demek, hepinizin toplum önünde belli olması demek. Bunu göze alarak bu dayanışmanın içerisinde olur muydun?

Azra; Böyle bir dayanışma söz konusu değil. Ancak isterdim.

Derya; Özellikle metropollerde yaşanan travestilere yönelik saldırılar hakkında neler söyleyeceksin? Basına ve emniyete yansıyış şeklinde rahatsız olduğun ya da olduğunuz yerler var mı?

Azra; Travesti diye nitelendirdiğimiz arkadaşlarımız, aileden dışlandıkları için bu işi yapmak zorundalar. Travestilerle birlikte olanların çoğu, aşırı alkol ve uyuşturucu madde almış oluyor. Ama neye gittiğini biliyor. Daha sonra almış olduğu maddelerden ötürü farklı bir karaktere bürünüyor. Bu sefer şiddete yöneliyor. Saldırganlaşıyor. Ardından kamuoyu, sadece eşcinseli sorguluyor. Eşcinselin burada suçu ne olabilir? Karşı tarafın kafasına silah dayayarak mı getirtiyor? Basında da emniyette de hata var. Ya üstü kapatılıyor ya da tam olarak doğru lanse edilmiyor. Saldırıdan ya da cinayetten beş dakika önce olan olay belli. Hayat kadınıyla birlikte olduktan sonra öldürebiliyor musun? Hayır.

Derya; Son olarak Azra söylemek istediğin, eklemek istediklerin neler?

Azra; Bu bir hastalık değil. Günah keçisi de değiliz. Bazı arkadaşlarımız maalesef aykırı şeyler yapıyor olabilirler. Ama lütfen toplum, genellemesinler. Her insanın doğrusu yanlışı, iyisi kötüsü vardır. Kendilerinin de, evlatlarının da aynı şeyi yaşayabileceğini unutmamalarını istiyorum. Eşcinsel evliliklerinin serbest olduğu bir dünya yaratılabilmeli. Çünkü bizler varız. Ekonomik olarak bireylerin değil, ülkenin bizlere bir şeyler vermelerini istiyorum.

Cesurca düşüncelerini paylaştığı için ve bizleri kırmadığı için Azra’ya teşekkür ediyoruz.

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
Zekai Gultekin 1 yıl önce

Azra kendini çokda güzel ifade ediyor kendisini en içten dileklerimle tebrik ediyorum insan ne oldum dememeli ne olacam demelidir

banner228

Ulaşılması en kolay belediye başkanıyım

Haberi Oku