10.05.2021, 00:13 318

BÖYLE DEDİ BAŞKAN

Geçtiğimiz hafta içinde biliyorsunuz “ödemeler” konusunda Başkan Alan ZGC Başkanı Derya Akbıyık başkanlığında bazı gazeteciler tarafından ziyaret edildi.

Ama bir saatlik belki de biraz fazlası süren ziyaretin konusu Başkan Alan’ın konuşmaya başlamasıyla değişti, basın mensupları kendilerini bir eleştiri bombardımanı içinde buldular.

Alan basına olan bazı kırgınlıklarını dile getirdi…

Hakkında bazıları tarafından yalan yazıldığını, iftira atıldığını, bazı yazıların dozajının kaçarak eleştiri yazısı olmaktan çıktığını, biraz da sert bir üslupla söyleyerek tepkilerini açıkladı.

Aslında konu “50 liraya haber yapan gazeteciler” konusundan kaynaklanmıştı, gazeteciler de “kim bunlar açıkla, töhmet altında kalmayalım” diyorlardı ama yalan habercilik iddiaları konusunda Başkan’ın açıklamalarından sonra bu konudaki ısrarlarını rafa kaldırdılar…

Bu arada Başkan Alan çalışmalarını da aktararak; “Bakın ayda en az üç kere Sayın Cumhurbaşkanı beni arıyor, gece gündüz belli olmuyor, arıyor çalışmaları soruyor, Zonguldak’ın her tarafı şantiye gibi, her yerde varız ve çalışıyoruz, bunları teker teker anlatıyorum, Reis memnun oluyor, Zonguldak’a ilgisi büyük, çalışmalarımıza da, başka bir partide olsaydı başkanlık bunlar gerçekleşemezdi, geçmişte gördük… Üç kere Çevre Bakanı kentimize geldi, anlayın artık, iktidar bu kente önem veriyor, ben üç dönem için geleceğimi seçim öncesi ilan etmiştim, ama beğenmezler bir daha oy vermezler, yaptıklarımızla anılırız, sonuçta hepimiz buralıyız, birbirimizin yüzüne bakacağız, beni eleştirin ama yalan haber yapmayın, kardeş gözüyle baktığım baldızımı konu edip yazı yazıldı, ayıptır günahtır, bundan sonra adli yollara başvuracağım, kimsenin de gözünün yaşına bakmayacağım…”

Böyle dedi Başkan!

Özetle tabii ki…

Ve söz, döndü dolaştı, BİK kuralları nedeniyle birden bire kendilerini köşe yazarı olarak buluveren bazı gazetecilerin Alan’a göre asılsız olan yazılarına geldi, Başkan’ın istediği kanıtları önüne koyamadılar, birileri de çıktı “Başkan ben senin için şöyle yazdım böyle yazdım…” gibilerinden kendilerine yontan cümleler sarf ettiler, her halde Dr. Alan yememiştir…

Ve her zaman beklendiği gibi, Alan hakkında en çok eleştiri yapan bizim gazeteye de sıra geldiiiii…

Alan sıraladı, sıraladı, sıraladı…

Ve sordu:

“Sen söyle şimdi Sermet Abi, bu durumda sen olsan para verir misin?”

Ne diyeyim şimdi?

Sakal-Bıyık hesabı gibi bir şey…

Ve de tamamen dışında olduğum konular…

Bir yandan bizim belediyenin gazetelere tahsis ettiği para bazı çevre il ve ilçe belediyelerinin tahsis ettiğinden az, yani “almasan da olur” gibilerinden bir para, öte yandan Halkın Sesi ve Mustafa Özdemir, çektiği olanca maddi manevi baskılara rağmen kendisine gönderilen alışveriş çeklerini çalışanlarına dağıtmış biri…

Ve para şimdilerde de az da olsa bir delik tıkıyor.

Ne diyeyim?

“Valla Başkanım” dedim;

“Senin anlattıklarına göre vermek istememekte haklısın ama vermek de büyüklüktür” dedim çıktım işin içinden.

Yalan konuşamıyorum, huyum kurusun…

Her neyse;

Bu hafta Başkan ödeme yapacak, ZGC Başkanı Akbıyık’tan hazırlıklarını başlatmasını istedi o toplantıda.

