06.01.2014, 01:05 792

Büyük grev itibarsızlaştırmak

 26 yaşını henüz geçmiş bir delikanlıydım büyük madenci yürüyüşünde… EKİ’ye işbaşı yapalı ise ancak 9 yıl olmuştu.

Yeni işçi sayılırdım ama işe girdiğim ilk günden beri sendikal mücadelenin içinde olduğum için epey deneyimliydim de… Grevin hazırlanmasından yürütülmesine kadar geçenin değil yalnızca, Zonguldak ve Havalisi Maden İşçileri Sendikası’nın, Genel Maden İşçileri Sendikası’na evrilmesinden bu yana geçen tüm sürecin canlı tanığıydım…

Sarı sendikacılığın ülkedeki simge isimlerinden Mehmet Tezer’in istifa edip, yerini, greve büyük bir başarıyla önderlik yapan Şemsi Denizer’e bırakmasının kafamda oluşturduğu soru işaretleri, bugün bile çengellenmiş vaziyette duruyor aklımda…

83’lerde işyerlerinde komiteler halinde başlayan mücadele, zamanın ruhunu da yakalayıp kartopu gibi büyümüş, 12 Eylül’ün kılıç artıklarını da toplayarak büyük grevi yönlendirecek kadroları da çıkarmıştı ortaya…

3 beş kişilik komiteler yüzlerle ifade edilecek sayılara ulaşmıştı grevde. Havza Komitesi olarak Murat Aksoy’un başkanlığında her gün toplanıyor, ertesi günü planlamaya çalışıyorduk…

Atılacak sloganlardan yürünecek güzergâha, kortej sırasından toplanma saatine kadar her şeyi, bir akşam önceden planlanıyor, hiç şaşmayan bir kesinlikle de uyguluyorduk…

Yüz bin yürekle, yüzlerce kilometre yol kat ettik, 60 gün boyunca kenti adeta işgal altında tuttuk da en küçük bir adli vakaya yol açmadık Zonguldak’ta. Bu tümüyle o komitelerin ve maden işçisinin şuurlu davranışının gücüydü…

 

AVAM DİLİ HİÇ HAKİM OLMADI SAFLARIMIZA

Zonguldak madencilerinin bu ilk yasal grevi, dünyayı ayağa kaldıran bir görkem, göz yaşartıcı bir dayanışma ve siyasal söylemi son derece yüksek bir şekilde sürdü, öyle de bitti.

Mengen Dağları’nın ayaza kesmiş kuytuluklarında ateşböcekleri gibi geceyi ışıtırken, içimizde çoğalan öfkeden çok umuttu bu yüzden…

Çocuklarımızın daha iyi bir dünyada yaşamasının kavgasını veriyorduk ve ilk kez bunun ellerimizde olduğunu görüyorduk, biraz daha dayanırsak başaracaktık…

Kimi şeyleri başardık da… Bir ölçüde de olsa insan gibi yaşayacağımız ücreti kazanmakla kalmadık, Özalizm denen putu da yıktık ülkede. Ekmeğimize göz diken açgözlülüğe de hak ettiği dersi vererek sahip çıktık geleceğimize…

Hiç tartışma yok ki, ANAP iktidarı ile vahşi kapitalizmin has temsilcisi Cumhurbaşkanı Özal vardı hedefimizde…

Zaman zaman espri dozu yüksek sloganlar attıysak da, düzeyi hiç aşağılara düşürmedik, aramızda çok sayıda lümpen olsa da avam dili ne güzel ki hiç hakim olmadı saflarımıza…

Akıldanelik yapma heveskarı bir gazetecinin gerçeğe değil de tevatürlere yaslanarak yazdığı gibi “İşçiler ocağa Semra …..” sloganı yüz binlerin haykırışı değil, birkaç kendini bilmezin kendi arasında yaptığı maço sohbetin ürünüydü en fazla…

Kaç gündür hafızamı yokluyorum, o günleri yaşamış, sloganları attırmış insanlarla konuşuyorum uzun uzun. Kimse öyle bir sloganın haykırıldığını anımsamıyor.

 

EGEMENLER BÖYLE İSTİYORLAR ÇÜNKÜ

Bu söz neden öne çıkarılıyor öyleyse?

Birincisi dezenformasyon yaparak hakları için mücadele etmek yerine egemenlere yaranma stratejisinin daha doğru olduğu fikrini topluma empoze etmek, ikincisi de yalnızca ülke değil, dünya işçi sınıfı tarihinin en güzide sayfalarından biri olan görkemli direnişi itibarsızlaştırmak için…

Egemenler böyle bir ruh hali istiyorlar çünkü kentten…

Hakları için mücadele etmeyen, kendisine biçilen deli gömleğini hiç itiraz etmeden giyen, Tayyiplerin, Toptanların, Uçarların ağzından çıkan her sözcüğü kelam-ı kadim sayıp başının üstüne koyan bir ahali olsun istiyorlar Zonguldak’ta…

Ödenmeyen ikramiyeleri için Genel Müdürlüğün kapısına dayanan insanların hak mücadelesini “eşkıyalık” olarak nitelendirmeleri de bundan, Zonguldak’ın içinde bulunduğu kötü tablonun sonuçlarına greve mal etme çabaları da…

Önlerine barikat kurularak kendi işyerlerine girmeleri engellenen hakkı yenmiş işçilerin öfkesini anlamaya çalışmadıkları gibi, çay-simit hesabına parası yetmeyen işçilerin Özallara duyduğu öfkeyi de anlamıyorlar…

