VE BU HERİFİ ALKIŞLIYORLAR...
Herifin biri çıkıyor,
Hem de okul müdürü bu acur,
Yani eğitimci…
Diyor ki: “Daha yürümeye başlamadan bebeklerden kan alalım, test edelim, gen haritası çıkaralım, eğer o çocuk ileride suçlu olacağı anlaşılırsa, yok edelim…”
Ve salondan da “şak…şak…şak…” alkış sesleri!
Ya bu herifin ne dediğini anlamadılar, öylesine kabağına alkışlıyorlar, ya da o salonda bulunan alkışçıların tümü de aynı kafada.
Sonradan duyuyoruz bu herif görevden alınmış…
Peki, o alkışlayanlar ne olacak?
Haaaa?
Elde görüntüler var, resmen adamın dediğini onaylıyorlar, neredeyse adımı gaza getirip yok etme şekilleri konusunda da az daha fikir beyan etmesine neden olacaklardı.
Yani yakarak mı, iğneyle mi, cereyan vererek mi gibi falan!
Hitlerin bile cesaret edemediği böylesine vahşice bir uygulamayı bu herif nereden ve kimlerden cesaret alarak öğrendi ve tavsiye ediyor, kanımca asıl üstünde durulması gereken bu…
Savcılara çok iş düşüyor bu aşamada.
Ergenekonmuş, Balyozmuş, şikeymiş, valla solda sıfır kalır bu gen haritacısıbaşı pejo baş bayii ve şürekasının yanında…
****
YAMUDİ İSTİHSAL BAŞMÜHENDİSİ
TTK Kurtarma ve Tahlisiye ekiplerinde uzunca bir süredir ekip şefi olarak başarılı çalışmalar yapan, ülkenin çeşitli yörelerindeki depremlerde görev alarak enkaz altından canlı insan çıkartıp TTK ekiplerinin başarısını tüm ülkeye kanıtlayan Maden Mühendisi Cüneyd Yamudi, geçtiğimiz gün Gelik Bölümü İstihsal Başmühendisi olarak atandı.
Havzanın en önemli ve en zor görevlerinden biri olan İstihsal Başmühendisliği’ne atanan Yamudi’nin bu görevinde de başarılı olacağı yakın çevresi ve TTK’daki mesai arkadaşlarınca belirtiliyor.
Biz de kendisine yeni görevinde başarılar diliyoruz.
****
KISSADAN HİSSE:
KADERİNİZ SİZE BAĞLI
İşadamının işleri bozulmuştu. Ne yaptıysa olmuyordu. Bir zamanlar çok başarılı bir insan olmasına rağmen şimdi büyük olan sadece borçlarıydı.
Bir taraftan kredi verenler onu ödemeye zorlarken, diğer taraftan da bir sürü insan ödeme bekliyordu. Çok bunalmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamıyordu. Nefes almak için parka gitti. Bir banka oturdu, başını ellerinin arasına aldı ve bu durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başladı. Tam bu sırada birden, önünde yaşlı bir adam durdu.
“Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden bir şey olduğu belli... Benimle paylaşmak ister misin?” diye sordu yaşlı adam.
İşadamının yakınmalarını dinledikten sonra da;
“Sana yardım edebilirim” dedi.
Çek defterini çıkardı. İşadamının adını sordu ve ona bir çek yazdı.
Çeki ona verirken de şöyle dedi:
“Bu para senin... Bir yıl sonra seninle burada buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin. Hadi al” dedi.
Ve yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden kayboldu.
İşadamı elindeki çeke baktı.
Çekte 500 bin dolar yazıyordu ve imza ise John Rockefeller’e aitti, yani o gün için dünyanın en zengin adamına.
“Tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim” diye düşündü.
John Rockefeller’e ait bu çekle her şeyi çözebilirdi.
Ama çeki bozdurmaktan vazgeçti. Bu değerli çeki kasasına koydu.
Onun kasasında olduğunu bilmenin güveniyle yepyeni bir iyimserlikle işine tekrar dört elle sarıldı. Büyük-küçük demeden tüm işleri değerlendirmeye başladı. Ödeme planlarını yeniden yapılandırdı.
İyi yapılan işler yeni işleri doğurdu.
Birkaç ay sonra tekrar işlerini yoluna koyabilmişti. Takip eden aylarda ise borçlarından tümüyle kurtulup hatta para kazanmaya başlamıştı. Tüm bir yıl boyunca çalıştı durdu.
Tam bir yıl sonra, elinde bozulmamış çek ile parka gitti.
Kararlaştırılmış saatin gelmesini bekledi.
Tam zamanında yaşlı adamın hızla ona doğru geldiğini gördü.
Tam ona çekini geri verip başarı öyküsünü paylaşacakken bir hemşire koşarak geldi ve adamı yakaladı.
Hemşire;
“Onu bulduğuma çok sevindim, umarım sizi rahatsız etmemiştir” dedi.
“Çünkü bu bey sürekli olarak huzurevinden kaçıp, bu parka geliyor. Herkese kendisinin John Rockfeller olduğunu söylüyor” diye ekledi.
Hemşire adamın koluna girip onunla birlikte uzaklaştı.
İşadamı şaşkın bir şekilde öylece durdu kaldı. Sanki donmuştu.
Tüm yıl boyunca arkasında yarım milyon dolar olduğuna inanarak işler almış, yapmış ve satmıştı. Birden, hayatının akışını değiştiren şeyin para olmadığını fark etti.
Hayatını değiştiren yeniden kendinde bulduğu kendine güven ve inançtı.
****
BERBER TEMEL
Bu “Temel” fıkrası da İzmir’den atıldı bize, Çetin arkadaşımıza teşekkür ederek yayınlıyoruz:
Temel, küçük bir kasabada berberlik yapmaktadır.
Yakışıklı bir müşteri en yoğun saatte berber Temel’in dükkânına girip sorar:
"Ne zaman bana sıra gelir?"
Temel, "İki saat sonra" der.
Adam çıkar gider. Üç gün sonra aynı adam berber Temel’in dükkânına yine girip sorar:
"Ne zaman bana sıra gelir?"
Temel, "Bir buçuk saat kadar" der.
Adam çıkar gider. Bir hafta sonra yine aynı manzara:
"Ne zaman bana sıra gelir?"
Temel, "En az bir saat."
Adam çıkar gider. Son seferinde Temel dayanamaz. Adamın ardından çırağını gönderir:
"Bak bakalım bu herif nereye gidiyor?"
Bir süre sonra çırak döner:
"Adamı izledim usta."
Temel merakla sorar:
"Eee, nereye gidiyor buradan çıkınca?"
Çırak cevap verir: "Sizin eve usta!"
****
GÜNÜN VEDASI
Seviyorum seni, ama gitmeliyim...
Seni hayallerin,
Beni gerçeklerim bekler…
ZÜĞÜRT ÂŞIK