Zonguldak üzerine düşünürken şaşıp kalıyorum. Bir kentin fikri hayatı ancak bu kadar kabız, sorun çözme kapasitesi ancak bu kadardüşük olur herhalde. Sorunlar yoruldu, biz usanmadık; on yıllardır aynı şeyleri konuşup duruyoruz. Elli beş yaşıma geldim, çocukluğumda neler tartışılıyorsa, aynı şeylerin münakaşası yapılıyor hâlâ. Ulaşım esaslı problemdi mesela o vakitlerde, dört bilinmeyenli denklemolduşimdi. Demiryolu var tren çalışmaz. Havaalanı var uçak inmez. Liman var gemi işlemez…
 
Karayolunda durumu şöyle özetleyeyim: Daha bıyıkları terlememiş çocuktum, “Sapça üzerinden yol yapılacak, Devrek 45 dakikaya düşecek” deniyordu, saçım sakalım ağardı o yol yapılıyor hâlâ.Hatırlayın lütfen: Biz araçlar dereye uçmasın diye yol kenarına koyacak beton bariyer bulamazken, Rize ile Erzurum arasında 14,436 metrelik Ovit Dağı Tüneli hizmete sokuluyordu.Kendini, bize,“Ali kıran baş kesen”diye yutturup oylarımızı kapan sütçü beygirlerinin yüzü bile kızarmıyordu…
 
GÜNÜ KURTARMAYI KAR SAYIYORLAR
İki, iki daha dört: Kendi gündemleriyle halkın ihtiyaçlarını bir türlü örtüştüremediklerine göre, kesinlikle siyasi miyoplar yönetiyor Zonguldak’ı. Nedenlerle değil sonuçlarla uğraşıyorlar daha çok. Meselelere çok boyutlu bakma becerisinden de yoksunlar ayrıca.Semptomatik yöntemlerle sorunların temeline inilemeyeceğini canımız yana yana çoktan öğrendik oysa. Mübarekler müflis tüccar gibi adeta. Uzun vadeli planlama yapamadıkları için günü kurtardılar mı mutlu sayıyorlarkendilerini…
 
AKP’nin iktidar olduğu 2002’de15 bin 119 kişi çalışıyordu TTK’de, sayı 6 binlerdeşimdi.O yıl 2 milyon 240 bin ton olan üretim, üç kat azaldı, 734bin tonlara düştü. 2002’de 627,407 kişi yaşıyordu kentte, 596.053kişi var şimdi. Ülkenüfus artışına göre 784.250 olması lazımdı. Eğitimden sağlığa, spordan kentleşmeye hangi tabloyabaksak, Zonguldak sürekli geriliyor. Busonucu oluşturanların seçim üstüne seçim kazanmasıysa,  kentte,sorunlarla yaşamaya alışık bir toplum oluştuğunu gösteriyor...
 
ÖLÜMÜ GÖSTERİP SITMAYA RAZI EDEN RİYAKÂRLAR YÖNETİYOR BİZİ
İnsan temelli bakıştan yoksunzevatın, yerel aklıdışlayarak oluşturduğu politikalarlakentişsiz, aşsız, geleceksiz bırakıldı önce.Sonra da kirli teknoloji ürünü ne kadar yatırım varsa hepsi dayatıldı. Yazmasan çatlarım, ölümü gösterip sıtmaya razı eden riyakârlar yönetiyor bizi. O kadar kötüler ki, emeğin başkaldıran kentini, hiçbir şeye itiraz etmeyen, kötünün de kötüsüne rıza gösteren gafil sürüsüne dönüştürdüler sinsice. Yıkım planlarını uygulamakiçin böyle bir toplum lazımdı çünkü…
 
İçim kanayarak yazıyorum, en küçük sorunu çözmek mümkün değil Zonguldak’ta, zira,kaderini elinde tutanlar, çözmemek için ne gerekiyorsa yapıyor. Burnundan kıl aldırmayan kibriazamlar, tüm süreçlerden akıl ve bilim gibigelecek bilgisinide dışlıyor. Dünün bilgisi ve alışkanlarıyla bugünün sorunları çözülemediği gibi yarın da kurulamıyor. O yüzden kafamızı gözümüzü yara yara yuvarlanıyoruz uçurumlara. Üzerimize hiç durmadan tam da bu nedenle karanlık yağıyor zaten… 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
ANKA C 4 hafta önce

halka bak yöneticilere not ver ne bekliyoruz ki sen ne isen seni yönetenler de o

Misafir Avatar
Muhsin Kara 4 hafta önce

Ahmet kardeşim sadece Karaelmas mı, ülkenin her yerinde sorun var ama burada daha çok,
1990 lı yıllarda kömür çıkarılması ve işçi sayısı iyice azalmıştı.
Hep her yerde şu olayı anlatıyorum.
Bizim aile Rat işletme evlerine mayıs 1959 da taşındı. Ben ilkokul 2. Sınıftaydım.
O zamanlar E K İ de yaklaşık 60 000 işçi çalışırdı. Babam işe servisle , ben ve kardeşlerim okula servisle ve hatta annem pazara servis arabası ile gider gelirdik. Elektrik, şu, yakıt bedava idi ve evlerimizde bir arıza olsa Tamirhaneden ustalar gelir ve tamir ederdi . Aklınıza evle gelen hertürlü tamirat , çatı akması, musluk bozulması v.b.
O zamanlar E K İ iflas etmiyordu da ne zaman adı T T K ya çevrildi siyasilerin bu kurumlar yemekhanesi oldu Cumhuriyet kurumları iflasın ve kapanmanın eşiğine geldi ,
Ben bunu her yerde söylüyor ve anlatıyorum ama duyan yok .
Yoksa biz yedi kardeş ve annem babam ile köyden gelen dedem, annanem büyük babam , babaannem hep o işletme evinde kaldık, nasıl kaldığımızı hala merak ederim nihayet küçücük 2 oda ve minnacık bir mutfak,
Cumhuriyet kurumlarını yok edenler dilerim bu kurumlar gibi erir yok olurlar.

banner228