02.03.2021, 00:05 1285

SAZIMIN SARI TELİ..

Geçtiğimiz Cuma günü (26.02.21)öğleden sonra Covid-19 için 2. doz aşıyı da olduk.Hayırlısı olsun diyelim.Zaten “Hayat eve sığar” anlayışına uygun yaşıyorduk, değişen pek bir şey olmayacak. Çok az da olsa dışarı çıkarken yine “Maske-mesafe-Temizlik” kuralına uyacağız. Epey oldu büyük ablamdan duyduğum eskiden Çaycuma’da söylenen bir cümle: “Kırk yıl kırım olmuş, eceli gelen ölmüş”. Şimdiki gibi büyük salgınlar, deprem, sel, yangınlar olsa da, insanlar kırılsa dahi, -salgına kapılsın kapılmasın- eceli gelen ölüyormuş, diğerlerinin yaşamı sürüyormuş.
Evde daha çok bilgisayar başında oluyorum.Bir çalışma ile uğraşıyorum epeydir. Bu pandemi ile başa çıkmanın bir yolunun da bu olduğuna kanaat getirdim.Bazan da fırsat buldıkça geçmişe yolculuklar yapıyorum.Bu kez lise yılları takıldı oltamıza..
LİSE YILLARINDA
M.Çelikel Lisesi 2. Sınıf öğrencisiydim.1959-60’li yıllar. Çaydamar’daki Kozlu tünelinin üst kısmında bir evde kiracıydık. Evin küçük bir girişi ve iki de odası vardı.Bir odada Ben, Cemil Çil, Celal Köktürk; Öbür odada Ali Osman Odabaş, Fikret(Satılmış) Kırmızı, Aziz Odabaş kalıyorduk.Hepimiz de M.Çelikel Lisesi’nde okuyorduk.
Bu kadrodan Fikret Kırmızı okulu bıraktı ve ticarete atıldı. Ama bir trafik kazasında genç yaşta yaşamını yitirdiğini öğrendik. Celal Köktürk ise liseden sonra memuriyete yöneldi, Çaycuma’da Nüfus Müdürlüğü yaptı, kalp krizi ile yaşamdan koptu. Ali Osman Odabaş Zonguldak’ta ünlü bir avukat oldu, CHP’de ilçe ve İl başkanlıkları da yaptı, politikada önde gelen bir isim oldu. Aziz Odabaş ise Çaycuma’da avukatlık yaptı, politikaya girdi SHP ilçe başkanlığı yaptı. Cemil Çil lisede sınıf arkadaşımdı, mezuniyetten sonra bir süre ilkokul öğretmenliği, sonra bankacılık, sonra da müteahhitlik yaptı, şimdi emekli. Bense Zonguldak Fener Lisesi ve Endüstri Meslek Lisesinde Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yaptım ve emekli oldum.
MANDOLİN VE BAĞLAMA
Kozlu tünelinin olduğu yerden M.Çeliklel Lisesi’ne hergün yürüme gidip geliyorduk. Bir gün eve geldim, bir süre sonra yandaki odaya geçtim. Duvarda 2 mandolin asılı görünce bir hayli şaşırdım. Çünkü kimse çalmasını bilmiyordu. Anlaşılan Müzik öğretmeni Ethem Bey’in baskısı ile almıştı arkadaşlar. 15 gün kadar sonra “Gam çekmesini” öğrenmişlerdi. “Bana da öğretin” dedim, öğrettiler. Akşama kadar çık yukarı: Do-Re-Mi-Fa-Sol-La-Si-Do. İn aşağı: Do-Si-La-Sol-Fa-Mi-Re-Do..Epey kafa ütüledik sayılır.Ben diğer günlerde de devam ettim talime..
Arkadaşlar sonraki hafta: Sol-Fa-Sol La-Sol Fa-Mi- Re-Fa-Mi-Re-Mi// Sol-Fa-Sol-La-Sol-Fa-Mi-Re-Fa-Mi-Re-Do.“Bak Postacı geliyor selam veriyor // Herkes ona bakıyor merak ediyor”, şarkısını öğrenmişlerdi, isteğim üzerine baba da öğrettiler. Sonradan da, Re-Fa-La-Fa-Sol-Si-La-Fa-Mi-Sol-Fa-Mi-Re-La-Re//Re-Fa-La-Fa-Sol-Si-La-Fa-Mi-Sol-Fa-Mi-Re-La-Re” diye başlayan vals türü bir müzik daha öğrenmiştik. Anladığım kulağım müziğe yatkındı. Sonraki günlerde “Aman Of, Karadır kaşların” gibi yerel ve genel türküleri önce ıslıkla çalar, sonra mandolinde seslerin çıktığı yerleri bellemeğe çalışırdım. Bu işi epeyce geliştirmiştim.
