FLAŞ HABER
ZONGULDAK:
O ZÜBÜK DENİZ YAVUZYILMAZ MI?
Bir zamanlar Halkın Sesi’ne misafir kalem olarak yazılar yazan, yazar ve yayıncı Taylan Özbay, isim vermeden CHP ikinci sıra adayı Deniz Yavuzyılmaz’ı hedef alan bir köşe yazdı.
İsim vermeden Zübük benzetmesi yapan Taylan Özbay’ın yazısı Oda TV’de konuk yazar olarak yer buldu. Özbay, yazısında Yavuzyılmaz’ı parti meclisi seçimlerinde hile yapmak, kendisini farklı bir kimlikle tanıtmakla itham etti: 


İŞTE O YAZI:

Kim bu CHP'nin "Zübükler"i
Bu ülkeyi bir daha AKP ve benzeri iktidarlara teslim etmemek adına, önce CHP’yi temizlemeliyiz. Başta Kılıçdaroğlu ve ‘Modern Zübükler’inden…
Yıllardır CHP içinde önü kesilmeye çalışılan, bir tehdit gibi algılanan Muharrem İnce, Kılıçdaroğlu’nun Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı adayı gösterme planı, Meral Akşener tarafından bozulunca, nihayet halkla buluşma şansı buldu.

Şu kısa dönemde toplumda uyandırdığı heyecanla, AKP yandaşları karşısındaki kendine güvenli, yetkin tavrıyla ve hatipliğiyle, Erdoğan karşısında siyaset kurumunun muhalif kanadından çıkabilecek en doğru isim olduğunu adeta her gün bir kez daha kanıtlıyor İnce.

Öte yandan, İnce’nin bu seçimlerde CHP’nin üç adım önünden yürüyeceği tahmin ediliyor, öyle ki, CHP ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kesimler arasında dahi Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanlığı adaylığını kayıtsız şartsız desteklerken, Kılıçdaroğlu ve vekil listesi nedeniyle CHP yönetimine tepkisini sertçe dile getiren yurttaşlarımızın sayısı hayli fazla.

Buna CHP’nin seçim çalışmalarında da sıkça şahit oluyoruz.

Haksızlar mı?

Gelin iki örnek üzerinden tartışalım…

Üzerinden çok zaman geçmedi…

Kılıçdaroğlu’na, ‘Bana muhalefet etmek istiyorsa, Türkiye’de beceremedi, Odalar Birliği’nde boyunun ölçüsünü alır’ diyen kişiydi TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu.

Daha on beş gün önce TOBB 74. Genel Kurulu’nda, övüne övüne istihdam maliyetlerinin düşürülmesini, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının Kobi’lere getirdiği yükü kaldırttıklarını, İş Mahkemelerindeki davaların %99’unda işveren haksız bulunduğu için, bunu önlemek adına arabuluculuk sisteminin uygulamaya alınmasını sağladıklarını anlatan da oydu…

AKP iktidarının muteberlerinden, Rifat Hisarcıklıoğlu.

Ama konumuz o değil, onun danışmanı.

İşçi düşmanı, sermaye sevici ve en başından beri AKP’nin güdümünden çıkmayan TOBB Başkanı’nın danışmanı olması yetmiyormuş gibi, IMF Başkanıyla, tarihin en karanlık, eli en kanlı aktörlerinden Tony Blair’le çektirdiği güleç yüzlü fotoğraflarını sosyal medya hesaplarından paylaşan…

CHP ve genel başkanına hakaretler eden adamın danışmanıyken, aynı anda, daha kısa süre önce CHP kurultayında, bizzat Kılıçdaroğlu’nun listesinden CHP Parti Meclisi’ne aday gösterilen…

Neyse ki delegenin tavrıyla Parti Meclisi’ne seçilemeyen kişi –sıkı durun- bugün seçilmesi garanti bir sıradan, Ankara’dan milletvekili adayı.

Bir Kemal Kılıçdaroğlu projesi olarak, Ankaralıların önüne sunuluyor ve deniyor ki, tıpış tıpış gidip, oy verip, vekil seçeceksiniz; ama TOBB Başkanı’nın danışmanıymış, ama sermayenin prensiymiş, ama babası vakti zamanında Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamına evet demiş bir vekilmiş, ama IMF Başkanı’yla, Tony Blair’le poz vermeyi marifet sayan bir bilincin uzantıymış… Tıpış tıpış oy vereceksiniz; ilkelerinizi, tercihlerime –bir kez daha- kurban edeceksiniz!


Bu arada, Parti Meclisi demişken, gelin size başka bir hikâye anlatayım…

Siyasete ilk adımını, CHP Parti Meclisi’ne aday olarak attı, yıl 2014.

