ZONGULDAK:
'Bu ülke bizim kaderimizdir”
 16 Nisanda yapılacak olan referandumla ilgili Zonguldak’ gelen CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, yaptığı konuşmada referandum sürecinde şiddetin artmasını eleştirdi

“Bu ülke bizim kaderimizdir”

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, 16 Nisan’da yapılacak referanduma ilişkin bugün Zonguldak’a geldi. CHP İl binasında yaptığı toplantıya; Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, CHP Milletvekilleri Şerafettin Turpcu ve Ünal Demirtaş, CHP İl Başkanı Ahmet Altun ve parti üyeleri katıldı. Mehmet Bekaroğlu yaptığı konuşmada, referandum sürecinde şiddetin giderek tırmanmasının kendilerini üzdüğünü belirterek, “Türkiye hepimizin ülkesi, hepimiz burada yaşayacağız. 16 Nisan’da ne çıkarsa çıksın Türkiye bizimdir. 16 Nisan’da ‘Hayır’ diyenler de ‘Evet’ diyenlerde bizimdir. Hepimiz kardeşiz. Bu ülke bizim kaderimizdir” dedi.

“‘EVET’ DİYENLER NEDEN EVET DEDİKLERİNİ AÇIKLAMIŞ DEĞİLLER”

CHP’nin neden hayır dediğini tüm Türkiye’ye anlatacaklarını söyleyen Bekaroğlu, “Siyasette şiddetin giderek tırmanıyor olması hepimizi derinden üzüyor. Şiddeti tabi ki kınıyoruz. Çaycuma Belediye Başkanımızın şahsına yönelik bir saldırı yaşandı. Güneydoğu’da, Hakkâri’de sanıyorum Ak Parti’nin belde başkanı ve abisine karşı bir saldırı yaşandı, Mersin’de eski MHP, şimdi bağımsız Milletvekilleri Halaçoğlu Karşı bir saldırı yaşandı. Bunların hepsini kınıyoruz. Fakat bu saldırıların en temelinde özellikle iktidar partisi, hükümet mensubu arkadaşların, bakanların son derece sorumsuz davranışları yatıyor diye düşünüyorum. Sayın Bahçeli’nin MHP içindeki muhalif diye bilinen gruba ve insanlara karşı giderek dozunu arttırdığı saldırganca açıklamalarının önemli olduğunu düşünüyorum. Bunlar yanlıştır. Bunları kınıyoruz. Türkiye hepimizin ülkesi, hepimiz burada yaşayacağız. 16 Nisan’da ne çıkarsa çıksın Türkiye bizimdir. 16 Nisan’da Hayır diyenler de Evet diyenlerde bizimdir. Hepimiz kardeşiz. Bu ülke bizim kaderimizdir. Evet, çıksa da, Hayır çıksa da 17 Nisan’dan sonra da bu ülkede yaşamaya devam edeceğiz. Bunu bütün siyasetçilerin, başta Cumhurbaşkanı, başbakan, hükümetin bakanları olmak üzere herkesin bu gerçeği göz önünde bulundurarak adımlarını öyle atması gerekir. Bunun altını çiziyorum. Bilindiği gibi 16 Nisan’da bir Anayasa referandumu var. O sebepten dolayı bizde Cumhuriyet Halk Partisi olarak bütün Türkiye’yi gezip bu kampanyada niçin Hayır diyoruz onu anlatıyoruz. Ama maalesef ‘Evet’ diyenler bugüne kadar hem Anayasa’nın mecliste görüşülmesi esnasında hem de öğünden beri devam eden kampanya boyunca niçin Evet dediklerini çok fazla açıklamış değiller. Niye ‘Evet’ diyorlar bunu açıklamıyorlar. Bunun yerine Hayır diyenleri tanımlıyorlar ve oradan hareketle onlar hayır diyorsa biz evet diyoruz diye bir söylem geliştiriyorlar. Belki bugüne kadar insanları, toplumu kimlik üzerinden gruplaştırarak kimlik, inanç, yaşam tarzı açısından gruplaştırarak netice elde etmişlerdi ama bugün bu milletin bu hamasetle seçim yapmayı aştığını düşünüyorum. 16 Nisan’da önüne gelecek 18 maddenin ne anlama geldiğini herkes bir şekilde araştırıyor. Zaten Adalet ve Kalkınma Partisinin korkusu da bu. Bu maddeler araştırılmasın, tartışılmasın, anlaşılmasın. Çünkü konuşulur tartışılırsa bu millet ret oyu verecek. Bu millet Hayır diyecek. O nedenle konuşulmaması için elinden geleni yapıyor. Ne Cumhurbaşkanı, ne başbakan ne bakanlar ne de iktidar parti temsilcileri bugüne kadar meydanlara çıkıp 18 maddenin ne anlama geldiğini tek tek açıklamadılar. Bugüne kadar böyle bir şey yok” ifadelerine yer verdi.

“’EVET’, VERSİN Mİ DİYORSUNUZ?”

