Toz-duman arasında...
Ülkemiz normal bir toplumsal ve siyasal düzen oluşturamadı. Bunun birçok nedeni vardır. Ama en önemli nedeni
“hukuk devleti” olmaması ve adil yargılama düzeninin oluşmasıdır.
Adil yargılama; iyi yetiştirilmiş hâkim, savcı ve avukatlarla gerçekleştirilir. Hani çok anlatılan bir öykü vardır:
Almanya-Berlin’in bir köyünde değirmenlerini zorla elinden almaya çalışan devlet güçlerine, “Ama Berlin’de yargıçlar vardır. O yargıçlar bunun hesabını sizden sorar” diyebilecek kadar yargı sistemi güvenilir olmalıdır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) yapılan MİT elemanlarını kurtarma çalışmaları, güvenilir bir yargı sistemi için yapılan yasa düzenlemesi yerine iktidarın Başbakan’ın istediği kişiye, istediği suçu işleme ve onu koruma düzenlemesidir. Son aylarda büyük kentlerde sabotaj eylemleri ile toplumu sarsan KCK olaylarında MİT elemanları önemli görevler almış. Görevlerini kötüye kullananları, şiddeti tetikleyen MİT elemanlarını kolluk güçlerince yakalanıp adliyeye sevk edilince kıyamet koptu. Yargı elemanlara bu görevi eski-yeni MİT müsteşarının ve yardımcılarının bölge başkanlıklarının ifadeye çağırılması tozu dumana kattı.
İktidar hemen MİT yanında düzenlemeye gitmek için düğmeye bastı. Düzenlemeyle Başbakan’ın görevlendirdiği devlet elemanları, MİT mensupları işledikleri suçlar nedeniyle Başbakan’ın yazılı izni olmadan yargılanamaz.
Bu durum ana muhalefet ve TBMM’deki muhalefet partilerinin Başbakan, “özel gladyosunu, özel çetesini oluşturuyor” şiddetli eleştirilerle karşılandı.
Yarın Başbakan özel yetkiyle donatacağı özel elemanların siyasi rakipleri için hareket etmeyeceklerini kim garanti edebilir? Veya Başbakan’la rekabet edebilecek, demokratik bir kulvar da yarışabilecek bir rakibinin herhangi bir suikasta kurban gitmeyeceğinin kim garanti edebilir?
Fail meçhul cinayetlerden canı yanan bu kirli ilişkilerini kurbanı olan insanlarımız ve toplumumuz çok ağır bedeller ödedi ve ödemeye devam ediyor. Bu çirkin insanlık dışı olayların önüne geçilmesinin tek çıkar yolu, hukuk ve adil yargılamadır.
Başbakan’ın ve iktidardaki AKP’nin yapabileceği tek düzenleme hak-hukuk-adalet istiyorsa, öncelikle Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerini kaldırmak olmalıdır.
Normal yargılama düzenine geçilmelidir. Hak ve özgürlüklerin önündeki yasal engelleri kaldırarak yeni düzenlemeler yapmak. Demokratik bir topluma ulaşabilmenin yollarının açılmasıdır.
Türkiye hızla “hukukun üstünlüğü”nden ayrılarak “üstünlerin hukuku”na doğru yol alıyor.
12 Eylül’ün güçlü generali Kenan Evren’de kendi şiddete zorbalığa ve güce dayalı kanun düzenlemesinin devamından medet umanlar kendi güçlerinin düzenini yaratıyorlar.
Biz güçlülerin (iktidarın) dayattığı kendi iktidarlarına sürdürme koruma ve güçlendirme çalışmalarıdır.
Bu düzenlemeler bizi demokrasiye getirmez ama diktataryanın yolunu açar, açıyor.