ZONGULDAK:
'Zonguldak'a emek ve ürün vermek istiyorum”

Kent Konseyi Başkanlığına aday olan Ekrem Murat Zaman ile Halkın Sesi konuştu;

“Zonguldak’a emek ve ürün vermek istiyorum”

Ekrem Murat Zaman; “Zonguldak Kent Konseyi Seçimli Genel Kurulunda, Yürütme Kurulu ve Başkanlığına adayız”  başlığı altında Kent Konseyi Yürütme Kurulu adına tüm Zonguldak basınına gönderdiği basın bildirisinde; Zonguldak Kent Konseyi Yürütme Kurulu olarak, Zonguldaklı olma ruhunu canlandırmak için yola çıktıklarını, Zonguldaklı olma bilincini yerleştirerek modern ve yaşanabilir bir kent yaratma düşüncesinde olduklarını belirtti.

“Zonguldak’a emek ve ürün vermek, Yararlı düşüncelerin her kesime ulaşması konusunda çaba göstermek, Zonguldak Kent Konseyi Yürütme Kurulu listemize ve çalışmalarımıza destek vermek için herkesi birlik olmaya çağırıyoruz.” Şeklinde bir açıklama yaptı.

Zonguldak’ta doğan, tüm yaşamı Zonguldak’ta geçen Ekrem Murat Zaman; “Zonguldak Kömür Havzasının İki Yüzyılı,” Zonguldak’ta Maden Mühendisleri Örgütlülüğü,” “Zonguldak İnsan Mekân Zaman,”“Kömürün Çocukları,”“Amele Birliği” kitaplarını yazarıdır. Kitapları dışında Zonguldak kömür havzasının işletmecilik tarihi ve Zonguldak kentinin tarihiyle ilgili araştırma yazıları kitap, dergi ve yerel gazetelerde yayımlandı. Halkın Sesi’nin de yazar kadrosundadır. Türkiye Taşkömürü Kurumundan görevlendirilen maden mühendisi olarak Zonguldak Maden Müzesi (ZMM) danışmanlığını yaptı. ZMM’de kendisine ilk ve tek teşekkür belgesi veren kişi Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut ÖZER oldu.Yaptığı çalışmalar ve ZMM danışmanlığı nedeniyle Atatürkçü Düşünce Derneği Zonguldak Şubesi’nden “teşekkür belgesi” ve “Zonguldak Sergi Odası” tarafından verilen, “2016 - Karaelmas İbn-i Sina Ödülü” ile Zonguldak Rotary Kulübü’nün verdiği 2016 – 2017 Dönemi “Meslek Hizmet Ödülünü” aldı.



Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Mahmut ÖZER, ZMM’de
 

1840 yılından sonra Cumhuriyete kadar Osmanlı Devletinin gereksinimi olan (özellikle savaş dönemlerindeki) buhar kömürü, Ereğli kömür havzasından karşılandı. Cumhuriyet kurulduktan sonra da bu değişmedi. Zonguldak madenleri sadece bölgenin kalkınmasında değil ülkenin kalkınmasında da (kömürü, demiri ve elektrik üretimi ile) önemli bir rol oynadı… Belki siz de, bu kadar önemli geçmişi olan Zonguldak’ta, madencilik tarihini dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi neden korumuyoruz diye merak etmişsinizdir.

Zonguldak hakkında bilgi edinmek için, araştırmacı yazar maden mühendisi Ekrem Murat Zaman’dan Halkın Sesi Gazetesi olarak detaylı bilgiler almak istedik… 

HALKIN SESİ; Zonguldaklı olmak nedir?

Sorunuza en iyi cevabı, yıllar önce Sayın Hamit Kalyoncu Hocamdan yazılı olarak almıştım. 

Geçmişte Zonguldak merkezinde faaliyet gösteren derneklerle bir dönem Zonguldak ve sorunları üzerine toplantılar düzenlediklerini, Zonguldak sorunlarını anlatmayı amaçladıklarını vehazırlanan raporda Zonguldaklı olmak konusuna da kendimizce açıklık getirmeye çalıştıklarını belirterek Zonguldaklılık bölümünü işlerken şu anlama gelen bir görüş ortaya koyduklarını belirtiyordu;

“Zonguldak’ta doğmuş olmak, nüfus kağıdına göre kişinin sadece doğum yerini belirler. Zonguldaklı olmak; Zonguldak’ın bugünü ve geleceği için düşünce, duygu, görüş yaratmak; projeler oluşturmak-hazırlamak, doğasını, kültürünü korumak, doğup büyüdüğü kenti her yönüyle tanımak ve tanıtmak; yardımlaşma ve dayanışma kültürünü geliştirmek, bu duygu ve düşünceleri toplumda yaygınlaştırmak; siyasal, toplumsal, kültürel, sanatsal alanlarda kenti temsil etmeye çalışmak, kent için emek ve ürün vermek, Zonguldak için yararlı düşüncelerin herkesime ulaşması için çaba göstermek...” 
Görüldüğü gibi, yıllar önce yazılı hale getirilmiş olan bu görüş, kent konseylerinin amacıyla da birebir örtüşüyor. 

