Geçtiğimiz günlerde bir röportaj haberi yayınladık, bu röportajın kamuoyu tarafından ilgi ile okunacağı iddiasında bulunduk ve kendimizi beklemeye aldık…
Kimi bekliyoruz?
Röportaj verecek olan kişiyi, Erdoğan Demir’i!
O anlatacak, biz yazacağız; olumlu olumsuz tepkileri de alacağız…
Benim bildiğim böyle konularda tepkiler röportaj yayınlandıktan sonra gelir ama bu kez öyle olmadı, birkaç gün sonra bir haber geldi, Akay Turhan kendi köşesinde bir yazı yazmış, aradık taradık sonra bulduk o köşeyi , “Erdoğan Demir’e şunu sor, bunu sor, Mustafa Özdemir hakında yazdıklarını sor, kanıtı varmıymış onu da sor…” gibilerden bize selam (!) yolluyor.
Şimdi;
Erdoğan Demir benim babamın oğlu değil, en ufak bir akrabalığımız da yok, daha düne kadar da oturup kalkmışlığımız yoktu, bir akşam Kanal Z’deki bir program sonrası gece yarısı bir çorbasını içtik, iki üç gün sonra da Dedeman Otelinde konuğu olduk.
Tekrar söylüyorum, çok güzel bir akşam geçirdim o yemekte, bana da çok saygılı ve kibar davrandı, “Sermet Abi” dedi, tüm elemanlarına da “Sermet Abime iyi bakın…” talimatını verdi.
Böyle durumlarda insan onur duyuyor… Gururlanıyor… Öyle ya, karşınızdaki koskoca bir işadamı; biz, bir garip yolcu…
Evet;
Erdoğan Demir benim için öncelikle bir kentin kaderine hükmeden faktörlerden birisidir,
Ve böyle birisinden de o kentin her türlü sosyal ve ekonomik konularında, yapılan ve yapılması planlanan yatırımlar konusunda, atanan ya da seçimle gelen yöneticiler konusunda açıklama almak, röportaj yapmak her gazetecinin içinde yatan bir hayaldir.
Biz de böyle düşünmüştük; Zonguldak’taki aksayan-aksamayan konuları bir işadamının ağzından dinleyelim, belli bir düzeye gelmiş olan iş hayatının ilk günlerini öğrenelim, çekmiş olduğu zorluklar varsa anlatsın bilelim, bu arada başından geçen enteresan olayları da alalım kendisinden, geleceğe bakış açısını değerlendirelim, politikaya yaklaşımını soralım ve sonradan girdiği medya işinde karşı karşıya kaldığı ilginç durumları soralım, bazen tartıştığı başka basın mensupları hakkındaki görüşlerini de eğer anlatırsa okurlara nakledelim, vs., vs., vs.
Biz birleştirici, bütünleştirici ve genelde bizi yönetenlerin aksaklıklarını vurgulayıcı bir röportaj yapmaya hazırlanmıştık ama Akay Turhan anlaşılmaz nedenlerle “şunu da sor, bunu da sor, Mustafa Özdemir’i sor…” gibilerden akıl verince, neden bazı insanların ille de birileri arasındaki anlaşmazlıkların üstüne gidilmesi için ısrarlı oldukları konusunda şaşırdık.
Biz ne soracağımızı bilmiyoruz mu yani?
Ve şunu da eklemiş Akay Turhan yazısının sonuna: “Körler sağırlar, birbirini ağırlar”
İstihareye yatıp işaret mi aldın; daha ortada röportaj yok, fol yok, yumurta yok… Böyle bir ithama neden gerek duydun?
Tekrar söylüyorum;
Erdoğan Demir benim gözümde öncelikle bir işadamıdır,
Bir işadamının söyleyeceği her söz de haberdir…
Ben yazarım, isteyen okur istemeyen okumaz,
İsteyen beğenilir, ister beğenilmez…
Ama hiç kimse bir meslektaşının olası bir haberi için önceden “Körler sağırlar, birbirini ağırlar” yorumunu yapamaz!
En azından etik olmaz…
 
 
 
    
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×