Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto


Ece KİŞİSİ
Ece KİŞİSİ

Paylas

'Ali Kemal' olamayınca...
31 Ocak 2012, 21:00
“Ben bu dünyaya bir türlü alışamadım / Bu yüzden insan içine karışamadım / Bana mı sordunuz adımı koyarken / Bir küstüm bir daha barışamadım” der Sezen Aksu şarkıda. Şarkının adı da, tadı da başkadır benim için. Hele ki sözleri... Bir deli, bir öteki olur insan o sözlerin özüne değerse ki, bu az çok “bana” dair derim hep. Şimdi “yine hangi kuyuya taş atacaksın da biz çıkaracağız” diyeceksiniz, ama öyle değil kazın ayağı. Bu bana atılan taşları toplayıp da saymamdan ötürü. Kendim kendime yazar, kendim kendime bozar bir dünyam vardı benim, itiraf edeyim ki, daha bir rahattım öylesinde. Dediler ki, “Ya sen de kısık da olsa bu halkın sesi sayılırsın, bir köşeye de seni koyalım” dedim, “Eyvallah!”. Buraya kadar iyi güzel hoş. Yazmaya başladıktan sonra aldığım en fazla eleştiri; biri gazetedeki fotoğrafım, biri adım (yani yazılmayan soyadım). Hal böyle olunca, bunu da ucundan bucağından insan hallerine, en çok da kendime dokundurarak yazmak farz oldu işte. Bu yüzden “Adem olan anlar” şarkısıyla dile geldim.
Efendim, isim mevzuundan başlayalım. Çocukluğumuza kadar ineceğiz bu durumda, haberiniz olsun. Benim doğum zamanlarıma ultrason denk gelmez, haliyle çocuk bekleme olayında hayat aileler için sürprizlerle doludur. Bir ipin ucuna yüzük bağlayıp sallandırarak, karnın yuvarlak mı, düz mü olduğuna bakılarak, kadının şeftaliye mi yoksa ayvayı mı aşerdiği sorgulanarak kız-erkek tahmin edilirmiş. Dolayısıyla benden önce doğan ablamdan edinilen bilgiler ışığında karar verilmiş ki, “erkek” olacağım, isim de düşünülmüş, iki dedenin adının birleşimi “Ali Kemal”... Son derece de şık bir isimmiş itiraf edeyim ki. İçimde bir yerlerin Ali Kemal kaldığını düşünüyorum hep nedense. Neyse güvenilir kaynaklardan aldığım bilgiler neticesinde doğumum soğuk duş etkisi yaratmış bizim sülalede. Hüngür hüngür ağlayanlar olmuş. Ne yazık ki gerçek... Arap dünyasında yeni doğan kız çocukların gömülmesi kadar ağır bir durum ama hala yurdumuzda da yok sayılan, istenmeyen, soyun devamını getiremeyeceği nedeniyle kenarda olan tüm kız çocuklarının yazgısıyla dünyaya gelmişim. Eh az çok da anlamışsınızdır neden bu kadar karamsar olduğumu, doğuştan yeniğim, doğuştan düzen karşıtıyım, uyumsuzum, işin doğrusu bu.
Şimdi eh adımız “Ali Kemal olamayacaktı da, ne olacaktı?” kısmına geldik. Bu konuda çeşitli fikirler ortaya atılmış, ablamın adına uyum sağlayacak isim alternatifleri dizilmiş; Hülya, Sevda, Yelda gibi, genelde bir hazırlık yapılmayınca, uygulanan bir yöntem diye düşünüyorum. Bu arayıştan net bir şey daha çıkamadan, babam nüfus cüzdanıyla gelmiş “Ece”...70’lerde “moda” isimlerden değil tabi, ancak çok bulmaca çözenler biliyor bu kelimenin anlamını. Babaannem köpürmüş, “Nedur bu? Ece midur, ecel midur?”. “Değiştireceğim bu ismi” diye yemin etmiş, ama zamanla o bile alışmış.