Bir gün evde kendi kendime dımbır dımbır ediyor, vakit geçiriyordum. Komşu bahçedeki evde oturan Hayri Tüysüzoğlu geldi. Oturdu, “Bana bu mandolinio öğretsene” dedi. “Ben de yeni öğreniyorum ama, sen bana bağlama öğret, ben de sana bunu öğreteyim” dedim. Çok az görüşüyorduk ama Hayri’nin çok güzel bağlama çaldığını öğrenmiştim. Bir gün Hayri bağlamasını alıp geldi. Önce bir güzel kulağımızın pasını sildi. Sonra bana vererek “Tren gelir hoş gelir” türküsünü öğretmeğe başladı. İlk kez bir bağlamayı elime almıştım. Mandolinde ellerimiz bir yerde durabiliyordu, ama bağlama öyle değildi, in aşağı, çık yukarı. Sanki elim üst perdelere viçle çıkıyor gibi oluyordu. Yarınki gün okula gitmedim, bağlama çalmasını öğreneceğim diye. Bütün gün uğraştım durdum..
ZORUNLU KİRACILIK
Bir süre sonra havalar iyice soğumağa başlayınca Celal Köktürk ile Soğuksu’da Cevat Uzaldı ve Alaattin Kalaycı’nın kiracı olduğu eve taşınmak zorunda kaldık. Cevat ve Alaattin Sanat Okulu’na gidiyorlardı. Cemil de bizimle gelmiş miydi? Bir süre daha o evde kalmış mıydı? Bu kısmını tam anımsıyamıyorum. Öbür odada kalan arkadaşlarımız küçük bir soba kurmuşlardı. Madenci köylüleri ve yakınları onlara torbalar içinde odun-kömür getiriveriyorlardı. Ne benim ne Celal ve Cemil’in böyle bir imkanımız vardı. Onun için yeni bir mekan şarttı.
Yeni evde girişte mutfağımsı bir yer, yanında kilerimsi dar bir oda, önde hepimizin sığıştığı büyücek bir oda vardı. Ortada bir Şakir Zümre sobası, herkes bir köşeye yer yatağını sermişti, yani yerleşmiştik. Masraflar ortaktı, yemeklerimizi de çoğu zaman kendimiz yapıyorduk.  Ama bizim bağlama sevdamız da şimdilik son bulmuştu.
ÖĞRETMEN VEKİLLİĞİNDE
Lisede “Beklemeli” olduğum yıl, 1961-1962 dönemi Aliköyü öğretmen vekilliği, mezuniyetten sonra 1962-1963’te Kızılbel köyü vekil öğretmenliği yapmıştım. Aliköyü anımsamıyorum ama Kızılbel köyüne giderken bir bağlamam varmış. Nereden mi biliyorum? Şuradan;   Fotoserap İsmail Nalcıol öğrencilerin fotoğraflarını çekmek üzere köyümüze gelmiş, akşam da bizimle kalmıştı. Biz de köylülerin de desteğiyle güzel bir sofra hazırlamış, şarap şişelerini de ihmal etmemiştik masadan. İşte o durumu yansıtan bir fotoğrafta ben de bağlama çalarken görünüyorum.
Kızılbel köyünde çalışırken girdiğim üniversite sınavlarında Ankara Ün. DTCF Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü kazanmıştım.Ankara’da bir süre Cahit Girgin ve Şendoğan Güner’le aynı otelde kalmış, sonra sıram gelince Dışkapı’daki Öğrenci Yurduna geçiş yapmıştım. Yurtta kaldığım iki yıl içinde Dışkapı’da birkaç sazevi görmüştüm. Git birine de bağlama dersi al, iyi düzeyde çalmayı öğren. Ama buna vakit ayıramamıştım nasıl olduysa. Hala içim yanar bu fırsatları kaçırdığım için.
USTALARI DİNLERKEN
Bizim gençlik yıllarımızda bağlama üstadı olarak iki isim vardı Çaycuma’da: Biri Hüseyin Çakır, diğeri Şah İsmail Özkan. Değişik zaman içinde ben ikisini de defalarca dinleyebilen şanslı kişilerdendim. Hüseyin Çakır, Ankara Radyosunda türkülerini bütün Türkiye’ye dinletmiş bir bağlama ustası ve bestekardı. Şah İsmail daha çok yerel olarak  kalmıştı. Ama Çaycuma’ya gelen çeşitli konser gruplarının bağlama sanatçıları onu bulur, konser sonrası masalar kurulur, bağlamalar konuşmağa başlarmış.
Hüseyin Çakır, kendine özgü mızrap vuruşuyla daha çok oyun havalarına yatkınlık gösterir. Şah İsmail ise o yıllarda Türkiye çapında tanınan Şemsi Yastıman tarzına yakın mızrap vururdu bağlamanın tellerine. Şemsi Yatsıman’ın Zonguldak EKİ’de bulunduğu yıllarda merkez ve ilçelerde verdiği kurslara da Çaycuma Halkodası’nda katıldığını söyler  Şah İsmail.
