ZONGULDAK:
Kasap İsmail'den Hafız İsmail'e  KASAPTARLA OCAKLARI

Kasap İsmail’den Hafız İsmail’e

KASAPTARLA OCAKLARI

Zonguldak Havzası’nda 1840’lı yıllardan itibaren, kömürün sistemli bir şekilde çıkarılmaya başlanması ile ortaya çıkan ekonomik canlılık, bölgeyi bir cazibe merkezi haline getirdi. Başlarda yörenin insanı, alışık olmadığı bu zor ve zahmetli işte çalışmak istemedi. Ancak, kömür değerli idi ve çıkarana iyi paralar kazandırmayı vaat ediyordu. Bu sebeple ülke içinden ve dışından paranın kokusunu alanlar kömüre hücum ettiler.

Kömürün diğer ifade ile paranın kokusunu alanlardan birisi de Ereğli’nin Çaylıoğlu ( bu günkü adı Güneşli) köyünden Kasap İsmail’dir. 01.07.1838 doğumlu İsmail,  babası ile birlikte zerzevatçılık ( bağ bahçe işleri) ve mandıra (koyun yetiştiriciliği ve kasaplık) işleri ile uğraştı. Evlenme vakti geldiğinde, babası onu Sinop’lu ( 01.07.1842 Gerze doğumlu) Ayşe Hanım’la evlendirdi. Bu evlilikten, İsmail’in Mustafa adı verilen bir çocuğu oldu.


Kasap İsmail



1920’li Yıllarda Kasaptarla

Askerlik dönüşü bir süre daha babası ile çalışan İsmail, akşamları gittiği kahvede iyi parakazanıldığı söylenen Kozlu’ya gidip oradaki işleri görmeye karar verir. Deniz yolu ile Kozlu’ya giden İsmail, müsait olan Domuzini koyundan (bugün Zonguldak-Kozlu sahil yolu üzerinde bulunan Kalkınma Ajansı’nın binasının olduğu yer)  karaya çıkar. Etrafa bakan İsmail, burada iyi iş olacağına kanaat getirir, müsait bir yer bulur ve Miri* araziden (Devlet arazisi) burayı kiralar.

Bildiği bir iş olan bağ bahçe ve mandıracılıktan elde ettiği ürünleri Bahriye Nezareti’ne** satarak kısa sürede büyük paralar kazanan İsmail, artık bölgede Kasap İsmail olarak tanınır. Kasap İsmail’in arazisinin bulunduğu yer, kendisinin ölümünden sonra Kasaptarla olarak adlandırılır. Bu isim halen kullanılmaktadır.

İşlediği tarlaların çevresinde rastladığı kömür damarlarının ruhsatlarını alan Kasap İsmail (Kozlu’da 6 nolu Kahveci Ömer ve Kasap İsmail Ağa Ocağı, 271 nolu Domuzini ve Gürgen İskelesi arasındaki Kasap İsmail Ocağı) Bahriye Nezareti’nin işletmeci müteahhidi olur. Bu ocaklar daha sonra Kasaptarla Ocakları  olarak anılır.

Bu dönemde Havza’nın her tarafında bulunan kömür damarlarını bulanlara, Fen Komisyonu’nun uygun görmesi halinde ruhsat verilirdi. Bu ruhsatı alan madenciye gerekli malzemeyi Maden İdaresi verir, madenci çıkardığı kömürü teslim ederken, malzeme bedeli kömür bedelinden düşülürdü.

Ocaklardan çıkarılan kömür katırlarla sahile indirilip harman edilir, açıkta bekleyen gemilere mavnalarla taşınırdı. Bir gün, gemilerinin dolmasını bekleyen iki denizci (ateşçi ve ateşçi yardımcısı) vakit geçirmek için karaya çıkar. Etrafı dolaştıkları esnada bir fırtına patlar, kömür yükleyen gemi karaya vurmamak için açılır ve güvenli bir yer bulmak için oradan süratle uzaklaşır. Paraları ve eşyaları gemide kalan iki denizci, çaresiz bir şekilde orada kalırlar. Geminin 2-3 aydan aşağı dönmeyeceğini hesaplayan denizciler, iş aramaya başlarlar. Kasap İsmail’in adam aradığını duyan iki arkadaş onun yanına gider ve durumlarını anlatırlar;-Zerzevat işinden anlar mısınız?
Ateşçi hemen atılır;
-Anlarım, karpuz, domates, salatalık ekip yetiştiririm.
Ateşçi Yardımcısı da o işten anladığını söyleyince, Kasap İsmail itiraz eder;
-İkiniz bu iş için fazla gelirsiniz, sen de benim koyunlarıma çobanlık et.
Başka seçeneği olmayan Ateşçi Yardımcısı işi kabul eder.

İki ay sonra gemi Kozlu’ya döner. Eşyalarını ve paralarını alan iki arkadaş gemiden ayrılır ve İncivez’e yerleşirler. Bu iki arkadaş ( ateşçi Halil Köroğlu ve yardımcısı Gemicioğlu ), bu gün İncivez’de yaşayan Köroğlu ve Gemicioğlu ailelerinin atalarıdır.



1920’li Yıllarda Kozlu

Ocaklarından birinin üçte bir hissesini akrabası Hacı Memiş’e devreden Kasap İsmail, ölümüne kadar (18.03.1913) ocakları kendisi işletmiştir. Ardından ocakları işletmeye      devam eden varisler, 1922 yılında Hafız İsmail’i ( İsmail Reşid Ergener) 271 numaralı Kasaptarla  ocağına muhasip tayin ederler. 1926 yılında bu ocağın  mesul müdürlüğüne getirilen Hafız İsmail, 1930 yılında Kasaptarla ocağını kiralayarak işletmeye başlar. Bu tarihte 30 ton olan günlük üretimi  500-600 tona çıkarır. Hafız İsmail,1939 yılında bir patlama sonucunda 23 işçinin öldüğü bu ocağı Füzyon’da***(1940 yılı) Devlete teslim eder.

Kömür işletmeciliğinden büyük paralar kazanan İsmail Reşid Ergener, 1946 seçimlerinde CHP’den Zonguldak milletvekili seçilir.1951 tarihinden itibaren Ereğli’deki Manganez madeni ile ilgilenmeye başlar ve ruhsat çıkarmaya uğraşır.

                                                         

İsmail Reşid Ergener

 

Ereğli Kışla Köyü Hudutlarında Aranacak Mangenez Madeni İçin Çizilen  Kroki

1950 yılında Maden İşçileri Sendikası’nın balosu için Zonguldak’a gelen, dönemin en meşhur Türk Halk Müziği sanatçısı Zehra Bilir, Ergener Ailesi ile tanışır. Bu aileden çok yakın bir ilgi gören Zehra Bilir, madenci ailenin oğlu Necmi Ergener (Sorbon Üniversitesi mezunu )  ile 1951 yılında evlenir. Milletvekilliği devam eden Hafız lakaplı İsmail Reşid Ergener, gelininin sahneye çıkmasını istemedi. Zehra Bilir, kayınpederinin isteğini kırmadı ve 1952 yılında faal sahne yaşamından çekildi, özel geceler dışında ortalıkta görünmedi. İstanbul’a yerleşen Zehra Bilir ve Necmi Ergener, Levent’te bir villada oturmaya başladı.









Taksim’deki  Serkldoryan Kulübü

 

Türkücülükten büyük paralar kazanan Zehra Bilir ve madenci varisi Necmi Ergener Taksim’deki Serkldoryan Kulübü’nü işletmeye başladı. Yabancı diplomatların, üst düzey bürokratların ve sanatçıların devam ettiği bu kulüp haftanın bir gecesi kapalı kalıyordu. Necmi Ergener bu geceyi, Hıfzı Topuz, Orhan Kemal ve Ferruh Doğan gibi dostlarına ayırıyordu.



Zehra Bilir arkadaşları ile sohbette


Zehra Bilir Radyo Dergisi’nin kapağında


Zehra Bilir Radyo Dünyası Dergisi’nin kapağında

Bu peri masalı yaşantıdan, kendisine refakat eden bakıcısının dahi parasını ödeyemez hale düşen Zehra Bilir ve kendisinden önce vefat eden Necmi Ergener,bir huzur evinde yaşamlarını noktaladılar.

 

_______________________________________________

*Miri araziler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra, tasarruf edenlerin mülkü olarak kabul edilmiştir.

**Bahriye Nezareti : Kömür Havzası, 1865-1908 yılları arasında Bahriye Nezareti’nin denetimi altında üretim yapar. İşletmeciler, Bahriye Nezareti adına ve hesabına kömür çıkaran müteahhit olarak çalışmıştır. Maden işletmeleri ekonomik kriz nedeniyle kapanma noktasına gelince, 1882’den itibaren müteahhitlere, çıkardıkları kömürün % 40 ‘ını satma izni verilmiştir.

***Füzyon: 5 Haziran 1940 tarihli ve3867 sayılı “ Kömür Havzası’ndaki Ocakların Devletçe İşletilmesi Hakkında Kanun” gereği, Havza’daki ocakların devletleştirilmesi.

 

Kaynaklar
_______________________________________

1- Ekrem Murat Zaman, Zonguldak Kömür Havzası’nın İki Yüzyılı.          

2-Erol Çatma, Zonguldak Taşkömürü Havzası Tarihi, İkinci Kitap (1865-1908)

3- http://emirertas.blogspot.com

4- www.biristanbulhayali.com

5- Mustafa Çuhalı, Türk Parlamento Tarihi, TBMM- VIII.Dönem (1946-1950), III.Cilt

6-Kasap İsmail’in Torunu Sibel İnceleme ile Yapılan Görüşme

(Hazırlayan: Mustafa Yüce)

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner234

banner236

banner228

U-15 PLAY OFF KURALARI BELLİ OLDU

Haberi Oku