FLAŞ HABER
ZONGULDAK:
Sözcü Gazetesi yazdı:

 Sözcü Gazetesi yazdı:

Kumsala ev yaptı

 

Karadeniz'de çevre talanına dair akıl almaz görüntülere bir yenisi daha eklendi. Zonguldak'taki doğa harikası Filyos kumsalına yapılan apartman "Bu kadar da olmaz" dedirtti. Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Şerafettin Turpçu, binanın AKP'li Filyos Belediye Başkanı Ömer Ünal'a ait olduğunu açıkladı.

Çevre talanı ve ülkemizin her bölgesinde giderek artan kaçak, plansız inşaatlar Türkiye’nin gündemine damga vurmaya devam ediyor. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde yaylalarda inşa edilen kaçak yapılar, tarım alanlarına verilen zararlar, Uzungöl gibi bir doğa harikasının bile betona teslim edilmesi, çevrecileri hem üzüyor hem de büyük tepkisini çekiyor.

SÖZCÜ YAYLADAKİ APARTMANI ORTAYA ÇIKARMIŞTI

Sözcü, geçtiğimiz günlerde CHP Milletvekili Haluk Pekşen‘in sosyal medya hesabından paylaştığı, Trabzon Sürmene’de yaylada inşa edilen apartmanı gündeme getirmiş ve görenleri hayretler içinde bırakan yapının görüntüsü Karadeniz’deki kaçak yapılar konusunda toplumsal farkındalığın oluşmasını sağlamıştı.

Sürmene’de yaylaya inşa edilen dev apartmanın yanı sıra yakılan çam ormanlarına yapılan villalar da Karadeniz Bölgesi’ndeki hukuksuz yapı ve rant gerçeğini gözler önüne serdi.

ZONGULDAK’TA KUMSALA APARTMAN DİKTİLER

 

Çevre talanına dair bir akıl almaz görüntü de Zonguldak’tan geldi. Zonuldak’taki doğa harikası Filyos Plajı’na yapılan apartman görenleri hayretler içerisinde bırakıyor, “Bu kadar da olmaz” dedirtiyor.

Konuyla ilgili olarak Sözcü‘nün sorularını yanıtlayan Cumhuriyet Halk Partisi Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu, Karadeniz’in geneline yayılan çevre talanının akıl almaz boyutlara ulaştığını, doğayı ve çevreyi korumak için mücadele ettiklerini söyledi.

Zonguldak’ta bulunan doğa harikası Filyos’ta kumsal üzerine inşa edilen binayla ilgili araştırma yaptıklarını da açıklayan Turpcu, Sözcü’nün konuya yönelik sorularını cevaplandırdı. İşte Şerafettin Turpcu’nun Filyos kumsalında yapılan o binaya ve Karadeniz Bölgesi’ndeki kaçak yapılaşmaya dair yönelttiğimiz sorulara verdiği cevaplar.

Kumsala inşa edilen apartmanı görünce doğrusu büyük şaşkınlık yaşadık. Söz konusu bina ne zaman inşa edilmiştir ve tam olarak nerede bulunmaktadır?

2015 yılında inşaatı başlamış, 2017 yılında apart otel ve altında balık restoranı olarak faaliyete geçmiştir. Bina kiraya verilmiş olmakla birlikte, çatı katları daire olarak düzenlenip Belediye Başkanı Ömer Ünal ve ortakları tarafından ev olarak kullanılmaktadır. Mevki olarak sahilde bulunan denizin içindeki eski iskelenin tam karşısındadır.

Kumsalda yapılmasına karşın bu kadar büyük bir kaçak yapının inşasına yönelik halktan tepki gelmedi mi? Yoksa bina kaçak statüsünden çıkarıldı mı?

Halk nezdinde tepki gördü. Ancak belge gösterilmeksizin halka yasal olduğu anlatılmaya çalışılmıştır. Ayrıca işletme için ‘turizm belgesi’ alınıp yasal hale sokulduğu söylenmektedir.