Bağlamada iki perdeyi ancak tutabilen benim, bu büyük ustaların olduğu yerde mızrap vurmağı bırak tutmağa kalkması bile benim yapacağım iş değildi. Büyük utanç duyardım açıkçası, asla niyet etmezdim. Onların ve onlar gibilerinin yanında iyi bir dinleyici olmak yetiyordu bana. Kaldı ki Çaycuma’da sonraki yıllarda da usta bağlamacılar yetişmişti. Benimkisi kendimi avutmak için arada bir dımbıramak. Ancak, 12 Eylül döneminde sakıncalı sayılıp görevden alınınca sudan çıkmış balığa dönmüştüm. İşte o zamanlarda, o uzun günlerde-gecelerde bağlama bir arkadaş gibi gelirdi bana.  Görevden alındığım gün eve geldiğimde “Hem okudum hem de yazdım” diye çalıp söylediğimi hatırlıyorum.
SAZIMIN SARI TELİ
 Bugüne kadar -hatta yaşadığımız bu süreçte bile- topluluk içinde hiç bağlama almamıştım elime. O yetkinlikte değildim çünkü. Kimi zaman kendi kendine çalıp söylerken belki de kişi rahatlıyor gibi geliyor insana. Benimkisi bu anlamda kendi kendimi avutmak diyebiliriz. Ortaokul son sınıfından bu yana da bazı özel duygu ve düşüncelerimi şiir tarzında ifade etmeğe çalışıyorum. Kimi zaman da bazan müziğe uygunluk gösterebiliyor yazdıklarım. Kim bilir yaşamın son demlerinde bile olsa bu tür meşguliyetler insanın zamanını  renklendiriyor denilebilir.
Ben istediğim gibi beceremedim amma siz, siz olun bir enstruman çalmayı öğrenin, ihmal etmeyin. Türkülerle söyleşirsiniz, türkülerle dertleşirsiniz.İyi bir arkadaş olacaktır size hem türküleriniz hem sazınız. Ne demişti bir türküsünde Hüseyin Çakır: Sazımın sarı teli / Tazeledi dert beni / Ben bu sazdan alırım da / Neşeyi ve kederi /// Sazım ağlatma beni / Dertli söyletme beni / Yoldan eğletme beni..
  
Yorumlar (0)
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 33 71
2. Fenerbahçe 33 66
3. Galatasaray 33 65
4. Trabzonspor 34 59
5. Alanyaspor 34 52
6. Hatayspor 33 50
7. Gaziantep FK 32 50
8. Sivasspor 33 50
9. Karagümrük 33 49
10. Göztepe 34 46
11. Antalyaspor 34 42
12. Konyaspor 33 41
13. Rizespor 33 39
14. Malatyaspor 33 37
15. Ankaragücü 33 37
16. Kasımpaşa 33 36
17. Kayserispor 33 34
18. Başakşehir 32 33
19. Erzurumspor 34 31
20. Gençlerbirliği 33 31
21. Denizlispor 33 26
Takımlar O P
1. Giresunspor 31 63
2. Adana Demirspor 31 61
3. Samsunspor 30 58
4. Altay 30 54
5. İstanbulspor 30 54
6. Altınordu 30 52
7. Ankara Keçiörengücü 31 49
8. Tuzlaspor 31 47
9. Ümraniye 30 44
10. Bursaspor 30 43
11. Bandırmaspor 30 39
12. Boluspor 30 35
13. Adanaspor 30 34
14. Balıkesirspor 30 32
15. Menemenspor 30 31
16. Akhisar Bld.Spor 30 25
17. Ankaraspor 30 23
18. Eskişehirspor 30 8
Takımlar O P
1. Man City 32 74
2. M. United 31 63
3. Leicester City 31 56
4. West Ham 32 55
5. Chelsea 31 54
6. Liverpool 31 52
7. Tottenham 32 50
8. Everton 31 49
9. Arsenal 31 45
10. Leeds United 31 45
11. Aston Villa 30 44
12. Wolverhampton 32 41
13. Crystal Palace 31 38
14. Southampton 31 36
15. Newcastle 32 35
16. Brighton 31 33
17. Burnley 31 33
18. Fulham 32 26
19. West Bromwich 31 24
20. Sheffield United 32 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 30 67
2. Real Madrid 30 66
3. Barcelona 30 65
4. Sevilla 30 61
5. Real Sociedad 30 47
6. Real Betis 30 47
7. Villarreal 30 46
8. Granada 30 39
9. Levante 30 38
10. Celta de Vigo 30 37
11. Athletic Bilbao 30 37
12. Cádiz 30 35
13. Valencia 30 34
14. Osasuna 30 34
15. Getafe 30 30
16. Huesca 30 27
17. Real Valladolid 30 27
18. Elche 30 26
19. Deportivo Alaves 30 24
20. Eibar 30 23
13
kapalı
Namaz Vakti 18 Nisan 2021
İmsak 04:28
Güneş 06:02
Öğle 12:57
İkindi 16:42
Akşam 19:43
Yatsı 21:10