Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto


Yetkin YILMAZ
Yetkin YILMAZ

Paylas

İslam'da yeniden inşa!
06 Şubat 2012, 21:29
8 Aralık 2011 tarihinde “Dini Konularda Yazmak” ve 29 Ocak 2012 tarihinde “İslam’da Nazar Var mı?” başlıklı yazılarımız üzerine, gerek yazılarımıza kendilerini muhatap kabul edenlerin argümanları ve gerekse bazı okuyucu yorumları ile kendimizi, hiç istemediğimiz halde, hiç de tasvip edilemeyecek nazik olmayan bir tartışma içinde bulduk.

Bizim bir şey bilmediğimizi öne süren ifadelerle (çok okuyanın doğru bildiği nerede yazıyor?) hadisleri; bugünkü halk ağzıyla istihzai bir yaklaşımla “rivayetler” (dedikodu-söylenti-geçmiş zamanın hikayeleri) şeklinde nitelendirmelerle karşılaştık.
(Rivayet: Bir Hadis terimi olarak, bir hadisi usulüne uygun olarak ve aktarılma metotlarını belirterek kaynağına dayandırmak demektir.)
İşin esası, “İslam’da nazar var mı, yok mu?” tartışması değil. Zira bu konuda biz kendi heva ve hevesimize ait olan görüşleri değil, yazıda adı geçen kaynakların görüşlerini aktardık. Nazar konusundaki inancımız da, “falanca şöyle söyledi, falanca şöyle yazdı” diye değişecek değildir. Hadis ve tefsir alimleri bu konuda ittifak etmişlerdir ve bu da ümmetin sabitelerinden olmuştur. İslam’ı reforme iddiasında bulunan bazı modernistlerin serdettiği şaz görüşlere dayanarak ve ayrıca bizzat yaşadığım ve şahit olduğum gerçeği ne diye inkar edeyim ki?
İşin esası, günümüzde yaşanan büyük sıkıntı... “Dini yeniden inşa etme hevesi.” Biraz kitap okundu mu, hele bu meal ve tefsir olursa ve de “orijinal” yansımaları varsa alleme olur çıkılır. Ondan sonra da kimsenin tefsirini ne (ufuk açıcılar hariç!) itibar edilmez. Sünnet de devre dışı bırakılınca, Kur’an indi görüşlere göre yorumlanıverir ve böylece “İslam’da yeniden inşa” yapılmış olur.
Zaten meselenin can alıcı noktası burası… Satır aralarına saklanmanın, takiyye ve kitman (sır saklama) yapmanın bir anlamı yok. Ölünün arkasından Kur’an okuma ve nazar açıkça, mucize ve şeytanın varlığı ise, satır aralarına serpiştirilmek suretiyle reddedilme ve dolayısıyla bunlara inanılmaması gerektiği mi telkin edilmek isteniyor?
Müslümanlara şu mu demek isteniyor: “Bugüne kadar doğru bildiğiniz birçok şey yanlış. Ehli sünnet alimleri Kur’an’ı iyi anlayamamışlar, peygambere ve sünnetine haddi aşacak şekilde (haşa) gereğinden fazla ehemmiyet vermişler, dolayısıyla da birçok hadis uydurmak suretiyle kendi şahsi görüşlerine payanda yapmışlar ve buna bağlı olarak da doğru yorumlayamamışlar. Bunun için Kur’an’ın yeniden anlaşılması ve yorumlanması, sünnetinde delil teşkil edecek ölçü olarak değil, sadece genel manada örnek olarak alınması gerekmektedir. İcma ve kıyas  ise, herkesin yapabileceği bir değerlendirmeden başka bir şey değildir. Hal böyle olunca da İslam’da yeniden inşa gerekir.”  
Bir şeyi yeniden inşa edebilmek için mevcudunun yıkılması gerekmez mi?   