Nasıl inşa edildi, inşa süreci ne kadar sürdü?

Binanın temeli kazılırken, çok yoğun deniz suyu çıktı. Deniz suyunun temelden tahliyesi için çok çaba gösterildi. İnşaat 2 yıl sürmüştür. Bina bir grup çevreci tarafından dava edildi. Dava hala yargı sürecinde.

Kaçak yapının sahibi kim veya kimlerdir? Bina içindeki daireler satıldı mı?

Yapı, Filyos Belediye Başkanı Ömer Ünal’ın da ortağı olduğu Nazar adlı şirkete ait olmakla birlikte apart otel ve restoranı kiraya verilmiştir. Söz konusu bina, 2013 yılında yapılmadan önce eski sahipleri taraflarından bina yapılmak istendiğinde Belediye Başkanı tarafından kendilerine “bu arazide imar izni yok, siz buraya çivi bile çaktırmam” dediği bölge sakinleri tarafından bilinmektedir. Söz konusu arazinin hissedarlarından bir kadının hisseleri NAZAR şirketi tarafından satın alınarak diğer yer sahiplerinin de hisseleri satmaya zorlanmış neticede arsanın hepsi bu şirket tarafından satın alınmıştır. Satın alındıktan sonra Belediye Başkanı Ömer Ünal bu araziyi imara açmış, dolayısıyla yetkisini menfaatine kullanarak imar rantı elde etmiştir.

Fotoğrafta gördüğümüz kadarıyla binanın önünde bir yapı daha var. Bu nedir ve ne amaçla kullanılmaktadır? Eğer bir işletme ise kimler işletmektedir?

Bina ile deniz arasında başka bir bina olmamakla beraber, bina önüne deniz tarafına geniş bir balkon yapılmış olup işletmeci tarafından ticari amaçlı kullanılmaktadır. Binanın zemin katında balık restoranı olan kısım asma kat olarak yapılmış ve daha sonra asma kat ayrılan bölüm beton dökülerek kat haline getirilmiştir.

Karadeniz Bölgesi’nde iç acıtan bir çevre duyarsızlığı yaşanıyor. Bunun nedeni sizce nedir? Duyarsızlığa ve doğanın, doğal yapının zarar görmesine karşı bir tepki mevcut mu? Bu tepki yetersiz mi kalıyor?

Bölgeye yapılan inşaatlar sırasında Filyos’un akciğeri olan 100 yıllık ağaçlar kesilmiş ve kesilmektedir. Ayrıca bu alanlardaki yeşil alanlar yeşil alan statüsünden çıkarılarak imara açılmıştır. Halktan tepki büyük bir şekilde var ama iktidar gücü kullanılarak, tepki gösterenlerin iş ve ekmekleriyle oynanarak halk sindirilmiş ve bastırılmaktadır.

Bir hukuki süreç başladıysa söz konusu apartmanın sahibi kendisini nasıl savundu?

Konunun yargıda olduğu bilinmekle beraber bina sahiplerinin savunmaları ile ilgili bir bilgi bulunmamaktadır.

Binayla ilgili söylemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Bu binanın kıyı kenar kanununa uyup uymadığı incelenmelidir.

Siz bireysel olarak ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir vekili olarak özellikle doğanın tahribatına yönelik nasıl bir mücadele stratejisi planlıyorsunuz?