HALKIN SESİ; Nedir Zonguldak?
 

Zonguldak’ı; “kral kömür” ve “kral kömürün ölümü” ile birlikte değerlendirmek gerekir.

18. yüzyılda temelleri atılmaya başlanan sanayileşme; günümüzdeki bilgi ve teknoloji düzeyine ulaşmasını sağladı. Maliyeti her geçen gün daha da düşen yeni bir enerji kaynağı olan, varlığını kömür ve demirden alan sanayi devrimi, yeni bir dünya düzeninin kapılarını açtı. İşte tüm dünyada, bu dönemde kral, kömürdü.

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de kömür, var gücüyle hayatın içindeydi.Ülkenin yegâne taşkömürü havzasındaki ekonomik ve sosyal gelişmeler 180 yıl önce taşkömürünün bulunmasıyla başladı. Enerji ve demir sanayii alanındaki bu gelişmeler, Cumhuriyet döneminde de artarak devam etti. Bu ekonomik ve sosyal gelişmelerin temelleri, “Kömüre Giden Demiryolu”projesiyle demiryolunun, sanayi kuruluşları ve limanlara ulaştırılmasıyla atıldı. 1939 yılında Karabük Demir Çelik Fabrikaları’nın kurulması, 1940 yılında kömür işletmelerinin Ereğli Kömürleri İşletmesi (EKİ) çatısı altında devletleştirilmesi ve Çatalağzı Termik Santralinin kurulması ülkenin ve bölgenin ekonomik gelişme sürecinin önemli adımlarıydı.

Hızlı sanayileşme sürecinde sonucunda bölge,  dünyanın her yerinden gelen uzmanların yanı sıra Zonguldak kentleri net göç alan bir konuma geldi. Bu durum özellikle 1950’den sonra elektrik üretim ve iletiminin yanı sıra demir (ERDEMİR) ve kömür sanayiine yapılan büyük yatırımlarla da hızlandı. 1970’lere kadar bu olumlu gelişim, kömür ve demir- çelik gibi geleneksel üretim alanlarında sürdü. Bu gelişmelerin sonucunda, bütün engellemelere(yeraltındaki kömürün korunması isteğine) karşın Ereğli kömür havzası, içinden üç il çıkardı.

Zonguldak, uzun yıllar göç alan il olmanın sorunları ile boğuştu. Bu sorunların en önemlisi de, istenmediği halde karbonifer penceresi üzerinde Zonguldak kent merkezi oluşmuştu.

Artık madenci kasabası, bir ilin kent merkezine dönüşmüştü. Başka bir deyişle kent kömürü yutmuştu. Bundan sonra artık asıl olan kömür değil kentti.

Dünyada da gidişat kömürün lehine değildi. Enerji üretiminde kömür giderek önemini yitirirken, yenilenebilir enerji kaynakları hızla yükselişe geçiyor olması“kral kömürün ölümü” anlamına geliyordu.

HALKIN SESİ; Neden yeni projelere gereksinim var?

Tarihin, bilim ve sanatla birleşmesi kültürü oluşturur. Turizm, kültürün pazarlanmasıdır. Müzeler, kültür ve turizm açışından önem taşımalarının yanı sıra, bilim ve sanat merkezleridir. Zonguldak Maden Müzesi’nin ve Gökgöl Mağarası’nın çok sayıda ziyaretçi tarafından gezildiği ve ilgi gördüğü bilinmektedir. Böyle olmakla birlikte Zonguldak’ta Maden Müzesininve bir mağaranın varlığı turizm açısındantek başına bir önem taşımaz. Türkiye’nin ekonomik mucizesi Zonguldak’ın korunması ve tanıtımıaçısından yeterli değildir.

Kentlerin de kendilerine özgü hafızaları vardır, günümüze ulaşan izler, çeşitli belgeler ve kentle özdeşleşmiş simgeler kent hafızasının birer parçasıdır. Kentler bu yüzden iyi korunmalıdır, kentleri korumak, aslında kentleri insanıyla birlikte yaşatmaktır. Ancak kentler çeşitli nedenlerden ötürü yeterince korunamaz. Korumacılık önünde en büyük engel, yine insanın kendisidir. 

Doğası kadar tarihi ile de kimlik sahibidir Zonguldak. Konu, yalnızca kent yapılarıyla sınırlı değil elbette…Zonguldak’ı kuranların düşleri, erişilen sosyal-kültürel yapı ve kentlerin ulaştığı ekonomik düzeylerde Zonguldak kent kimliğinin oluşmasına etki eden faktörlerdir. Kent kimlikleri öyle kolaycacık oluşmaz, tarihsel bir süreç gerekir. Yerüstü kadar yeraltında da açılarla dolu bir süreç…Kentlerin gelişmişlikleri ve geri kalmışlıkları zaman içinde değişebilir ama kimlikleri asla değişmez. Zorla değiştirmeye kalkarsanız kentin ruhu ölür, geriye kalanlar o kenti bir daha canlandırmaya yetmez.   Bunların hayata geçirilmesi için bilimsel bakış doğrultusunda tabi ki geniş katılımlı yeni projelere gereksinim var.

Sadece tarihi kentler korunmaz. Dünyada korumacılığın pek çok türü var. Dünyada bunun örnekleri çok. İsterseniz dünyadan birkaç örnek vererek başlayalım. Örneğin Sheffield, çeliğin modern anlamda üretildiği ilk kenttir ve Kraliçe Viktoria döneminde 1893 yılında 'Şerefli Şehir' unvanı verilmiş ve korunmaya alınmıştır. Almanya'nın Ramsbeck kasabasında bulunan ve ilk çağlardan beri bilinen eski kurşun-çinko madeni özenle korunmaktadır. Sanayi Devriminin başladığı  İngiltere'nin Yorkshire, Almanya'nın Ruhr bölgelerinde bulunan birçok eski işçi evine kimse dokunamaz. O evler ve o evlerdeki eski yaşam tarzları bugün birçok akademik çalışmaya konu olmakta, doktora ve tez olarak tekrar, tekrar ele alınmaktadır. Meksika’nın Monterroy kentinde bulunan ve ülkenin en eski demir çelik fabrikaları olan yapı toplulukları ‘Fondidora Teknolojik Park’ adıyla yeniden düzenlenmiş ve gelecek nesillere bırakılmıştır.

Dünyadaki örnekler dikkate alındığında, bizimde yapmamız gerekenler var. Bir örnek olarak söylüyorum. Tabiki yapılması gerekenler bunlardan ibaret değil. Turizm açısından Maden Müzesi’nden Gökgöl Mağarası’na kadar uzanan “Üzülmez Vadisi” boyunca var olan kömür işletmeciliğine dayalı sosyal ve sanayi yapılarının da değerlendirilmesinin turizm potansiyelini arttıracağını ve ayrıca Kozlu’dan, Üzülmez Vadisi boyunca uzanan demiryolunun varlığının da düşünülen hedefe değer katacağı inancındayım. Bu düşüncemi, Maden Müzesi’ndeki danışmanlığım boyunca dile getirmiştim. Zonguldak Valisi Sayın Ali Kaban’ın desteğiyle müze ve mağaranın varlığına değer katacak demiryolu, tarihi yapıların korunması restorasyonu ve değerlendirilmesini içeren “Üzülmez Vadi Projesi” çalışmaları başlatılmıştı. Buna çalışmalara “Kozlu – Zonguldak – Üzülmez Demiryolu Hattının Turizm Amaçlı Kullanılması Projesi” de eklenecekti.

Diğer bir proje ise; “Kömüre Giden Demiryolu” projesidir. 2006 yılı Mayıs ayında Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, “mühendislik mimarlık öyküleri – 2” kitabında yayınlanan “Kömüre Giden Demiryolu” adlı makalemden çıktığım yol bu projeyi oluşturdu.

Kömüre Giden Demiryolu; demiryolu tesislerinin yanı sıra, Karabük’ten Ereğli’ye kadar sanayi ve sosyal tesisleri turizme katmayı amaçlayan bir projedir. Bu proje ile Alaplı’dan Amasra’ya kadar uzanan ve içinden üç il (Zonguldak, Bartın ve Karabük) çıkarmış Ereğli kömür havzasının tarihini, kültüre dönüştürerek turizm ile pazarlanması amaçlanmıştır.

Zonguldak Valiliği koordinasyonunda Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı (BAKKA) tarafından hazırlanan “Kömüre Giden Demiryolu” isimli rapor ve kataloğunun tanıtımı niteliğindeki “Kelebeğin Rüyasına Yolculuk” isimli çalışma Bölgenin bütüncül bir turizm koridoru olarak ulusal çapta tanıtılması ve bölgedeki turizm değerlerinin farkındalığının yaratılması amacıyla 2-5 Mayıs 2017 tarihleri arasında düzenlendi. Proje kapsamında aralarında turizm firması temsilcileri, basın mensupları, akademisyenler, blogger ve birçok sosyal medya fenomenlerinin bulunduğu ekibin Zonguldak, Karabük ve Bartın illerini kapsayan gezisi Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı toplantı salonunda gerçekleştirilen lansman toplantısı ile sona erdi. Dileğim bu ve buna benzer projelerin sürdürülebilir olmasıdır.

HALKIN SESİ: Çocukluğunuzun Zonguldak’ından neler kaldı geriye?

Kamu kuruluşları üretiminin giderek düşürüldüğü ve yoğun bir dış göçün yaşandığı bölgede kömürün altın çağının maddi kalıntılarına hâlâ her köşede rastlanmaktadır. İşin kötü tarafı, havzanın madencilik müze kenti olarak kurgulanmasıyla ilgili geniş çaplı bir proje ise henüz yoktur. Şu aşamada, kömürle kurulan bir bölgedeki çoğunluğunu halkın -yaşamın bir parçası olarak- koyduğu yer adlarının değiştirilmemesi bile sevindirici olacaktır. 

Zonguldak’taMahalle, sokak, cadde adlarına baktığınızda;

Gazipaşa, Karafatma, Terakki, Meşrutiyet, Ontemmuz, Mithatpaşa gibi Türkiye cumhuriyetini var eden olaylar ve değerler karşınıza çıkar.

Karaelmas, Çaydamar, Taşbaca, Kılıç, Motris, Tumba, Kozma, Atölyeüstü mahalleleri; Uzunmehmet, Acılık, Damarlı, Baruthane, Işık, Santral,Trafo Caddeleri;17, 63, 69 Bacaağzı, Eskibaca, Derebaca, İkinci Makas Birinçi Makas, Direkharmanı, Olukaltı, Olukyanı Mevkileri;

Karamanya, Hacı Memiş, Arap, Taşkesen, Dağbaca, Kemerbaca, Baca Çıkmazı, Bacaağzı Sokağı Nefeslik, Pervane, Komprasör, Havalandırma, Tulumba, Tulumbaüstü, Bantüstü, Bantaltı, Olukbaşı, Olukaltı, Depo, Baruthane, Ambarlı, Akaryakıt, Harman, Lauvar, Fabrika, Tesis, Atölye, Kireçhane, Kireçocağı, Pavyon, Pansiyon Sokakları gibi adlarla karşılaşırız. Kömür ve kömüre verilmiş ömür olarak karşımıza çıkan bu yerler, -kaynağını da görerek- yalnız Zonguldak kömür havzasında gezilebilmektedir.

Dönemin güçlü mimarları ve mühendislerinin eseriyle kentin cadde ve sokaklarına adını veren lauvarlar, silolar, pansiyonlar, sinema ve tiyatro binaları, kara ve demiryolları ile mahir ustaların eseri galeriler, desandrilerin birçoğu hâlâ ayaktadır. Bunlar az bir çabayla konaklamada, beslenmede, eğlence ve bölge içi ulaşımda rahatlıkla kullanılabilecek durumdadır. Bunları da kullanarak kömürün toprağın yüzlerce metre altından çıkarılması, işlenmesi, taşınması ve demir çelik fabrikaları gibi alanlarda kullanılması aşamaları bölge halkına ve ziyaretçilere madencinin bir gününü yaşatarak tanıtılabilir. Bu bakımdan bölge, madencilik açık hava müzesi olarak değerlendirilmeye ve ziyaretçileri evlerine kendi çıkaracakları bir parça kömürle memnun göndermeye çok elverişlidir. Deniz, demir, kara ve hava ulaşımına açık olan bölgedeki koylar ve yoğun yeşil alanlar da kömürün bir de bu yolla bölgeye yeniden katkı sağlamasına destek olacaktır. 

HALKIN SESİ: Son olarak söylemek istedikleriniz.

Kentlerde imar çalışmaları yapılırken kent kimliklerine özen gösterilmesini diliyor ve son olarak diyorum ki;

Bütün bunların yapılabilmesi için;

Büyük bir dönüşümün yaşandığı Zonguldak’ın bugünü ve geleceği için düşünce, duygu, görüş birliği yaratmak,

Projeler oluşturmak,

Doğasını ve kültürünü korumak,

Kenti her yönüyle tanımak ve tanıtmak,

Yardımlaşma ve dayanışma kültürünü geliştirmek,

Bu duygu ve düşünceleri toplumda yaygınlaştırmak,

Siyasal, toplumsal, kültürel, sanatsal alanlarda kenti temsil etmek gerekir.

Zonguldak’ın şanlı tarihe bilim ve sanat kanatları takılarak, sonsuza dek yaşaması sağlanabilir.

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
yusuf murat 4 gün önce

araştırmacı bir arkadaş faydalı olur kaanatindeyim

banner234

banner236

banner228

banner238

TESKERE-İ SAMİYE TARİH OLUYOR

Haberi Oku