Kurultayda Kemal Kılıçdaroğlu ile Muharrem İnce genel başkanlık yarışındaydı. Önce Kılıçdaroğlu’na bir mektup yazdı, ‘Partimizin geleceği için bize siz lazımsınız, lütfen beni listenize alın’; sonra döndü bir mektup da İnce’ye yazdı, ‘Bu partiyi düştüğü çukurdan ancak siz çıkarırsınız, gönlüm sizinledir, lütfen beni listenize alın’ dedi.

İkisi de almadı.

Ne yaptı etti, genel merkezden iki genel başkan adayının PM aday listelerini temin etti, her iki listeden de birer kişiyi silip, kendi adını yazdı, sahte listeler bastırdı, kurultay günü kapıda dağıttı, hiçbir listede adı yokken, sanki her iki listedeymiş gibi gösterdi kendini…

Az kalsın, Parti Meclisi’ne seçiliyordu; sahte listeler elden ele gezdikçe, kimisi İnce’nin kimisi Kılıçdaroğlu’nun listesinde diye oy verdi.

Eh, elinde artık bir başarı vardı, döndü memleketine, kurultayda öne çıkan genç siyasetçi olarak tanıttı kendini.

Şirketiyle, AKP’nin kodaman firmalarından birinin taşeronluğunu yapıyordu; bir anda devrimci oldu, Atatürk’ten, soldan, sosyalizmden, emekten, haktan eşitlikten bahsetmeye başladı; ‘taşerona karşıyım’ dedi.

2014’te Gezi direnişinin etkisi henüz daha hissedilirdi. Çarşı grubu, Gezi’de öne çıkışıyla dillerdeydi.

Gazetelere boynunda Çarşı atkısıyla pozlarını servis etti, senin benim gibi, yani bir fert olarak katıldığı Gezi’den fotoğraflarını paylaştı.

Önderi olmayan, ülke tarihinin en saf direnişlerinden birini siyasi ikbaline malzeme etti, gittiği memleketinde, ‘Biliyorsunuz, ben Gezi direnişinin önderlerinden biriyim’ dedi.

Nereden bilsinler, bastılar alkışı.

Hızını alamadı, ‘Ben Çarşı grubunun da önderlerinden biriyim’ dedi; ertesi gün şehrin gazetelerinde köşe yazıları çıktı, ‘Hem Gezi’nin hem Çarşı’nın önderlerinden biri şehrimizden siyasete adım attı, ne mutlu bize’ diye.

Nereden bilsinler!

Bu arada, bırakın Çarşı’yı falan, bileğini kesseniz sarı kırmızı kan akacak kadar Galatasaraylıydı; neyse ki, ‘Çarşı’nın önderlerindenim’ diye kendini pazarlamadan evvel, sosyal medya hesaplarından Galatasaray’la ilgili tüm paylaşımlarını silmişti.

Ankara’da bir akşam yemeği, karşılıklı oturuyoruz, o, daha bu meziyetlerini sergilememiş, siyasette yolun henüz başında; bir yerden sonra tartışmaya başlıyoruz, ben yine CHP’yi eleştiriyorum; ilkelere sadık olmamakla, tarihi ve misyonuyla her fırsatta çelişmekle suçluyor, konuştukça konuşuyorum.

‘Taylancığım’ diyor, ‘Bizim için aslolan kendi yolumuzdur, yeri gelir CHP içinde oluruz, yeri gelir AKP içinde oluruz. Ne önemi var? Önemli olan bizim bireysel olarak hedeflerimiz, ideallerimizdir.’

Orada bitiyor konuşmamız.

Uzatmayayım, ki emin olun, benzeri örneklerle sayfalarca uzatabilirim.

Bu kişi de, Kılıçdaroğlu tarafından, seçilmesi garanti bir sıradan milletvekilliğine aday gösterildi, 25 Haziran’da bu millete ‘vekil’lik etmek üzere Meclis’in yolunu tutacak.


Özetle:

Kemal Kılıçdaroğlu cephesinde değişen hiçbir şey yok.

Abdullah Gül ismine itiraz eden vekillerin üzeri çizilirken; yurtseverler, Atatürkçüler, solcular, sosyalistler partiden uzaklaştırılırken; parti Kılıçdaroğlu eliyle ‘Modern Zübükler’le doldurulmaya devam ediyor.

Ve okuyan, araştıran, irdeleyen seçmen olanı biteni görüyor.

Bir türlü bitmeyen tepkiler işte bu yüzdendir ve haklıdır.

Ülkeyi on altı yıldır yara bere içinde bırakan, yoran, geriye götüren AKP iktidarının son günlerine yaklaştığını artık hepimiz biliyoruz.

Tarihimizin en kritik seçiminde, özellikle ikinci turda, tüm toplumsal muhalefetin Muharrem İnce isminde birleşmesi, Meclis’te de AKP’yi çoğunluktan düşürecek yönde oy kullanması kaçınılmaz bir görev.

Ya sonra?