İktidara, Türkiye’de kötü giden olayları başkanlık gelirse nasıl düzelteceksiniz diye soran Bekaroğlu, “Türkiye’ye bu parlamenter sistem dar geliyor, bunu değiştirelim, ondan sonra ekonomi düzelecek, dolar düşecek, her şey iyi olacak, terör bitecek, uluslararası ilişkiler düzelecek, güçlü büyük Türkiye olacak diyorlar. Bu bir hamaset. Hamaset kelimesini siyaseten nezaket anlamında kullanıyoruz. Aslında şöyle demek lazım. Bu büyük bir yalan. İki tane soru sorduğunuz zaman bunun büyük bir yalan olduğu anlaşılıyor. O soru da şudur; Peki 15 seneden beri siz tek başınıza iktidarsınız. Koalisyonlar kötü diyorsunuz. Biz kategorik olarak koalisyonların kötü olduğunu düşünmüyoruz. Siz sürekli olarak milli irade edebiyatı yapıyorsunuz ama millet sizi seçmeyince milletin sonucunu reddediyorsunuz. 15 seneden beri millet hep sizi seçti. Tek başınıza iktidarsınız. Yapmadığınız hiçbir şey yok. Özellikle 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra zaten fiilen başkan gibi yönetiyorsunuz ülkeyi. Hele hele 15 Temmuz’dan sonra OHAL ilan edildi ve OHAL kararnameleri, yetkisi alındıktan sonra Türkiye’de Cumhurbaşkanı sadece yürütme yetkisini değil yasama yetkisini de kullanıyor, millet iradesine rağmen kanun çıkarıyor. Anayasa OHAL nedeni ne ise o konunun dışında kararname çıkartılamaz derken siz o günden bugüne 200’e yakın konuda düzenleme yaptınız. Peki, bugüne kadar ne yapamadınız da başkanlık gelirse yapacaksınız? Hangi kanunu çıkartamadınız hangi kararı alamadınız? Terörü ne için önlemediniz? Başkanlık gelirse ne yapacaksınız da terör bitecek? Yoksa terörle milleti tehdit edelim, millet doğruyu görmeden bu anayasa paketine Evet versin mi diyorsunuz?” diye tepkisini dile getirdi.

“17 NİSAN’DA YENİ BİR UMUTLA UYANACAĞIZ”

 Türkiye’nin 16 Nisan tarihinde anayasa değişikliğine ‘hayır’ diyeceğini ifade eden Bekaroğlu, “Bu değişikliğin özünde yetki artırımı var. Neticede halkın seçtiği başkan yürütme yetkisini kullanır. O yetki de bir şekilde paylaşılır. Ama bu paylaşmak istemiyorum yürütme yetkisini diyor. Buraya kadar çok fazla bir şey söylenmez. Ama halkın ona yürütme yetkisini verdiği başkan yasama yetkisini, kanun yapma yetkisini de alıyor, daha da ötesi yargıyı denetleme, yargı üst kurullarını tek başına belirleme yetkisi de alıyor. Böyle bir demokrasi yok. Demokraside yönetenleri halk seçiyor ama o yönetenler hukuk içinde yönetirler, hukuku da halkı yüzde 100 temsil eden parlamentolar (TBMM) yapar ve yürütmenin hukuk içinde davranıp davranmadığı da hem siyasi açıdan parlamentolar tarafından, hukuki açıdan da mahkemeler tarafından denetlenir. Demokrasi budur. 16 Nisan’da oylanacak olan bu paket bunu ortadan kaldırıyor. Cumhurbaşkanı meclisin yasama yetkisine ortak oluyor. Cumhurbaşkanı hem Anayasa mahkemesini belirliyor hem de yargıçları, hâkimleri, savcıları tayin edecek, mahkemeleri kuracak, açacak, kapatacak yargının en üst organını Cumhurbaşkanı belirliyor. Partili bir Cumhurbaşkanı bunu yapıyor. Hem yargıçları o seçecek hem de yargıçlar onu yargılayacak. Böyle bir şey var mı? Bu diktatörlüklerde var. Kimseye diktatör demiyorum ama bu sistem bu yapı diktatörlüklerde var. Bütün diktatörlükler bu yakın geçmişte coğrafyamızı kana boğmuşlardır. Kan gölü haline getirmişlerdir. Bütün diktatörlükler halkını perişan etmişlerdir. Irak’a bakın, Suriye’ye bakın, Libya’ya bakın. Türk halkı, Türkiye böyle bir şeyi taşıyamaz. Bu Türkiye’ye kar getirmez, Türkiye’nin ekonomisini düzeltmez, terörü falan önlemez. İnsan yanılabilir. Nitekim geçtiğimiz darbe teşebbüsünde Sayın Erdoğan ‘Bunlar beni aldattı. Bunlara aldandığım için milletim ve Allah’ım beni affetsin” dedi. Bu gayet doğaldır, insan aldanabilir. Bunu engellemek için demokraside mekanizmalar kurulmuş. Yekiler paylaşılıyor. Kurumlar, kurullar, organlar diğer organlar tarafından denetleniyor. Müslümanlık falanda böyledir. Biz bu sistemin yanlış bir sistem olduğunu düşünüyoruz. Bunu halkımıza anlatıyoruz. 16 Nisan’da halkımızda Hayır diyecek inşallah. 17 Nisan’da yeni bir umutla uyanacağız. Herkes aklını başına toplayacak. Herkes bu olup bitenlerden ders alacak. Ve biz 17 Nisan sabahı “Haydi nerede kalmıştık? Bu 12 Eylül’ün bize giydirmiş olduğu deli gömleğini çıkaralım. Parlamenter sistemi onaralım. Daha evvel mecliste başlamış olduğumuz uzlaşma komisyonunda başlatmış olduğumuz demokratik anayasa yapma sürecini hadi yeniden ele alalım. Siyasi partiler yasasını değiştirelim. Siyasi partiler yasası ile demokrasi olmaz. Seçim yasasını değiştirelim. Bu seçim yasası ile temsilde adalette olmaz. Dolayısıyla bütün bunları yapalım ve Türkiye’nin önünü açalım. Herkesin psikolojisi, morali düzelsin. İstişare ederek, konuşarak, müzakere ederek sorunlarımızı çözelim” diyeceğiz. Hepinize saygılar sunuyorum”  şeklinde konuştu. 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner243

Madenciler korosunun feneri söndü

Haberi Oku