“Burada hayati soru şudur: İslam gibi son ve ekmel bir din, özünden bir şey kaybetmeden ve tahrife uğramadan tarihin farklı dilimlerinde farklı görüntüler sergileyebilir mi? Dinin doğası buna elverir yapıda mıdır? Bu soruyu, içeriğini daha bir netleştirmek için şöyle de sorabiliriz: Allah'ın iradesi farklı zamanlarda farklı neticeler doğuracak şekilde tecelli eder mi? Eğer bu soruya ‘evet’ diyebiliyorsak, ardından şu soru gelecektir: Eğer tarih içindeki tecelli biçimi doğru ve ilahi iradeye uygun ise, bugün niçin yanlış olsun ve eğer tarih içindeki tecelli doğru ise, bu ilahi iradenin bugünü öngöremeyecek kadar sınırlı olduğu sonucunu doğurmaz mı? Bugün din adına tarihteki tezahür ile taban tabana zıt bir sonuç ortaya çıkması normal kabul edilebilir mi?” (Ocak 1999, Altınoluk Dergisi)
“İslam’da yeniden inşa”
sloganı altında, “Allah ve kıyamet dışında her şey tartışılabilir” mi? Çerçevesini ve hareket alanını vahyin  değil, “felsefi aklın” ve rasyonalitenin belirlediği aklın otoritesi ile ya da diğer bir tabirle “iyi ortak akılla” Kur’an bile tartışılabilir mi? Peygamber “bir arkadaş olarak” vazifesini tamamlamış, sadece örnek alınacak (ölçü değil) artık devre dışı bırakılabilir mi? Ya da  en ağırıyla “Garanik” iftirası tekrar ısıtılıp orta konur mu?
Yine “aklın otoritesi” ile “dinde zorlama yoktur” denilerek ukubat ayetlerini göz ardı edebilir miyiz?
Biz, Müslümanlar olarak “kendimizi evrensel ilkelere, çağın şartlarına göre” mi, yoksa Kur’an’a, sünnete, icma ve kıyasa göre mi konumlandıracağız?
Bu “iyi ortak akılla” ya da “aklın otoritesi” ile 1400 yıllık müktesebatı bir çırpıda tu-kaka ediverecek miyiz?
Bunların arkasından kabir azabı, kafirler için cehennem azabının ebedi olduğu, şefaat inancı, cinlerin ve meleklerin ontolojik varlığı, Hz.İsa’nın (a.s) göğe kaldırılışı ve tekrar gelişi ile ilgili İslam inancına uygun olmayan görüşler de gelirse şaşırmayız.
İslam ve batı aklının uydurması demokrasiyi aynı kefeye koymak sureti ile fikir beyan edenler, İslam’daki bazı değerlerinde modern ilmin terazisine vurulması gerektiğini ifade ediyorlar. “Modern ilim” dediğimiz insanın maymundan geldiğini söylüyor. Dolayısıyla yaratılışa ve yaratıcıya inanmıyor. Ruhun varlığına inanmıyor. Gayri ahlaki tutum ve davranışları “insan hak ve hürriyetleri” çevresinde görüyor. Bugün Modern Ortodoks Tıp ise, baştan sona sorgulanıyor. İslam’a göre içkinin azı da, çoğu da yasaktır (haramdır). Modern ilme göre ise azı (ne kadar?) faydalıdır.
Neresinden tutarsanız tutun dökülüyor. İslam’ı modern ilmin terazisine mi vuracağız, yoksa modern ilmi İslam’ın terazisine mi vuracağız?
İslam’da yeniden inşa iddiasında bulunanların  neden böyle şaz görüşlere sahip olduğu merak ediliyorsa, altında yatan gerçek şudur ki, çalışmaları batıdaki İslamiyet çalışmalarından (oryantalistlerden) beslenmektedir.
 Modern İslam Düşüncesi'nin bayraktarlarından olan ve düşünce sistemini önemli ölçüde sözünü ettiğimiz çalışmalarla beslediğini gördüğümüz Fazlur Rahman bile bu gerçeği açıkça dile getirmekte bir sakınca görmemiştir.
O şöyle der:

"İslami gelişmelerin ilk safhaları ile daha sonraki safhaları arasındaki bu fark bize açıkça görünmektedir. Oryantalistlerin çok büyük katkılarda bulundukları bu büyük tarihsel keşif, artık bu dört ilkeyle -Kur'an, Sünnet, İçtihad ve İcma ilkeleriyle- ilgili geleneksel ortaçağ teorisinin arkasına gizlenemez.” (Islamic Methodology in History, (Preface), 5.)
İşte “İslam’ı yeniden inşa etme” fikrinin ne olduğunu özetleyiveren bir itiraf. Bu cereyan maalesef ülkemizde bir kısım kimseleri de etkisi altına almıştır ve bu gidişle almaya da devam edecek gibi görünüyor. Müslümanların bu konuda uyanık olmaları gerekmektedir. Her eline meal alan dini yorumlayamaz, hüküm çıkaramaz, meale göre İslam’ı hiç yaşayamaz.
Bu konularla ilgili yazılarımıza, benim için inanılır ve güvenilir bir kaynak olan Ebubekir Sifil’in Modern İslam Düşüncesi üzerine yaptığı çarpıcı bir tespit ile şimdilik kaydıyla son veriyorum:
“Teori pratiğe nasıl yansımakta ve ne gibi tesirler icra etmektedir? Kısaca bir de buna bakalım:
Her şeyden önce Hıristiyanlığın Batı'da geçirdiği tecrübeye paralel olarak din hakkında söz söyleme yetkisini kitlelere yayma ve Kur'an'ı herkes için bir ‘başucu kitabı’ haline dönüştürme çabaları, Kur'an'ı bütün kayıt ve şartlardan azade olarak anlayıp yorumlama ve dinin sabiteleri hakkında bile uluorta konuşma yetkisini elinde bulundurduğuna inanan fertlerin zuhur etmesine yol açmıştır. Bu anlayış, Allah'ın indirdiği hükümler hakkında, Kur'an'a ‘aracısız olarak’ başvuran insan sayısınca yorum ve kanaatin ortalıkta dolaşması sonucunu doğurmuştur.
Yüce Allah’ın (c.c.), Kur'an'da, müminler için örnek olduğunu belirttiği ve pek çok ayette ‘kendisine itaat edilmesini’, ‘emrine uyulmasını’, ‘verdiği hükümlerin hiçbir sıkıntı duymadan kabul edilmesini’ emir buyurduğu Hz.Peygamber ve O'nun mübarek Sünneti'nin, adeta hayatın dışına itilmek ve ‘Peygambersiz bir İslam’ oluşturulmak istenmesi de dikkati çeken bir diğer noktadır.”


Bu yazi 540 defa okunmustur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR


KÖŞE YAZARLARIMIZ


Sermet AKSU

Sermet AKSU

Çetin ALPDÜNDAR

Çetin ALPDÜNDAR

Ahmet ÖZTÜRK

Ahmet ÖZTÜRK

Davut FİDANBOY

Davut FİDANBOY

İmdat EVREM

İmdat EVREM

Kadir TUNCER

Kadir TUNCER

Recep ADIGÜZEL

Recep ADIGÜZEL

Yetkin YILMAZ

Yetkin YILMAZ

Hülya KIRAL

Hülya KIRAL

Sinan GEBEDEK

Sinan GEBEDEK

Mustafa ÖZDEMİR

Mustafa ÖZDEMİR

Geçmişi Arayan Kent

Geçmişi Arayan Kent

Nuri GENÇ

Nuri GENÇ

KILÇIK

KILÇIK

Erol ŞEREF

Erol ŞEREF

Ece KİŞİSİ

Ece KİŞİSİ

Ekrem Murat ZAMAN

Ekrem Murat ZAMAN

Cevdet AKGÜN

Cevdet AKGÜN

Mete Arif TOKMAK

Mete Arif TOKMAK

Aydın ARSLANYILMAZ

Aydın ARSLANYILMAZ

Temel KIRAL

Temel KIRAL

EN COK OKUNANLAR

FOTO GALERİ

              

Emekçiler alana sığmadı
Emekçiler alana sığmadı
Haberal Cenaze
Haberal Cenaze
Okur Toplantısı 2012
Okur Toplantısı 2012
Soğuksu Pazaryeri'nde uzay çatı çöktü
Soğuksu Pazaryeri'nde uzay çatı çöktü

VİDEO GALERİ

              

Okur Toplantısı Sinevizyon Gösterisi 5 öğrenci gözaltında
Meclisi Geren Kavga İşte kayıp görüntüler!