Eğitim İş Zonguldak Şube Başkanı Kamuran Çataklı, "2021-2022 eğitim-öğretim yılı 6 Eylül 2021 tarihinde başlamıştır. 18 milyon öğrenci ve 1 milyon eğitim emekçisi, bu eğitim öğretim yılına, pandemi koşullarına rağmen Milli Eğitim Bakanlığı tarafından alınmayan önlemler, birikmiş ve çözüm bekleyen sorunlarla girmiştir." dedi.

Çataklı'nın açıklaması şöyle:

"Mart 2020’den bu yana okulun kapısından giremeyen ya da eğitime uzaktan da olsa erişemeyen milyonlarca öğrenci bulunmaktadır. 23.03.2020 tarihinden günümüze genel olarak uzaktan öğretim yapılmaya çalışılmıştır. Okulların kapalı kalmasının sonucunda da eğitime erişim açısından var olan eşitsizlik artarak devam etmiştir. Maddi imkanları iyi olan aileler uzaktan öğretim araçları ile çocuklarının nitelikli eğitime erişimini sağlamış, özel derslerle çocuklarına takviye kurslar aldırmışlardır. Ancak uzaktan eğitime erişim için gerekli bilişim araçları olmayan öğrenciler tüm eğitim ortamlarından uzak kalmışlardır. Çocuklarımız iyi eğitimli bir azınlık ve nitelikli eğitime erişemeyen bir çoğunluk olarak ayrıştırılmıştır.

Eğitimin geldiği vahim durum açısından özeleştiri vermek, hataları telafi etmek, önlem almak, açıkları kapamak için koca bir yaz dönemi olmasına karşın MEB yine gereken adımları atmamıştır. Hazırlık için değerlendirmesi gereken dönemde, gerici dernek ve vakıflarla protokoller imzalama derdine düşen MEB'de zihniyet değişmemiş, sadece bakan koltuğunda oturan isim değişmiştir.

Oysa bir süredir ülkemizde vakalar yükselmekte, dünyanın en çok korktuğu varyantlar yaygınlaşmaktadır.

Hal böyleyken; gerekli adımları atmadan başlatılacak bir yüz yüze eğitim dönemi, Korona virüse istediği kuluçka zeminini sağlayacaktır.

Eğitim kurumlarının pandemi koşullarında eğitime hazır olduğu da MEB'in bir başka yalanıdır. Eğitim-İş olarak defalarca uyarmamıza rağmen eğitim kurumlarına kalıcı, kadrolu temizlik personelleri sağlanmamıştır. Temizlik materyallerinin masrafı yine velilerin ve öğretmenlerin sırtına yüklenmiştir. Eğitim kurumlarımız bu haliyle hem eğitim emekçileri, hem de öğrenciler için salgın zamanında en tehlikeli yerler haline gelecektir.

Pandemiden önce açıkladığı raporlarla öğretmen açığı bulunduğunu itiraf eden MEB, bu koşullara rağmen yeterli öğretmen ataması yapmamıştır.

Eğitim önemli, sağlık ise hayatidir. Yüz yüze eğitime geçilmesi için okullara kadrolu temizlik personeli atanması, tüm okullara gerekli hijyen malzemelerinin periyodik olarak teslim edilmesi, hijyen kurallarına uyulup uyulmadığının sıkça denetlenmesi ve okulların, sınıfların, okul bahçelerinin fiziki durumları gözetilerek metrekareye düşecek insan sayısına dair düzenlemeler yapılması şarttır.

Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz: Son iki yıldır ağır yara alan eğitim, yeni dönemde mutlaka yüz yüze yürütülmeli ve yeni olağanüstü durumlar baş göstermedikçe öyle sürdürülmelidir. Ancak bunun sağlıklı olabilmesi için atılması şart olan adımlar konusunda uyarılarımıza MEB kulaklarını tıkamıştır.