Durumlar böyle işte, belediyenin işi zor, basının da zor, çalışanlarının hepten hayatı kaymış, yardımlar olmasa olmuyor, gerçi ZONSİAD düşünmüş ZGC’ye basın mensuplarına dağıtılması için ramazan kolileri göndermiş, Derya Akbıyık da bunları dağıttı ama gönül isterdi ki diğer kurum ve kuruluşlar da basın çalışanlarını biraz düşünseler, gerçekten öyle, gazetelerin aldığı ilan reklam vs. ne yazık ki masraflarının yarısı bile değil…

X XX

Anneler gününü kimimiz sevinçle, kimimiz üzüntüyle kutladık, kimi dangalaklar da bu büyük gün için geçmişe yönelik uydurma dini uygulama ve sözleri örnekler vererek anneler gününde ekranlardan ahkam kestiler…

Şöyle ki;

Sözde İslam alimi geçinen herif şöyle demiş:

-Giyim kuşam seven kadın maymunmuş…
-Kibirli kadın yılanmış…

-Erkeklere yalan söyleyen kadın tilkiymiş…

-Ama kocasına itaat eden kadın ise koyunmuş…

En hayırlı kadın koyun olanmış!

Bir başka alim efendi kadınların evlerinin kapısında oturmaması için erkeklere onlara yeni elbise yaptırmamayı öğütler.
Çünkü ona sorarsanız kadınların elbiseleri güzel ve yeni olursa kalplerine dışarı çıkmak arzusu gelir.
İlle de dışarı çıkmaları gerekiyorsa sıkı sıkıya örtünüp kötü giysiler giyecekmiş; başını öne eğip kimsenin yüzüne bakmayacakmış; kalabalığa karışmayacakmış; erkeklerin bulunduğu yere yanaşmayacakmış; herkesin dolaştığı sokaklardan uzak duracakmış; işini bir an önce bitirip evine dönecekmiş.
Bir diğer alim de şöyle zırvalar: “Dövme yapan ve yaptıran, yüzündeki tüyleri aldıran kadınlara Allah lanet eder…

Ebu bilmemkim, takma saç takan, taktıran, kaşlarını incelten, incelttiren kadınların da lanetlendiğini iddia eder.
Kadını baştan çıkarıcı şeytan olarak gösteren dinci yobazlar bundan bin yıl önce de vardı, hâlâ da var.
“6 yaşında çocuk evlenebilir” ya da “Annenin diz kapağı tahrik eder” diyen yobazlar kafalarına göre kurallar uydurup halka yutturmaya çalışıyorlar.

Geçtiğimiz akşamların birinde ekranlara çıkan aydın bir din insanı da şöylededi:“Kuran’da anlatılan İslam ile şu anda dünyada yaşayan 2 milyarı aşkın Müslümanın uyguladıkları İslam aynı değil”

Ve devam etti: “Dünyada yaşayan milyonlarca Müslüman sıkıntı çekiyor, açlıktan ölüyor, yaşam şartları çağdaş değil diye öldüklerinde cennete gidecekler diye bir şey de yok…”

Daha çok şeyler de söyledi.

Şimdi adını hatırlayamadığım bu din insanı ilahiyatçıyı kutluyorum, keşke tüm ilahiyatçılarımızböyle olsa diyorum. Araştırıp bulacağım ismini ve sizlere de bildireceğim…

Ve fitre zekat konusu

Arkadaşlar uydudan yayın yapan dinci kanallardan birine geçtiğimiz gün gözüm takıldı; Afrika’daki aç Müslümanlar için yardım topluyorlarmış…

Bir de görüntü yayınlıyorlar; Afrika’da bir yer, toprağın üstünde yemek kazanları, yemekler pişiyor, sonra insanları saf saf dizip yere oturtuyorlar, kafalarına birer takke takıyorlar Müslüman oldukları anlaşılsın diye, sonra da tabaklara koydukları yemekleri bunlara dağıtıyorlar, bunlar da yemekleri elleriyle avuçlarıyla yiyor…

Ulan, kafalarına takke vereceğine ellerine çatıl kaşık versene!

Acındıracaklar ya, böyle daha iyi…

Sonra da para istiyorlar.

Arkadaşlar; verin vermeyin bir şey demiyoruz ama dikkat edin diyoruz, şu kadar para geldi, tabağı şu kadardan bu kadar yemek dağıttık hesabını veremiyorlar.

Dikkat edin bunlara!

Fitre ve zekatlarınız için Mehmetçik Vakfını, Lösev’i ve Çağdaş Yaşam Derneğini unutmayın, hiç olmazsa paranızın ve yardımlarınızın nereye gittiğini biliyorsunuz…

Yorumlar (0)
19
kapalı