Eşsiz coğrafyasına, tarihsel ve kültürel miraslarına karşın şehirlerimiz uluslararası yaşam kalitesi sıralamalarında çok gerilerde yer almaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, gerek sosyal, gerek çevre gerekse de ekonomik açıdan ülkeye geri dönülmez zararı olan kısa vadeli ve popülist politikaları gereken stratejilerle engellemeliyiz. Ne yazık ki şehirlerimizde elli yıl sonra yaşayacak olanlar kimsenin umurunda değildir. Bu nedenle, mevcut “mirasyedi” anlayışının yerine “çocuklarımızdan ödünç aldık” anlayışının yerleştirilmesi zorunludur. Modernleşme ve gelişme adı altında kentin yaşam kaynaklarının vahşi biçimde yağmalanmasına karşı koymadan, çocuklarımıza ve torunlarımıza yaşanabilir kentler bırakabilmek mümkün değildir. Yaşanabilir, nefes alınabilir, yürünebilir, bisiklete binilebilir, insana ayrılması gereken mekanları otomobiller tarafından işgal edilmemiş, toplu taşıma sistemi çağdaş bir düzeyde hizmet veren, ormanlarında, parklarında gezilebilir bir kent için yapılması gerekli düzenlemelerin merkez destekli, şeffaf, yerel yönetim ve halk ile buna ilaveten sivil toplum temsilcileri ile bir kurul oluşturulması ve kararların buna göre şekillendirilmesi gereklidir. Getirilen her düzenlemenin “meşruiyetini” geçmişte yapılan hatalardan aldığı gerçeğinden bu nedenle yapılacak bu yeni düzenleme hataları en aza indirmek için oldukça faydalı olacaktır. Gelişmiş toplumlarda kentsel sorunlar, yalnızca politikacıların ya da plancıların çözmesi gereken teknik sorunlar olarak değil, demokratik olarak karar verilmesi gereken sosyo- ekonomik bir yaşam biçimi sorununu olarak görülmektedir. Bunu anlamadan ülkenin dört bir yanındaki talanı ve yağmayı durdurmanın imkanı olmayacaktır.

Hali hazırda Zonguldak ilimizin en başta gelen sorunu kömürle çalışan termik santrallarin halk sağlığına ve çevreye olan olumsuz etkileridir. Termik santraller sadece kurulu olduğu Çatalağzı bölgemizi değil, çok geniş bir alanı, Zonguldak'ın tamamını etkilemekte, havamızı, suyumuzu, toprağımızı zehirlemektedir. Çatalağzı- Filyos arası kuş uçuşu 15 km.dir. Bu bölge termik santraller nedeniyle adeta bir cehenneme dönmüştür. Solunum yolları hastalıkları ve kanser vakaları Zonguldak’ta en üst noktaya ulaşmıştır. İnsanların sağlığını kaybettiği, kuşların, arıların dahi yaşamadığı bir yer durumuna geldik.

“ÇED RAPORU SÜRECİ KADUK HALE GETİRİLDİ”

Hesap edilmeden yapılmış olan ve yenileri yapılması planlanan kömürlü termik santrallerin birbirinden bağımsız olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecine tabi olması nedeniyle, mevcutlar ve yapılmak istenenlerin “toplam etkisini” ortaya koyan bir değerlendirme ortada yoktur. Amacı çevreyi korumak ve ortaya çıkması olası sorunları engelleme görevi yapması gereken ÇED Raporu süreci bir anlamda kadük hale getirilmiştir. Çünkü ÇED, projelerin önünde aşılması gereken bir engel olarak görülmektedir. Çevresel Etki Değerlendirmesi gerçek işlevini yerine getirmeli ve termik santraller mutlaka çevre normlarına uymalıdırlar. Çevre normlarından muafiyet kesinlikle söz konusu olmamalıdır.

Doğa talanı incelenirken, kömürle çalışan mevcut termik santrallerin halk sağlığına, çevreye olan etkileri göz ardı edilmemelidir. Çünkü, hali hazırda karşı karşıya olduğumuz en ciddi, en büyük tehlikelerden birisi bu termik santrallerdir. Mevcutlar zehir soluturken, arka arkaya yenilerinin yapılmaya çalışılması nedeniyle katlanan bir tehlike ile karşı karşıyayız.

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner234

banner236

banner228

OHAL'de Demokrasi!

Haberi Oku