ZONGULDAK:
'ZEHİRLİ BİR YEMEK HAZIRLADILAR”

 CHP Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu ve Ünal Demirtaş, anayasa değişikliği paketini saray mutfağında hazırlanmış bir yemeğe benzetti

“ZEHİRLİ BİR YEMEK HAZIRLADILAR”

CHP Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu ve Ünal Demirtaş, belediye başkanları ve ilçe başkanları ile birlikte referandum süreci ve anayasa değişikliği paketini anlatarak, anayasa değişikliğini saray mutfağında hazırlanmış bir yemeğe benzetti. Anayasa değişikliği ile birlikte bir rejim değişikliğine gidileceğini ve bunun sadece CHP’nin sorunu değil 79 milyon Türk vatandaşının sorunu olması gerektiğini belirten CHP’li Demirtaş, “Saray mutfağında hazırlanan bu yemek bize göre zehirli bir yemektir. Bu yemeği tüm Türkiye’ye yedirmeye çalışıyorlar. Bu referandumun konusu da bu zehirli yemek olacaktır. Türkiye 3’üncü Dünya ülkesi olmamalı. Aziz Türk milleti geleceğini 1 kişinin iki dudağının arasında bırakmayacaktır. Türkiye 1 kişiden büyüktür” dedi.

Parti binasında düzenlenen basın toplantısıyla anayasa değişikliği paketinin içeriği hakkında bilgiler veren milletvekilleri adına ilk konuşmayı yapan CHP Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu, “AKP 15 yıldır ülkemizi yönetiyor. AKP’nin geldiği günden bugüne baktığımızda çok büyük farklar var. Nisan ayı içerisinde Anayasa Referandumu düzenlenecek. Anayasanın bize ne getirip ne götürdüğünü bugün anlatacağız. Ben ülkemizin genel durumunu anlattıktan sonra Ünal Demirtaş vekilimiz de bu anayasa durumunu anlatacak. AKP geldiğinde bir tek PKK terörünü tanıyorduk ve diğerlerinin ismi yoktu. Zaman zaman ortaya çıkarlardı ama 1984 yılından bu yana uğraşılan bir PKK terörü vardı. 2002 yılında AKP geldiğinde bu bela biraz defedilmiş ve başları da hapse atılmıştı. Şuan geldiğimiz noktada bu AKP’nin kendilerinin üst akıl dediği, bizim emperyalizm dediğimiz, onların ele başı Fetullah Gülen’in kurduğu partinin durumumuz ortada. Kendileri de daha öcne bu menzil daha önce neyse birlikte hareket ettiklerini söyledi. Bunlar yolda aralarında 2 ortak gibi kavga ettiler ve birbirlerine düşman oldu. Ne zaman ki 17-25 Aralık tarihinde büyük yolsuzlukların gün yüze çıkmasıyla bunlar oldu. 15 Temmuz darbe girişimine kadar da bu süreç işledi. Emperyalizmin bunu bir şekilde pazarlamasıyla birlikte Sayın Bahçeli’ye de gelen telefonla birlikte bir erken seçim alındı. AKP bu şekilde iş başına geldi. Bahçeli o günde bugünde aynı rolünü üstleniyor. Sonuçta Saddam’ın devrilmesiyle birlikte başlayan Büyük Ortadoğu Projesi’nde hareket başladı ve bizde Başbakan düzeyinde Eş Başkan olduk. Türkiye’nin geldiği rol bugün en son Suriye ile birlikte nereye geldiğimizi gördük. Suriye’ye gelene kadar olan olaylar bizim dışımızda gelişti ve o günden bugüne bizde bunun ne olduğunu hissetmeye başladı.

“NASIL AKP İÇİNDEN FETÖ’CÜ ÇIKMIYOR”

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında tüm kurum ve kuruluşlardan çıkan FETÖ’cülerin AKP içinden nasıl çıkmadığını merak ettiklerini de söyleyen Turpcu, “Dövizle ilgili Sayın Cumhurbaşkanının söylediği vahim bir söz var. Teröristle dövizi elinde tutanları aynı kefeye koyuyor. Nereden nereye geldik. Yakında Numan Kurtulmuş’un bir lafı var, ‘Başkanlık olursa terör biter’ diyor. 2002’ye kadar olan hükümetler başkanlıkla mı yönetti. Kurtuluş Savaşı’nda başkanlık mı vardı. Teröristlerle ilgili masada anlaşmamı yapıyorsun da bunları söylüyorsun. Bakın alışmadığımız terör eylemleri düzenleniyor ve bunlar devam ediyor. Numan Kurtulmuş’un bu lafıyla birlikte canlı bombaların, suikastların olabileceğini gösteriyor. AKP taşeron bir parti gibi kuruldu, bunların içinde yurtsever insanlar da var ama Fetullah Gülen ile beraber kurulmuştur ve kılcal damarlara kadar bunlar girdi. Her yerden FETÖ’cü çıktı da AKP içinden nasıl çıkmıyor. 80 ile 120 arasında milletvekili ByLock’cu yok mu? Milletvekillerinin kardeşi bile tutuklanırken kendilerinde nasıl bir şey çıkmıyor. Zaten derin şüpheler var bu şüpheliler de meclisteki oylamalarda oylarını açık olarak kullandılar. Bunlar FETÖ’cülerle beraber kurdukları partide çıkmaması masada anlaşılmıştır. Bunlar masada bu anayasayı geçirin sonra size güle güle emekli olun tutuklanmayacaksınız denilmiştir. Bu iş parti içi, bu iş parti işi değil bu rejim değişikliğidir. Fetullah Gülen ağlayarak milyonlarca insanı etkiledi. Bu gün tek kişiye kaderimizi neden temsil edilelim. Bunların tutunabilecek dalları bile yok” dedi.

“BU ANAYASA SARAY MUTFAĞINDA HAZIRLANMIŞTI”

Yeni hazırlanan anayasanın saray mutfağında hazırlandığını ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de bu yemeğe tuz koyarak halkın önüne zehirli bir yemek olarak bu anayasanın sunulduğunu belirten CHP Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş, “Bir anda ülke gündemine Sayın Bahçeli’nin bir açıklamasıyla anayasa değişikliği taslağı geldi. Bu taslakla birlikte Türkiye’nin rotası bir anda değişti. Sarayın mutfağında saray aşçıları tarafından hazırlanan yemek Bahçeli’nin de tuz katmasıyla birlikte önce Anayasa Komisyonu’nda görüşüldü daha sonrasında da meclis genel kurulunda bir oylama yapıldı. 339 evet oyuyla birlikte de genel kuruldan geçti. Şuan Sayın Cumhurbaşkanı’nın önünde ve önümüzdeki günlerde bir referandum süreci bizi bekliyor. Saray mutfağında hazırlanan bu yemek bize göre zehirli bir yemektir. Bu yemeği tüm Türkiye’ye yedirmeye çalışıyorlar. Bu referandumun konusu da bu zehirli yemek olacaktır. Biz bunu neden bu kadar ağır olarak eleştiriyor. Anayasal kutsal kitap değildir, değiştirilebilir. Bugüne kadar da birçok kez değiştirildi. İlk 4 madde hariç bu anayasa değiştirilebilir ancak özellikle rejim değişikliği yapılırken bir toplumsal uzlaşma aranır. Bakıyoruz bu teklifin getirilişine işte böyle bir uzlaşma yok. Bende komisyonda resmi olarak görevim olmasına rağmen o komisyonu başlangıcından sonuna kadar her dakikasında bulundum ve görüşlerimi bildirdim. Çünkü maalesef komisyon çalışmalarında en çok sıkıntı yaşadığımız 2 konu vardı. Biri söz isteyen milletvekiline söz verilmedi ve süre kısıtlaması yapıldı. Sınırlandırıldı. Bu kadar önemli bir değişiklik görüşülürken milletvekillerini ve 80 milyonu ilgilendiren bir konuda susturulması çok yanlış bir süreç oldu. Bu anayasa görüşmeleri hem komisyon çalışmaları sırasında hem de genel kurulda halktan gizlenmeye çalıştı. Maalesef bu kadar önemli bir konuda kameralar dışarı çıkartıldı. Genel Kurulda oylamalar ve genel görüşmeler TRT yayınının olmadığı saatlere denk getirildi. Bu görüşmeleri halktan gizlemeye çalıştılar. Şuan bakın halkın yüzde 80’i anayasanın içeriğini bilmiyor. Ayrıca komisyon esnasında hepimizi ilgilendiren bir anayasa değişikliği görüşülürken toplumun diğer kesimlerini davet etmediler. En önemli ayak yargı ayağıdır ama baroları, savcı ve hakim kruuluşlarını davet etmediler. Diğer STK’ları, sendikaları, üniversiteleri, gazetecileri yani halktan kimseyi çağırmadılar. Bu bile bu anayasa değişikliğinin ne kadar gizli yapılması gerektiğini gösterdiler” dedi.

“MECLİSİN İÇİNE BOŞALTIYORLAR”

Yeni hazırlanan anayasa değişikliği ile birlikte meclisin içinin boşaltıldığını ve ülkenin 1 kişinin 2 dudağından çıkacak lafa bırakıldığını da belirten Demirtaş, “Bu değişiklikle Başbakan yok ediliyor, bakanlar kurulu yok ediliyor. Başbakan ve Bakanlar meclisin içinden çıkmayacak. Cumhurbaşkanı dışarıdan meclis içi değil dışarıdan kişileri atama yoluyla kendine yardımcı seçecek. Yani milli egemenlik meclisten alınıp bir tek kişiye veriliyor. Meclisin görevi de boşaltılıyor. Türkiye’de bugün itibariyle bir başkanlık sistemi ihtiyacı var mı? Ben bugüne kadar ne AKP’de ne MHP’liler, ne CHP’liler ne HDP kitlesinde biz başkanlık istiyoruz diye bir halk kitlesi görmedik. Bu sadece 1 kişinin isteğiyle ısıtıp ısıtıp getirildi. Bu sistemi isteyen bir tek bebek katili APO vardı. Oda İmralı notları kitabında Şubat 2013 tarihinde dile getirmiştir. 3. Sahneyi alanda APO’dan sonra Devlet Bahçeli’dir. Oda başkanlık sistemi getirilebilir dedi. Türkiye’nin her tarafında bombalar patlıyor ve dün Numan Kurtulmuş’un söylemiyle bu bombalar artacak. Çünkü bombalar patladıkça AKP’nin oyu artıyormuş. Bunları kendisi söyledi. Türkiye’de insanlar arasında büyük bir korku iklimi var, öte yandan OHAL ile yönetiliyor. OHAL’in getirdiği de bir korku var. Yani darbe fırsatçılığı yaparak vatandaşların üzerine büyük bir korku salıyorlar. Vatandaşların korktuğu bir ortamda meşru bir anayasa yapamazsınız. Yaparsanız bu anayasa değişikliği gayri meşru olur. Burada bir asli kurucu iktidar rejim değişikliği yapabilir. Dünya’da iç savaş, dış savaş ve darbeyle anayasa değişebilir. ABD iç savaş yapıyor ve o anayasa ile yönetiliyor. Türkiye Cumhuriyeti 7 düvele karşı mücadele etmiş ve neticede egemenliği millete teslim etmişiz anayasa yapmışız. 3’ncüsü de darbeyle olur ve bunlardan hiçbiri şuan yok. Şuan sivil bir darbe var ve bu anayasa bir darbe anayasasıdır. Türkiye’yi 100 yıl geriye getirecek bir sivil darbeyi konuşuyoruz. Bu şekilde meşru olmayan bir anayasa değişikliği konuşuyoruz. Öncelikle 93 yıllık anayasal düzen, devlet, yargı ve yasama düzeni temellerinden sarsılıyor. Kurumların içi boşaltılıyor, devletin taşıyıcı kolları boşaltılıyor ve devlet yok ediliyor. Meclis sadece tabelaya dönüşüyor. Bizler bankamatik memuruna dönüyoruz. Yine yargının bağımsızlık ve tarafsızlığını yok edecekler. Yargıçları ve savcıları sarayın memuru haline getirecekler. Demokrasi yok olacak, basın özgürlüğü tamamen yok edecek, devletin meclisin ve yargının anahtarlarını tek bir kişiye teslim edecek ve daha da kötüsü 93 yıllık toplumsal barışı bozabilecek bir sistem getiriliyor. Türkiye’yi ekonomik anlamda da iflas ettirecek bir sisteme giriliyor” şeklinde konuştu.

“DOLAR 7 TL OLUR”

Dünya’da başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelerle parlamenter düzende yönetilen ülkelerin arasındaki ekonomik farklılıklara dikkat çeken Demirtaş, Türkiye’nin başkanlık sistemine geçmesi ile birlikte doların 7 TL gibi rakamlara ulaşabileceğini de vurgulayarak, “Dünya’da başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelerle parlamenter düzendeki ülkelerin ekonomik düzenine bakarsak dolar en az 7 TL olur. Şuan gırtlağımıza kadar borçta olan bir ülkede kimse bize borçta vermez. İnsani gelişmişlikte dünyanın ilk 20 ülkesinin 16’sı parlamenter rejimle yönetiliyor. Bu 20 ülkenin içinde 2 tanesi başkanlıkla yönetiliyor, onlarda Güney Kore ve ABD. 187 ülke içindeki en son olanlarda son 20 ülkeden 18 tanesi başkanlıkla yönetiliyor. Türkiye’yi getirmek istedikleri tablo budur. Türkiye 3. Dünya ülkesi olmamalı. Aziz Türk milleti geleceğini 1kişinin iki dudağının arasında bırakmayacaktır. Ve son olarak sözüm; ‘Türkiye 1 kişiden büyüktür’ olacaktır” ifadelerine yer verdi.

(Umut ERSES – Aycan KARADAĞ)








Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner228

“Güdük kafalılar” diye bağırasım geliyor

Haberi Oku