Kaç gündür Tosyalı’nın Filyos Endüstri Bölgesi’ne kuracağı 2 milyon ton kapasiteli gübre fabrikasının halktan kaçırılan ÇED Raporu’ndan bölümler yayımlıyorum sosyal medya adresimde. Bizi nasıl bir felaketin beklediğini, hiç ekleme yapmadan, o meşum rapordan aldığım bilgilerle kamuoyuna açıklamaya çalışıyorum. Proses çok karışık olduğu için, 835 sayfalık raporun kimi detaylarına giremiyorum, aklım da, zamanın da yetmiyor çünkü…

Paylaşımlarım toplumda ne kadar karşılık buluyor bilmiyorum. Ama şurası gerçek ki, Çaycuma’dan Zonguldak’a kentteki derin sessizlik ürkütüyor beni. İçimdeki yarın umudunu azaltıyor. Kimseye küsecek değilim elbette. Küsmediğim için de “Onların gizlemeye çalıştıklarını biz açıklıyoruz” diyerek paylaşımlarımı sürdüreceğim. Yarının aydınlık Türkiye’sinde torunlarıma hesap vermek gibi bir derdim var çünkü. İnanın ki bu dert, kimilerinin aklını çıkaran ahiret sualinden daha çok korkutuyor…

TOPLUMSAL MUHALEFETİN GÜNDEMİNDE “FİLYOS” DİYE BİR GÜNDEM NEDEN YOK

Raporu inceledikçe soğuk terler döküyorum. Ayak parmaklarından yükselen isyan dalgası boğazımda bir yumruk olup tıkanıyor. Hele ki, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının halk katılım toplantısını iptal etmesi içime sinmiyor bir türlü. Çevresel etkileri bu kadar yüksek bir tesisle ilgili, yöre halkına, bilgi vermeye gerek duyulmaması, Ankara’daki beyzadelerin Zonguldaklıları adam yerine bile koymadığını anlatıyor. Bunu yasaları da hiçe sayarak yapıyorlar üstelik…

Dileyen üstüne alınabilir, Bakanlık, “Boş ver bu kıvırcıkları. Onlar bu işlerden anlamaz. Ümüklerini sıksan sesleri çıkmaz. Kanun, nizam aldırma, işine bak” deme cesaretini kentteki suskunluktan alıyor. Emeğin başkaldıran kentinin bunca sessizliğe gömülmesinde AKP iktidarının toplumdan yükselen her itirazı terörize edip üzerine şiddetle gitmesi kadar, başta emek örgütleri olmak üzere toplumsal muhalefetin “Filyos” diye bir gündeminin olmamasının payı da bulunuyor…

BİN BİR YALANIN ARKASINA GİZLENEREK CİNAYET İŞLENİYOR FİLYOS VADİSİ’NDE

Ey Zonguldak, gör artık, tıpkı çocuk gibi kandırıyorlar bizi. Sırtımızı sıvazlayan haramzadeler bilgilenmek gibi en temel hakkımızı yok sayarak, yalnızca bizim değil milyonlarca yılın ürünü eşsiz doğamızın da kaderini belirliyor. Ankara’nın karanlık mahfillerinde alınan kararları, gece yarısı kararnamelerine dönüştüren haramiler, tüm vadiyi adım adım Çatalağzı’na çeviriyor. Gözlerimizin önünde, bin bir yalanın arkasına gizlenerek cinayet işleniyor Filyos Vadisi’nde…

Ey üniversite hocaları, mimarlar, mühendisiler, halk sağlığı uzmanları, hukukçular! Sizleri okutup her birinizin isminin önün san yazdıran halka doğruları açıklamak, aydınlatmak, haklarını savunmak gibi bir göreviniz olduğunu ne zaman hatırlayacaksınız?  Ey gazeteciler, sözde yazarlar, halktan gerçekleri gizlemeyi daha ne kadar sürdüreceksiniz? Bölgemizin en değerli ekosistemini tarumar eden paragözlerin daha ne kadar sesi olacaksınız? Bu vebalin altından nasıl kalkacaksınız sahiden…