2020 sona erdi ve 2021 yılının hesaplarını yapmaya başladık… Başından beri bizim insanımıza yaramayan 2020 için “dünya insanına da yaramadı” yorumunu rahatlıkla yapabiliriz. Durumları biliyorsunuz…
2020 için güzel paylaşımlara rastlıyorum şu sıralar sosyal medyalarda. Genelde gittikçe azıtan, ipini koparmış vahşi hayvanlar gibi onu buna ve özellikle de kadına kıza saldıran yobaz takımının ülkeyi hangi mecralara çekmek istediğini vurgular paylaşımlar bunlar.
Çağdışı kafaların insanları hayrete düşüren fikirleri ve düşünceleri bizleri korkutuyor. Saymakla bitmiyor bunlar, yazsak sayfalar almaz, tekrar vurgulamıyoruz bunları sadece sitem etmekle yetiniyoruz bizim Diyanet işlerine neden bunlara gereken cevabı vermiyor diye…
Öte yandan da düşünüyoruz; kimi kime şikayet ediyorsun diye…
Yüzyıllardan beri devletin kanını emen, devleti kendi amaçları doğrultusunda yöneterek hanlar hamamlar sahibi olmak isteyen yobaz takımının şimdiki temsilcileri de gayet lüks birer yaşam sürerken Fethullar denen herif hepten azıttı ve bir de ihtilal yapmaya kalkıştı geçtiğimiz yıllarda…
Dedik ya yüzyıllardan beri böyle;
Devir: “Devlet-i Aliyye-i Osmaniye…”
1500’lü yılların sonu:
- Takiyüddin’in İstanbul Tophane sırtlarında kurduğu ve Avrupa’da eşi benzeri bulunmayan gözlemevi Kadızade efendilerin “Uğursuzluk getirir, yıkılmalıdır” şeklindeki kışkırtmalarıyla yıkıldı…
O tarihlerde Hıristiyan dünyasının papazları ineklerin süt verimlerini artırmak için çeşitli inek ırklarını çiftleştiriyor ve en iyisini bulmaya çalışıyorlardı, sebze meyve için de aynı şekilde çalışmalar yapıyorlardı… Bunlar sadece bazıları!             
1600’lü yıllar:
- Osmanlı medresesinde fen bilimleri ve matematik öğretiminin meşru olup olmadığı tartışıldı.
- Osmanlı’da, Hızır peygamberin sağ olup olmadığı tartışıldı.
- Osmanlı’da, Hazreti peygambere saygı olsun diye “Sallallahu aleyhi vesellem” demenin gerekip gerekmediği tartışıldı.    
- Avrupa’da ise  Harvey kan dolaşımını buldu..
- Toriçelli, cıvalı barometreyi buldu.
- Alman Kepler güneş sistemi yasalarını keşfetti.
- Gueriche ilk jeneratörü yaptı.
- Thomas Savery de ilk buharlı makineyi yaptı.
- Pascal, ilk hesap makinesini buldu.
- Newton, yerçekimi yasasını buldu.
1700’lü yıllar:
- Osmanlı’da, Hz. peygamberin anne ve babasının mümin kabul edilip edilmeyeceği tartışıldı.
- Osmanlı’da, Firavunun imanla ölüp ölmediği tartışıldı.
- Muhyiddin Arabî’nin Şeyh-i Ekber (Büyük Şeyh) kabul edilip edilmeyeceğini tartışıldı.
- Osmanlı medresesi, kandillerde toplu olarak namaz kılınıp kılınamayacağını tartıştı.
- Avrupa’da ise Newton, ”Optik” adlı kitabını yayımladı.
- Volta, ilk elektrik bataryasını yaptı.
- J.Watt, uzun süreli çalışan buharlı makineyi yaptı.
- Montgolfier kardeşler ilk uçan balon yolculuğunu gerçekleştirdiler.
- Lavoisier kimyaya nicel yöntemleri yerleştirdi ve kütlenin korunumu yasasını buldu.
1800’lü yıllar:
- Osmanlı kahve ve tütünün haram olup olmadığını tartışıldı.
- Osmanlı’da ezanı güzel sesle okumanın gerekli olup olmadığını tartışıldı.
- Kanuni’den sonra yozlaşmaya başlayan Osmanlı medresesi türbelerin ziyaret edilip edilmeyeceğini tartıştı.
- Osmanlı medresesi Yezit’e lanet etmenin gerekip gerekmediğini tartıştı.
- Osmanlı medresesi “Selamlaşırken eğilmeli mi?” gibi (!) çok önemli bir soruya yanıt aradı.
- Avrupa’da Trevithick, ray üzerinde giden ilk treni yaptı.
- Dinleme cihazı stetoskop bulundu.
- Ampere, elektrik akımını ölçen ampermetreyi yaptı.
- Faraday, elektromanyetik kuramları geliştirdi.
- Londra’da ilk yer altı treni (metro) yapıldı.
- Plante, kurşunlu akümülatörü buldu.
- Graves Otis asansörü buldu.
- Cooke ve Wheatstone ilk elektrikli telgrafı buldu.
- Avogadro Birleşen Hacim Oranları Yasası’nı buldu ve kimyada yeni bir çığır açtı.
- J.J.Thomson atomun yapısındaki elektronları keşfetti…
Osmanlı’ya ise ilk matbaa icat edildikten tam 300 sene sonra gelebilmişti, çünkü yobaz takımı matbaaya “günah” ve “İslam’a aykırı” şeklinde bir bakış açısına sahipti…
Ulu Önder Atatürk’ün cumhuriyeti kurup çağdaşlaşma ve medenileşme hamlelerini başlatana kadar; özetle:
- Bilimden, felsefeden ve akıldan uzaklaşıldı…
- Yetişmiş ilim ve irfan sahibi aydınlara düşmanlık yapıldı…
- Akıllı ve gelişmeye önem veren yöneticiler aforoz edildi…
- Dünyadaki gelişmelere ayak uydurmak yerine hurafe ve zevki sefaya önem verildi…
Gele gele bu günlere kadar geldik, bazı konularda da eski ayarlara dönme çabaları sergilenmesine tanık olduk
Sonuç malum…
Aynı şekilde çapsız yaklaşımlar toplumda huzursuzluk kaynağı oldu.
Atatürk’le birlikte büyük bir şans yakalayan ülkemiz maalesef ölümüyle birlikte vites küçülttü…
Zihniyet değişmediği sürece de tarihin tekerrürden ibaret olduğu görüldü…
Şimdi gelinmiş olan bu noktada 2021 yılına ne kadar umutlu bakalım?
Neyin veya nelerin değişmesini bekleyelim?
Partizan atamalar yerine liyakate bağlı kalınacağını nasıl umalım?
Gün geçtikçe fakirleşmemizin önlenebilmesi için kime güvenelim?
Evet;
Alın size 2021!
İster dileklerde bulunun, ister sabah akşam dua edin…
Ancak yeni yılda hiç bir şeyin değişmeyeceğini de bilin…
Ve dervişin fikri ile zikrinin ayrı olduğunu da artık kabullenin!
Size “mutlu yıllar” diyemiyorum, 2021’in de bizim insanımıza yaramayacağını bile bile… 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner228