Dünyada “tarafsız” baş yoktur…
Benim bildiğim tarafsız baş sadece bostan korkuluklarında olur!
Bu ülkede “muhalif” olmanın bedeli de ağır oluyor!
Bazen zindan, kimi zaman da darağacı oluyor biat etmemenin sonu…
Düşünsenize…
Ortada bir “suç” olmadan “ceza” olur mu?
Bu sorunun cevabı hangi ülkede yaşadığınıza bağlı…
Eğer bu ülke Türkiye ise her an her şey olabilir!
Adamına göre “adalet” sistemi sadece bizim ülkemizde geçerli galiba…
Hatırlayın lütfen…
Ergenekon ve Balyoz davalarında yargılanan gazeteciler ve askerler için hazırlanan iddianameyi, hükümet kendi elleriyle yandaş gazetelere servis yapılırken, MİT soruşturmasında yayınlanan haberlerin basına sızdırıldığı gerekçesiyle soruşturmayı sürdüren savcının başına gelmedik kalmadı.
Ergenekon ve Balyoz Davası’nda “Yargıya müdahale” eleştirilerini kabul etmeyen Başbakan ve hükümet temsilcileri, MİT mevzubahis olunca satranç oynarcasına istediği savcıyı alıp istediği savcıyı davaya atabiliyordu…
MİT Soruşturması’nda “Vatana ihanet” gibi vahim bir iddiayla suçlanan MİT’çilerin yargılanmasına bile müsaade etmeyen Başbakan, MİT Başkanı Hakan Fidan ve emrindekileri kanatlarının altında korumaya alırken…
Ama aynı Başbakan, gazetecilerin sadece düşüncelerinden ötürü zindanlara atılmasına “oh olsun” dercesine alkış tutuyordu…
Ergenekon ve Balyoz Davaları’nda birçoğu sadece AKP politikaları karşıtı olduğu için yaklaşık 3 yılı aşkın süredir tutuklu olan insanlar, yargılama sürecinin uzunluğundan şikayet ederken…
Aynı adalet sitemi, ne hikmetse Deniz Feneri sanıklarını kamuoyu baskısıyla aylar sonra tutukluyor, “ışık hızı”yla tahliye ediyordu…
Hadi Deniz Feneri’ni geçtik… Şike Davası’na ne demeli?
Adamına göre adalet dedik ya… Futbol sahalarına bomba gibi düşen şike iddialarında adı geçen isimler kamuoyu baskısıyla neredeyse her gün hakim karşısına çıkıyor. Şike sanıkları, duruşma salonunda yüksek sesle tahliye olacakları tarihi bile verebiliyor!
Adında “Adalet” kelimesi bulunan bir siyasi partinin adaletsizliğinde yaşanan bu karanlık tablo her halde sadece “Muz Cumhuriyeti”nde yaşanıyordur…
Yoksa…
Posta İşletmesi’nde görevli İbrahim Damatoğlu, sırf “muhalif sendika”da olması nedeniyle Facebook’ta paylaştığı hükümet karşıtı iletileri yüzünden Ordu’ya sürülürken, liseli bir stajyer öğrenciye telefonda cinsel taciz mesajı atan hükümet yanlısı sendikanın üyesi ,önce terfi ettirilir gibi merkeze, biz haber yapınca Çaycuma’ya, haber ulusal basına yansıyınca Ordu’ya sürülmek zorunda kalır mıydı?
Bu çelişkiyi hangi AKP’li hangi vicdan terazisiyle açıklanabilir ki?
AKP ve yancısı Fethullah Gülen Cemaati “yakar top” gibi!
Kelimen tam anlamıyla dokunan yanıyor!
İçimize sindiremesek de bunu anlayabiliyoruz…
Tuhaf olan…
Birileri buna “İleri demokrasi” demez mi?
Gel de gülme ağlanacak halimize!