O destan yazan direniş olmasa bugün havzada devlet işletmeciliği diye bir şeyin kalmayacağını çok iyi bildikleri halde, gerçeği tersyüz ederek grevi TTK’yı küçülmesiyle sonuçlandığını söyleyerek karalamaya çalışıyorlar…

Yağmak yok… O şanlı direnişin itibarsızlaştırılmasına izin vermeyeceğiz asla…
En azından Mengen barikatında atılan sloganların ağzında yankısı hâlâ duran bizler yaşadığı sürece, destanını yazcağız o güzel kavganın…

Yorumlar (7)
çaycuma 8 yıl önce
aslan madenci
Mustafa Eyriboyun 8 yıl önce
zonguldak'ta günlük olayları internete en hızlı düşüren pusula gazetesi'dir. fakat o kadar taraflı haberler, köşe yazıları çıkıyordu ki sitesine aylardan beri hiç bakmıyorum. yazılan yorumların işlerine gelemeyeni yayınlamıyorlardı. bunu attilla öksüz'e yazmıştım. "artık gazetenizin adını bile anmam" diye.

bugün ahmet öztürk'ün yazısını okuyunca, kime atfen yazıldığını merak edip google'dan arama yaptım. tahmin ettiğim gibi pusula'da çıkan bir yazı üzerine yazıldığını anladım. linki:
http://www.pusulagazetesi.com.tr/index.php?hayns=2&yazilim=makaleler&osmanli=yazar&id=4352

grev sırasında eşim gmi̇s'te araştırma uzmanı olarak çalışıyordu. bütün akrabalarım, köylülerim ocak işçisiydi. fotoğraf çekmek için grev boyunca işçilerin arasındaydım. bir kere bile atilla öksüz'ün yazdığı sloganı duymadım.

ne diyelim. bizim ülkede ve zonguldak'ta gazeteci olmak demek ki böyle oluyor. yazıklar olsun...
Kelebek etkisi 8 yıl önce
zonguldakspor 88 yılında birinci lgden düşürüldü...91 şanlı grevi ile mengende zonguldak düşürüldü..95 yılında üniversitede sol misyon düşürüldü...göç veren şehirde...herşey tesadüf...halk olmadan halka inemeden ..tüm tavirlar yanliş...biz büyüdük ve kirlendi dünya...
Turgut Güven 8 yıl önce
büyük grev ve ankara yürüyüşünün yıldönümünde zonguldak maden işçisinin dünyanın en büyük eylemi olarak tarih sayfasına yazdığını hazmedemeyenlerin görevidir karalayıp itibarsızlaştırmak...bu görevi o zaman da işçiler içinde yapanlar vardı.. ve eline kalem almış yüzsüzler de.. görevleri maden işçisini ve eylemini küçülmek zonguldak'ta boğazlamaktı.. başarılı olamadılar çünkü biz çok güçlüydük.. hala kuyruk açıları duruyor olmalı ki küstahlıklarına köşelerinden devam ediyorlar.. şanlı grevin her kademesinde görev almış biri olarak böyle ahlaksızca bir sloganı ne duydum nede onayladım.. ahmet öztürk'ün de yazdığı gibi üç beş kendini bilmezin söylemi zaten taşkınlık yapanların etkisizleştirildiği gibi yok edilmiştir.. ancak o zamanki çankayanın şişmanının edepsizliklerini köşesindeki bir tek satıra bile taşıyamayanların bu gün ekmeklerini yine o grevdeki kazanımlara borçlu olduklarının nankörlüğünü, yüzsüzlüğünü yaşıyoruz.. gördüğümüz okuduğumuz budur muhatap almaya değmez..
Muharrem Akman 8 yıl önce
büyük grevde yazarımız kadar aktif olmasakda hemen hemen her gün ihsaniyeden zonguldağa yürüyenledenim gerçektende onca kişi büyük bir disiplin içinde yaklaşık iki ay süren grevde yazarımızında bahsettiği beilirli kişilerin söylemiş olduğu gerve katılanların tamamına yakını tarafındanda istenmeyen münferit sloganlar hariç gerv ve ankara yürüyüşü disiplin içinde yapıldı belki ogün ücret olarak bir artımız oldu ama bugün için ilimize ve kuruma ne getirdi ne götürdü bilmiyoruz ama galiba eksi yanı fazla oldu saygıyla
Turgut Güven 8 yıl önce
madenci grevinin ne getirip ne götürdüğünü iyi anlamak lazım.. bardağın dolu ve boş tarafını tartışmak gibi bir şey bu.. grevden yana ve içinde olan biri olarak ben o grevler yapılmasaydı çoktan ttk ve zonguldak için özal'ın ve çiller'in uluslararası sermayenin istediği 20 yıl önce yaşanmış olurdu.. daha dün maden işçileri sendikasının önüne geçerek haklarını aramaları bile o grevin öğrettikleridir.. bu mücadele karalandığı ve itibarsızlaştığı, grevde faal olan kadronun tasfiye edilmiş olması, resen emekliliğin devam etmesi ve şemsi denizer'in öldürülüşü sonucunda zonguldak her geçen gün küçültülmekte her geçen gün öldürülmektedir... benim bakış açım budur...
Zeki Başoğlu 4 ay önce
Ahmet bey, yazınızı dikkatlice okudum. Rahmetli Mehmet Tezer'e sarı sendikacılığın "temsilcilerinden" demeden önce keşke Genel Maden İş sendikasının Mehmet Tezer'e gelinceye kadarki başkanların faaliyetlerinide inceleyebilseydiniz. Büyük madenci yürüyüşünü itibarsizlastirmaya çalışmak ne ise, Mehmet Tezer'i itibarsizlastirma gayretide ona eşdeğerdir. İyi akşamlar.
17
açık