Bazen beni pek ifade etmediğini düşünsem de seviyorum ismimi. Ama insanların algılarında adımla değil, soyadımla yer bulduğumu anlamam çok sonra oldu. İlk tanıştırıldığım yerlerde sadece adımı söyleyince, bir tepki almıyorum mesela, ama soyadımı da kullanınca, “Sen falanın nesisin?”, “Filanın kızı mısın?”, “Küçük amcan iyi arkadaşımdır” gibi tanışıklıklar dile geliyor. Kime soyadımı söylesem, benden önce bir erkeğin varlığıyla hafızada biçimleniyorum, bunu da ancak burada reddedebiliyorum. Kadının gerçekten adı yok, ille de “erkekkk!” adıyla anılmak zorundayız. Bizler “soy” kavramıyla erkek egemen zihniyetin devamını sağlamak, adını yaşatmak göreviyle varız madem ki, madem ki kadının “soy”u yok sayılıyor, benim de burada soyadım olmasın varsın... Ben bir “soy”u değil kendimi temsil ediyorum çünkü. Bir “kişi”yim sadece... Herkesin sorgusuz sualsiz kabullenip sürdürdüğü bu düzenden ayrıyım. Şarkıdaki gibi; “Uyumlu faniler bana uyumsuz derler / Delirttiniz beni ey ehven-i şerler / Uzlaşırsam namerdim ateşe verseler / Garanti muhabbetlere yılışamadım.”
Gelelim fotoğraf meselesine, olay kurallara uymamak sadece. “Sürüden ayrılanları kurtlar yer / Arkanı sağlama al ey akıllı beşer / Ben çatlarım kurallara uyarsam eğer / Ruhumu şeytanla bölüşemedim” diyor ya şarkıda. Sürüden ayrı olduğum da biraz doğru, pek “akıllı beşer” olmadığım da. Bir vesikalık fotoğraf yeterdi biliyorum. Biliyorum, ama o fotoğrafın yansıttığı görüntüden ibaret değilim ki ben. Bana “yakışmayan”ı tercih edenim, eleştirenlerin deyimiyle. Oraya bir “orangutan” fotoğrafı da koyabilirdim, Darvin’i anmak niyetine, belki ilerde yaparım. Sinop hapishanesinde çekilen, pek seçilemeyen, anlaşılamayan, sadece demir parmakların net anlaşılabildiği bir fotoğrafı seçtim, çünkü anlatmak istediğimi anlatıyor. Yaşadığımız hayatın bir hapishane olduğunu yazacağım çünkü en fazla. O parmaklıkların ardındaki pek seçemediğimiz “kişi” ben olabilirim, belki de sen olabilirsin, herkes olabilir. Ne diyeyim! “Beni görmek demek behemehal yüzümü görmek değildir...” mi diyeyim? Yazdıklarımı büyük bir ciddiyetle yazmıyorum itiraf edeyim, yüreğimdeki biriken taşları taşıma çabasındayım, bu da size bir ucundan dokunuyorsa, ohhh ne ala, çünkü budur tüm mesele...
“Herkesin münasip birer dayısı var  / İnsanoğlu bu iyisi ayısı var  / Benim zarar bildiğim elaleme kâr  / Adamını bulup da uyuşamadım.” Şişkin bir egom olsaydı, “Muhteşem yazıyorum” derdim, ama her yazdığımı bin bir tereddütle, olmamışlıkla size sunuyorum. Şişkin bir egom olsaydı, ismimi de, fotoğrafımı da neonlarla gösterirdim. Ne ismimi, ne suretimi önemsiyorum, benim derdim bunların çok daha ötesindekini bulmak çünkü. İsimlerin anlamı internet sitesine göre “Ali Kemal” adı “dünyanın en akıllısı” anlamına geliyor. Eh “Ali Kemal” olamayınca, bunun tam tersi olduğum sonucuna varabiliriz bu halde. Her mahallenin bir delisi vardır bilirsiniz, burada da ben olayım... Şimdi tekrar “Adem olan anlar” diyeceğim de şarkının sonunu mırıldanacağım ister istemez, ki bunun konumuzla hiç ilgisi yok. “Ben seni de sevmedim Adem / Doğruyu duymak istiyorsun madem /Alt tarafı bir elma yedik beraber / Zehir-i zıkkım oldu bize bal badem”. Yahu alt tarafı bir isim, bir cisim diyelim geçelim de zehir zıkkım olmasın artık bu bünyeye. Bir de kardan kadınlar da olsun! Yarelli, yarelli, yarelli o zaman...

