Çok sözler kaleme alınmış bunca yıl.
Tarihin yazılmış ama
Aslın yine de bir sır.
Yüzüne gülmüş dost düşman,
İzini sürmüş,
Kömürü bulmuşlar çok sonra,
Yüzün gülmüş.
Cefa karlığın, vefakârlığının önüne geçmiş,
Günyüzü göremediğin için,
Karanlık içini çekmiş.
Hamal etmişler seni gözünü açtırmadan.
Beslendikçe senden,
Sırtını sıvazlamadan.
İşlerine gelmiş sesini çıkartmaman.
Dünya nimetlerini haram bilmişsin.
Ayağına çizme,
Üstüne tulum giymişsin.
Oyun cümbüş bilmeden,
Günün yok ki! Yerin altına girmeden.
 
Evet; tam da yukarıda Zonguldak için yazdığım şiirlerden birinin bir bölümünde dile getirdiğim gibi sesini çıkartması gerektiği gibi çıkaramayan bir Zonguldak var elimizde kabul edelim.
Neresinden tutsan elinde kalıyor ne yazık ki bu şehir.
Zonguldak sevdalısı olmak Zonguldak için her şeyin iyisini düşündüğünü, istediğini iddia etmek, yeterli gelmiyor elinden tutup şaha kaldırmak için.
İster içeriden bakalım kendimize, ister dışarıdan, henüz birlik beraberlik ve benlik duygusunu, olması gerektiği gibi kavrayamadığımız için biz, kaybeden olarak daha çok sitemkâr söylemler zikredeceğiz anlaşılan.
Evet, naçizane hepimizin bir fikri, bir düşüncesi var Zonguldak için, lakin lafta kalıyor, dikkate bile alınmıyor. Yani kulaklar tıkalı, gözler kör, söz konusu Zonguldak sevdalısı olunduğunda.
Oysa en çok Zonguldak ‘lı oluşumuzla övünüyoruz öyle değil mi?
Yerel yönetimlerden, sivil toplum örgütlerine değin bu şehrin çehresinin değişimi için yaşana bilinir, üretile bilinir bir coğrafya yaratabilmek için seferberlik ilan edilmediği sürece, kendini ayrıcalıklı zannedenler yüzünden, birbirine düğümlenmeye devam edecek bu coğrafya bak görün.
İyi niyetli olunsa bile’ bu konuda elbette çekincelerin baki’ yeni yapılanmaların, toparlanmaların ve hatta çoğalmaların, belini bükemediğimiz egolarımız yüzünden, bir arpa boyu yol alınamayacağı hissi ağır basıyor her nedense.
Çünkü sevgili Zonguldaklılar, sevgili Zonguldak sevdalıları, bizim, yukarı da söz ettiğim gibi toprağımızdan suyumuzdan mıdır bilinmez, törpüleyemediğimiz gereksiz bir ego sorunumuz var.
Lider tayin edememek gibi bir beceriksizliğimiz var. Kendini kültürlü, eğitimli etiketiyle böbürlenmekten alıkoyamayan sonradan görmelerimiz var. Taraf olmaya zorlayan ama var oldukları tarafta ihanete en çok meyilli olan ne istediğini bilmeyenlerimiz var, hem de çok var.
Yeşiliyle mavisiyle göz dolduran bu coğrafyada, onlarca projeye yetecek kadar yatırımda ses getirecek potansiyel var aslında.
İşte bütün bunları göz göre göre çiğneyen de bir egomuz var. Ben yapmalıyım çünkü diğerinin yaptığını, başardığını karalamazsan içim rahat etmez, anlayışımız var bizim. Yıkmaktan yapmaya fırsat bulamadığımız kayıp zamanlarımız bir de.
 Zonguldak’ ta ara ara yapılan kalkınmaya yönelik çalış tayların, bilirkişi etiketi ile destek vermeye gelen ve konuşmalarında hakikaten zihninden inci döken katılımcıların umut vadeden önerilerinin, bugüne değin neden hayata geçemediğini, ister istemez sorguluyor insan.
Laf olsun torba dolsun bakış açısı hükmünü mü koruyor dersiniz?
Daha bu coğrafyanın sınırlarından çıkmadan, gelenler giderken heyecanlandığımız, bel bağladığımız önermelerini de alıp götürüyorlar.
Hep hayalimdir bilir misiniz bu denizi olan bana göre eşsiz coğrafyada, vapur, tekne, gemi, hangisi olursa olsun günlük kıyı gezileri organize edilmesi için ne yapılmalı adı altında düşüncelerim hayallerim var yıllardır.
Bu topraklardan hiç mi kesesini dolduran ve bu şehre harcayabilecek bir Zonguldak sevdalısı çıkmaz Allah aşkına. İmkânım olsa ilk önce kıyı gezi turu organize edeceğim ve daha neler neler bu kara gözlüm için bir bilseniz.
Neden yeni bir yapılanma adı altında çoğalanların arasından, içinden, bencil insanlar kendilerini öne atar ve ilk önce emeği sömürür, sahi neden?
“Zonguldak için” ağır bir söylemdir. Bunu destur ettiğini söyleyen göz boyayıcıların söylemlerini eyleme dönüştürmeleri elbette beklentisi bu coğrafyanın.
Ama atanmış ama seçilmiş ama gönüllü olmuş hiç fark etmez, her hangi biri bu coğrafyaya fayda sağlasın artık.
Egosunu üzerinden çıkartabilen bir babayiğit düşer bir gün bu topraklara. Umarım tez düşer.
O güne değin biz haykırmaya devam edeceğiz. Neyi mi  (?) yüreğimizin sesini!
 
