Bir okur, benim yazdığım yazıya bir yorum yazarak, şöyle bir soru sordu:
“Ölünün arkasından Kur’an okunur mu? Bana cevap olarak yazar mısınız?”
Ben de kendisine yorum olarak değil de, köşe yazısıyla cevap vermeyi daha uygun gördüm.
Müslümanlar; cenazede, kabristanda, kutsal gecelerde vs. Kur’an okuyor y ada okutuyorlar. Kur’an’ın mezarlıklarda veya kutsal gecelerde okunmasının, İslam kültürüne hangi asırda ve hangi sebeple girdiği bilinmiyor. Ancak asrı saadet yıllarında böyle bir uygulamanın olmadığını Kur’an’ın genel manasından çıkarıyoruz.
Yasin suresinin 69 ve 70’inci ayetlerinde; “Bakın biz ona şiir öğretmedik, gerekmez de. Bu sadece bir titreyip kendine gelme çağrısı ve apaçık bir kurandır. Yaşamakta olanı uyandırsın ve kafirleri karşısına sözü gerçeğin ta kendisi olarak diksin diye” buyrulmaktadır.
Görülmektedir ki; bu Kur’an’ın bir şiir olmadığını, anlaşılan apaçık bir kitap olduğunu vurgularken, yukarıda mealini verdiğimiz ayet de Kur’an’ın dirileri, yaşayan kalpleri uyarmak için geldiğini söylüyor.
Kur’an’ın, “ölü olarak” nitelediği kişiler, kalpleri ölü, duygusuz, idrak edecek kapasitesini kaybetmiş kişilerdir. Yani kalplerindeki insani duyguları körelmiş, acıma, insaf hissi yok olmuş, kulakları doğruyu duymaya yanaşmamış, yaptıkları haksızlık, hukuksuzluk nedeniyle doğruyu, dürüstü gözleri görmeyen kişiler için söylenir.
Bakara suresinin 7’nci ayetinde şöyle buyrulmaktadır:
“Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir ve onlar için (dünya ve ahirette) büyük bir azap vardır.”
“De ki: Ne dersiniz; eğer Allah kulaklarınızı sağır, gözlerinizi kör eder, kalplerinizi de mühürlerse bunları size Allah'tan başka hangi tanrı geri verebilir! Bak, delilleri nasıl açıklıyoruz. Onlar hala yüz çeviriyorlar!” (Enam, 46)
Kur’an cesedi ölmüş, kişilere okunmak için değil, ölmeden evvel okunmak için gönderilmiş bir hayat kitabıdır. Öldükten sonra bu hayatın bir hesabı olduğu öğüdünü vermektedir. Nahl süresi 90’ıncı ayette şöyle buyrulmaktadır:
“Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”
Bugün mezarlıklarda okunan Kur’an, orada yatan mevtalara değil de, orada okuyan ve dinleyen insanlara öğüt vermektedir. Şöyle bir misal getirelim; mezarlıktaki ölüyü defnederken Yasin’i bir kişi Türkçe okusa, Yasin suresinin 47’nci ayetine geldiğinde, “Onlara; Allah’ın size rızık olarak verdiği şeylerden başkaları için harcayın denildiği zaman o kafirler (kabul etmeyenler)iman edenlere şöyle dediler: Allah isterse onları doyurur, biz mi doyuracağız onları? Siz düpedüz sapıtmışsınız, başka bir şey değil” dese, o gün mezarlıkta kaç kişi bu ayette ifade edilenleri tasdik eder, hiç düşündünüz mü?
Görülmektedir ki, bu kitabın tüm ayetleri hitap ettiği diri insanların öğüt almaları için indirilmiştir. Sonuç olarak bu Kur’an insanların ibret almaları ve hayatlarını bu Kur’an’ın dediği gibi inşa etmeleri için inmiştir. Bu Kur’an, ölülere okunan kitap değildir.
Evet, “mezarlarda ne okunmalı?” diyorsanız, bakın herkesin anlayacağı ayetleri anlatayım. “Ayet” demek, “işaret” demektir. Mezarlıkta mevtayı kabre koyarken, ölen kişinin bizler gibi, diri bir insan olduğunu, onun bizler gibi konuşan, yiyen, gören akleden bir bedene sahip olduğunu düşünmek, o mevtayı toprak altına koymak bir ayettir. Onun artık orada yatacağını ve artık eve gelip istikbal yatağın da yatamayacağını düşünmek Kur’an ayetleri okumak demektir.
Şöyle ki; Kur’an’daki yazılı ayetlere sözlü metin, “beyyinat” denir. Bir de hep beraber okuduğumuz ayetlere ise “ayeti kainat” denir.
Allah’ın insanlara indirdiği sözlü ayetlerine “Kur’an” denir. Bir de kainat da her ne varsa bunların hepsi (su, toprak, güneş, oksijen, diri, ölü… vs.) Allah’ın yarattığı ayetlerdir. Bu kainatın ilimle okunan, herkesin görebildiği ayetleri ile Kur’an çelişmez, tam bir uyum içerisindedir.
Mezarda şöyle dua edebiliriz kanımca;
“Ey Allah’ım, bu benim anamı, babamı vs. affeyle, onların işlediği günahları bağışla, onlara hesap gününde rahmet ve merhametinle yardım eyle ve onları koru. Bugün bizi de affeyle, bizler de öldüğümüz ve hesaba çekileceğimiz zaman bizleri de bağışla, rahmet ve merhametini bizlerden esirgeme. Ya Rabbi, bizlere dünyada senin öğüt olarak söylediklerini hayatımızda uygulamayı nasip eyle. Kabul buyur Allah’ım.” (Amin)