Bu ülkeyi bir daha AKP ve benzeri iktidarlara teslim etmemek adına, önce CHP’yi temizlemeliyiz.

Başta Kılıçdaroğlu ve ‘Modern Zübükler’inden…

Bugün Muharrem İnce, AKP ile Erdoğan ile kavga ederken, bunların içeriden verdikleri zararları da tamir ede ede yürümek zorunda kalıyor çünkü…

Seçimlerin sonucu ne olursa olsun, bunu unutmayın.

Her iki durumda da yarın için lazım olacak…

Taylan Özbay

Odatv.com
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
emin doğan 4 ay önce

Taylan Bey, kendi köşesinden kendi psikolojik sıkıntılarını yansıtıyor; tevatürleri ipe dizip haber yapmış, CHP'nin iki genç, dinamik, karizmatik adayına çamur atıyor, kin kusuyor. AKP'lilerin ekmeğine yağ sürüyor. Biraz akıl, biraz vicdan yahu; Oktay'da Harvard diplomalı pırıl pırıl bir gencimiz, yetenekli ki iki bürokratın da danışmanı... Daha önce Çankaya Belediyesi için düşünüldü sonra CHP'nin Ali Haydar kadrosuna takıldı. Yavuzyılmaz; cesarette ve çalışkanlıkta üstüne yok. Gezi parkındaydı evet, şövalye ruhuyla, çarşı grubu ile ön saflardaydı, önceden Beşiktaşlı olup olmaması tali ve saçma bir konu...Deniz'de Zonguldak'ı göç veren değil göç edilmek istenen bir kent yapacak vizyon var. Taylan Bey Zonguldak'ta otopark mafyasının kiralık kalemliğini yapıyor.. Böyle ilkesiz haber yaparak kendi köşesinde etrafa laf atan aksi ihtiyarlara benziyor. Çok yazık çok!

Misafir Avatar
Soner yalcin 1 ay önce

Taylan ozbay senin ve ailenin yaptıklarıni yazsam emin ol kitap olur ve senin o üçüncü sinif kitaplarindan cok satar. Bir insan bu kadar iftira atamaz, inanılmaz kötü bir kişiliğe sahipsin.

-Beğenmedim(0)
Misafir Avatar
ali 4 ay önce @emin doğan

emin bey uydurmuşşsun epy, denizle gezi parkında birliktemiydin. :))))

-Beğenmedim(0)
Misafir Avatar
Dursun Mekikli 4 ay önce

CHP Genel başkanına, ve CHP nin Zonguldak 2 ci sıra adayını hedef göstererek bu "zübükler temizlenmeli" demek kimsenin haddine değil. Syn kılıçtaroğlu bu ülkenin aydınlık yüzüdür.
Deniz Yavuz, yılmaz yeni neslin siyasi öneridir. Karalama kampanyası yürütenler nerelere hizmet ettiklerine bir baksınlar.
Gün cumhuriyete sahip çıkma zamanıdır.
Gün Tam bağımsız Türkiye yi sunma zamanıdır.
Esas Zübük çamur atanların ta kendisidir.

Misafir Avatar
kadir 4 ay önce

bu adam 2015 yılında zonguldağa geldi. gezi parkı taksimde resimleri vardı facebookunda. sonrasında istanbuldan arkadaşları deniz yalan söyleme sen hiçbir zaman gezi eylemlerine katılmadın, o resimleride gezi olaylarından sonra boş alanda çektirdin” diye yorum yapmaya başladılar. deniz o resimleri facebookundan sildi.

Misafir Avatar
Osman HASAN 4 ay önce

yazının tamamı için birşey diyemeyeceğim ancak,gezi direnişinde kesinlikle ortalıkta böyle biri yoktu,kimse adını sanını bilmiyor tamamen uydurma

Misafir Avatar
Keloğlan 4 ay önce

tam bir sahtekarlık.. genel başkanın ve muharem ince'nin listesini bilgisayarda değiştirdiğini.. i̇ki ismi silip kendi adını eklediğini.. yeniden bastırıp sahte listeyi bu yollla dağıttığını.. pm meclisine ve genel başkan yrdımcılığına girmek istediğini herkes biliyor o dönem..
nası hep hırs vereceğine biraz da ahlak verseydi.. de bu hallere düşmeseydi.. vekilde olsa bu leke ile gezecek.

Misafir Avatar
ayşe terzi 4 ay önce

denize atılan bu komployu alan çalışmasında hesap soracam

Misafir Avatar
sena feza 4 ay önce

ben bir gün bir yere geldiğimde denize kurulan tuzağı basında açıklayacam

Misafir Avatar
gökhan inceel 4 ay önce

bu iftirayı atandan deniz milletvekili olunca koruma amiri olarak ankarada hesap soracam

banner234

banner236

Vali “Açın” dedi...

Haberi Oku