 
ZONGULDAK MARŞI
Emeğin başkenti asil kimliğin
Başını eğme hiç eğme Zonguldak
Acıdan geçermiş özgürlük yolu
Umudunu dökme hiç dökme Zonguldak
 
Koynuna sokulan yılanları ez
Onuruna sahip çık sahip Zonguldak
Dostunu düşmanını çok iyi seç
Sırtını dönme hiç sende Zonguldak
 
Toprağına kök sal vazgeçme sakın
Cumhuriyet tarihinde bir ilk adın
Taşı ekmek yapan o alın yazın
Değişir bir gün bir gün Zonguldak
 
Kılavuzun kendin ol güvenme ele
Yolunu sen çiz sen Zonguldak
Namert göz dikmişse ekmeğine
Başını sen ez sen Zonguldak
 
Kilimli Karadon Üzülmez bir de
Armutçuk Kozlu senin Zonguldak
Ölüme direnen yiğitlerinle
Zafer senin olsun senin Zonguldak
    
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
şerafettin yeşilbaş 1 ay önce

selma hanım, iyi güzel de, önemli bir hususu gözden kaçırmışsınız. kapitalizmde, ‘toplum kültürü değil, birey kültürü hakimdir. kapitalizm ‘fırsatçılığa, çıkarcılığa, boşvermişliğe, sorumsuzluğa, kar-kariyer-şöhret rekabetine, güvensizliğe, yozlaştırmaya, yalnızlaştırmaya, sermayedarların kendilerini ayakta tutabilmek adına, i̇nsanlık için ne varsa yok etmeye, böl-parçala yönet anlayışına dayalı bir sermaye düzenidir. bunlar, kapitalizmin oksijenidir, kapitalizm bu kaygan zeminden beslenir, bunlarsız yaşayamaz. dolayısıyla, yakınmalarınıza ilişkin hususlarda kapitalizmden ve kapitalist eğitim-öğretim sisteminden bundan ötesini beklemek, öküz altında buzağı aramaktır. nitekim, i̇nsanların ‘bir taraftan din-i̇man, öteki taraftan vatan, millet sakarya deyip, kenetlenilirlerken, diğer taraftan bir arazi, alacak-verecek meselesi, maç gibi basit konularda, din-iman kardeşliği, hısım-akraba demeden, birbirlerini vahşice katletmesi, sakatlaması başka ne ile açıklanabilir?saygılarımla.

Misafir Avatar
selahattin 1 ay önce

çok sorunlu hizmetten yoksun zonguldak hakkında çok güzel yazmışsın.teşekkürler.

banner228