MEB'e tekrar çağrımızdır:

  • MEB’in kaynaklarının verimli kullanılması ve MEB’e acilen ek kaynak aktarılması sağlanmalıdır.
  • İhtiyaç olan 44 bin dersliğin yapımına derhal başlanmalıdır.
  • Sözleşmeli, ücretli öğretmenlik uygulamasına son verilmelidir. Pedagojik formasyona uygun olarak sınıf mevcutları oluşturulmalı ve bu ihtiyaca göre yeterli sayıda kadrolu öğretmen ataması acilen yapılmalıdır.
  • Tüm okullara kadrolu temizlik görevlisi ve sağlık personeli ataması yapılmalıdır. Yıllardır yalnızca öğretmenlerin yararlandığı eğitim-öğretime hazırlık ödeneği, eğitim sisteminin tüm eksiklerine rağmen yoğun emek harcayan ancak ödenek almayan eğitim çalışanlarına mağduriyet yaşatmakta, harcadıkları emeğin göz ardı edilmesine neden olmaktadır. Bu da hem çalışma ortamlarında huzursuzluk yaratmakta, hem de eğitim ve öğretim hizmetlerinde yetersizliklere yol açmaktadır.

Eğitim ve bilim çalışanları arasında ayrılık yaratan bu uygulamanın düzeltilerek, hazırlık ödeneğinin yardımcı hizmetler personelinden memuruna, akademisyeninden idari personeline, kadar eğitim ve öğretim alanında çalışan herkese ödenmesi sağlanmalıdır.