HAFTANIN RUH GIDASI

Bosnalı bir kadın yönetmen Aida Begic’in 2008 yılı yapımı Kar (Snijeg) filmi mevsim normallerine uyan bir seçenek olur belki. Yönetmen kadınların hikayesini mi, erkeklerin hikayesini mi anlatmış, izleyin buna siz karar verin?

HAFTANIN TRAJEDİSİ

30 Ocak tarihli bir haber: “Afgan gelin, kız doğurduğu için öldürüldü. Afganistan'ın kuzeydoğusundaki Kunduz'un Hanabad kentine bağlı Mahfalay'da işlenen cinayet, ülkede son yıllarda yakınlarının şiddetine hedef olan kadınlarının öykülerine bir yenisini ekledi. Kısa bir süre önce üçüncü kez dünyaya bir kız çocuk getiren Afgan kadın, kayınvalidesi tarafından boğularak öldürüldü. Cinayete kadının kocasının da karıştığı öne sürülüyor.’
30 Ocak tarihli bir haber: “Edirne’de muhafazakar çevreler, Türk Kadınlar Birliği Edirne Şubesi tarafından cumhuriyetin 80’inci yılı anısına Fatih Mahallesi’ne yapılan ‘Özgür ve Çağdaş Kadın’ heykelinin kaldırılması için çalışma başlattı. Milli Gazete’nin haberinde; ‘başörtüsünü atan erotik’ kadın heykeliyle çağdaşlık kisvesi altında Türk halkının manevi değerleriyle alay edildiği savunularak heykelin bir an önce kaldırılması istendi.”


Bu yazi 556 defa okunmustur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR


KÖŞE YAZARLARIMIZ


Sermet AKSU

Sermet AKSU

Çetin ALPDÜNDAR

Çetin ALPDÜNDAR

Ahmet ÖZTÜRK

Ahmet ÖZTÜRK

Davut FİDANBOY

Davut FİDANBOY

İmdat EVREM

İmdat EVREM

Kadir TUNCER

Kadir TUNCER

Recep ADIGÜZEL

Recep ADIGÜZEL

Yetkin YILMAZ

Yetkin YILMAZ

Hülya KIRAL

Hülya KIRAL

Sinan GEBEDEK

Sinan GEBEDEK

Mustafa ÖZDEMİR

Mustafa ÖZDEMİR

Geçmişi Arayan Kent

Geçmişi Arayan Kent

Nuri GENÇ

Nuri GENÇ

KILÇIK

KILÇIK

Erol ŞEREF

Erol ŞEREF

Ece KİŞİSİ

Ece KİŞİSİ

Ekrem Murat ZAMAN

Ekrem Murat ZAMAN

Cevdet AKGÜN

Cevdet AKGÜN

Mete Arif TOKMAK

Mete Arif TOKMAK

Aydın ARSLANYILMAZ

Aydın ARSLANYILMAZ

Temel KIRAL

Temel KIRAL

EN COK OKUNANLAR

FOTO GALERİ

              

Emekçiler alana sığmadı
Emekçiler alana sığmadı
Haberal Cenaze
Haberal Cenaze
Okur Toplantısı 2012
Okur Toplantısı 2012
Soğuksu Pazaryeri'nde uzay çatı çöktü
Soğuksu Pazaryeri'nde uzay çatı çöktü

VİDEO GALERİ

              

Okur Toplantısı Sinevizyon Gösterisi 5 öğrenci gözaltında
Meclisi Geren Kavga İşte kayıp görüntüler!