  • Okulların ihtiyaç duydukları temizlik malzemeleri eksiksiz karşılanmalıdır.
  • MEB, geçen eğitim döneminde mağdur ettiği öğrencilerden bir ders çıkararak, bir yandan olağanüstü bir durumun meydana gelme ihtimaline karşın uzaktan eğitim hazırlıklarını sürdürmelidir. EBA'yı güçlendirmeli, canlı ders konusunda öğretmenleri güvenilmez programlar kullanmaya mecbur etmemelidir. Örgün eğitim süresince öğrencilere ara ara uzaktan eğitime ilişkin bilgiler verilmeli, bir yandan da MEB'in söz verip yerine getirmediği ihtiyaç sahibi öğrencilere bilgisayar/tablet dağıtılma işi tamamlanmalıdır.
  • Öğretmenlerin tamamına diz üstü bilgisayar verilmelidir.
  • Bütün çocukların eğitim-öğretim imkanlarına erişimi konusunda var olan eksiklikler ivedi olarak giderilmelidir.
  • Öğrenme eksiklerinden kaynaklı ekonomik ve sosyal kayıplar, öğrenme uçurumları telafi edilmelidir.
  • Öğrencilerin sosyal ve fiziksel gelişimsel sorun yaşamamaları için gerekli tedbirler alınmalıdır. PDR hizmetlerinin verimli bir şekilde tüm öğrencilere ulaştırılması gerekmektedir.
  • Sınıflar bölünmeli, sınıf başına düşen öğrenci sayısı pandemi hesap edilerek belirlenmelidir. Oturma sıralarının arasındaki mesafe bilim insanlarının uyarıları dikkate alınarak belirlenmeli ve sıralar arasına çizgi çekilerek bu mesafenin aşınmaması sağlanmalıdır.
  • Sınıf sayısının çoğalmasıyla birlikte ihtiyaç duyulan öğretmen sayısında artış meydana gelecektir. Bu hesaplamaları önceden yapmak, gerçekçi rakamı belirlemek ve öğretmen atamalarını bu ihtiyaç doğrultusunda eğitim başlamadan gerçekleştirmek birçok sorunu çözecektir.
  • Sınıflara eskisi kadar öğrenci alınamayacağı düşünülürse zaten yaz boyu bitirilmesi gereken ama ihmal edilen yeni derslik inşalarına hız verilmelidir. Daha önce depreme dayanıksız okullar tespit edilerek bu binaların bir bölümü yıkılmış bir bölümünde de güçlendirme çalışmaları tamamlanamamıştır. Çözüm olarak okulların birleştirilmesiyle çocuklar üst üste eğitim almak zorunda kalacaktır.
  • Vakit kaybetmemek için fiziki koşulları uygun olan okullarda okul bahçelerine ya da geniş spor salonlarına geçici portatif derslikler yapılabilir. Bu konuyla ilgili MEB, yeni derslikler bitene kadar yerel yönetimlerle işbirliği içinde olabilir ve onların nispeten atıl olan binalarını geçici derslikler olarak kullanabilir. Vakıf adı altında faaliyet gösteren her tarikatla koşa koşa protokol imzalayan Bakanlık için bu, en fazla 1 haftada halledilebilecek bir iştir.
  • Okullarda herkesin maske kullanması zorunlu kılınmalı ve periyodik olarak denetlenmelidir. Yoksul öğrencilerin bir maskeyi koruyucu özelliğini yitirdikten sonra dahi takmak durumunda kaldığı, öğretmenlerimizden geçen dönem gelen bilgiler arasındadır. Bunun önüne geçmek için maske temini bizzat devlet tarafından sağlanmalıdır.
  • Her okulda Covid-19 semptomu gösterdiğinden şüphelenilen çocukların bekleyebileceği özel bir oda olmalıdır. Ayrıca her okulda bir hemşire odası oluşturulabilmesine ilişkin yakın gelecek için adımlar atılmalı, bu konuyu MEB ile Sağlık Bakanlığı akılcı biçimde masaya yatırmalıdır.
  • Öğrenciler ve velilerin belli periyodlarla salgın ve hastalığın semptomları konusunda bilgilendirilmesi sağlanmalıdır. Toplum içinde nasıl öksürüp hapşırılacağından, temel hijyen kurallarına kadar gerekli tüm bilgiler öğrencilere kısa sürede aktarılabilmelidir. Semptomları gösteren öğrencilerin okula gelmemesi gerektiği bilincini oluşturmak şarttır.
  • Teneffüs saatleri okul bünyesindeki belli sınıflar için ayrı ayrı belirlenmelidir. Böylece teneffüs saatlerindeki kalabalık nispeten engellenmiş olacaktır. Her ders sonrası sınıfların havalandırılması sağlanmalıdır.
  • Üniversitelerde durum daha vahim hale gelmiştir. Örneğin, ön lisans öğrencileri son 2 yılda sadece bir dönem yüz yüze eğitim alarak mezun olmuşlardır. Diş hekimliği, tıp fakültesi gibi alanlarda eğitim gören öğrenciler uygulamalı eğitimden faydalanamamışlardır. Özellikle bu alanlardaki öğrenme eksiklikleri ivedi olarak giderilmelidir.
  • Kendi öğrencimize yetmekte sıkıntılar yaşandığı halde yabancı öğrenci kontenjanları %60 hatta bazı bölümlerde %100’e yakın oranlarda arttırılmıştır. Yabancı öğrenci kontenjanı, uluslararasılaştırma denilerek YÖK tarafından pilot olduklarını belirten üniversitelerin insiyatifine bırakılmıştır. Bu durum, eğitimde fırsat eşitsizliğinin yarattığı bir çok sorun ile beraber gelecek kaygısı yaşayan gençlerimize haksızlık olduğu gibi normal şartlarda dahi yetersiz sayıda, eksik kadrolar ile çalışmak zorunda kalan gerek akademik gerek idari personelin iş yükünü artırmaktadır. Bu yanlıştan acilen dönülmesi gerekmektedir. Ayrıca daha önce öğrenci yatay geçişlerinde öğrencinin başarı ortalaması baz alınırken bu gün geldiğimiz noktada mülakat ile öğrenci yatay geçişi yapılmakta bu durum da kafalarda soru işareti bırakmaktadır.

Eğitim özveri, disiplin ve istikrar işidir. Hiçbir başarı nasıl tesadüf değilse, MEB'in şimdiye dek sergilediği başarısızlıklar da tesadüf ve sürpriz değildir. Yakın geçmişte yapılan hatalardan ders alınmalı, bir ulusun geleceği olan eğitim daha fazla heba edilmemelidir.

Eğitim-İş olarak söz konusu eksikliklerin yüz yüze eğitim başladığında da yakından takipçisi olacağımızı ve bu konuda kamuoyunu bilgilendirme görevimizi sürekli olarak ifa edeceğimizi ilan ediyoruz." (Haber Merkezi)